FETÖ darbe girişimi sırasında Saraçhane'de protestolara katılan İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İrfan Çiftçi,  "Vatandaş bariyeri zorlamaya başlayınca komutan ateş emri verdi. Askerler havaya ateş etti. Komutan ayaklarımızın altını taradı" dedi.
Çiftçi, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, o gece gördüğü şiddeti daha önce hayal bile edemeyeceğini söyledi.

SOKAKLARDA ASKERLERİN OLDUĞUNU FARKETTİM;

FETÖ'cülerin gözünün nasıl döndüğünü ve cani olduklarını Saraçhane'de gördüğünü aktaran Çiftçi, şunları anlattı:"Üniversitedeki odamda çalışırken, arkadaşlarımın araması üzerine olaylardan haberdar oldum. Sokaklarda askerlerin olduğunu öğrendim. Darbe girişimi olduğunu düşünmeyerek evime gitmek üzere dışarı çıktım. Vezneciler'de 22.30'da iki askerle karşılaştım. Evime gittiğimi söylediğim halde Saraçhane yönüne gitmeme izin verilmedi. Terör eylemi olduğunu düşünerek odama geri döndüm. Bir telefon sonucunda olayın darbe girişimi olduğunu anladım.

ERDOĞAN'IN ÇAĞRISI

Çiftçi, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin işgal edildiğini öğrendiğim için çıkmaya hazırlanırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatandaşları meydanlara çağıran konuşmasını duyduğunu ve odasındaki bayrağı alarak arkadaşlarıyla dışarı çıktığını dile getirdi.

KOMUTAN AYAKLARIMIZIN ALTINA ATEŞ ETTİ

Çiftçi, Vezneciler tarafından belediye binasına doğru ilerlerken insanların karşılaştığı bariyerleri zorlaması üzerine 2 askerin "Ağabey, askerliğimizi yakmayın." diyerek vatandaşlara engel olmaya çalıştığını söyledi.Askerlerle konuşmaya çalıştığını belirten Çiftçi, şöyle devam etti:"Askerlere 'Buna, Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız, MİT ve Genelkurmay karşı. Siz bir cuntanın aleti oluyorsunuz' dedim. 'Ağabey biz anlamayız, emirleri yerine getiriyoruz. Komutanımızı çağıralım' dediler. Başçavuş, astsubay geldi. Ondan sonra bayağı sert oldu. Oradaki esnaf beni tanır, "Hocam siz konuşun' dediler. Ben de komutanlarına, 'Ben hocayım bakın bu yaptığınız yanlış. Bir cuntaya alet oluyorsunuz' dedim. O arada vatandaşın bir tanesi bana, 'Hocaysan git işine' diye hakaret etti. Bir vatandaş da cep telefonunu çıkarıp, 'Bakın Başkomutanınız karşı' diyerek Tayyip Bey'in çağrısını gösterdi. Komutan çok sert bir şekilde 'O bizim Başkomutanımız değil. Biz ondan emir almıyoruz.' dedi. Vatandaş yine bariyeri zorlamaya başlayınca da komutan ateş emri verdi. Askerler havaya ateş etti. Komutan ayaklarımızın altını taradı."
 
Çiftçi, o an mermilerin gerçek olduğunu anladığını belirtti. Önce vurulduğunu sandığını, sonra toparlanarak bölgedeki bir depoya sığındıklarını ifade eden Çiftçi, "Şehzade Camisi'nin kapısı açılınca bir grupla caminin içinden geçerek Şehzadebaşı Parkı'na geçtik. Ağaçların dibine, bankların altına yattık ve siper aldık. Belediye binası tam karşımızdaydı. Sağ tarafında sniperları gördüm. Onların karşısındaki itfaiye tarafına doğru da polis gelmeye başladı. Parkta da 50-60 kişi olduk. Slogan atılınca askerler bizim o tarafa doğru yatay ateş açtı. Bir kısmı da polislere doğru ateş açıyordu." diye konuştu.

AMBULANSLAR O GECE ÇOK MÜTHİŞ ÇALIŞTI

İrfan Çiftçi, bulunduğu yerin kör nokta olduğunu anlayınca telefonla tanıdığı gazetecileri arayarak durumu aktardığını ve Saraçhane'ye destek yollanmasını sağlamalarını istediğini ifade etti.Bir süre sonra Özel Harekat ile ambulans ve itfaiye araçlarının bölgeye geldiğini dile getiren Çiftçi, şöyle devam etti:
"Özel Harekat arka taraflarda, sivil olarak bizim olduğumuz yerde vaziyet almaya başladı. Parktaki beyaz pantolonlu bir genç, ayağa kalkıp askerlerin üzerine doğru slogan atarak yürümeye başladı. Fakat 5-10 adım sonra geriye koştu. Biraz ileriye geldi ve Kelime-i Tevhid getirerek yere yattı. Niye yerde yatıyor anlamadık. Hemen arkamda elinde makinesi olan fotoğrafçı bir genç vardı. 'Ağabey bu ne yapıyor ya?' dedi. 'Makinenin zumuyla bir bak' dedim. Baktı ve 'Hocam vurulmuş, kanıyor' dedi. Gencin meğer ayakları taranmış. Hemen ambulansı aradım, haber verdim. Ambulans geldi. Onu da taradılar fakat camları kırılmasına rağmen şoför durmadı ve genç çocuğu aldı. Ambulanslar o gece çok müthiş çalıştı." Gece boyunca birçok olaya tanıklık ettiğini vurgulayan Çiftçi, yaralananları parkın gerisine taşıdıklarını, mümkün olduğunca görüntü almaya çalıştığını, şahit olduklarının kendisi için ağır bir travma olduğunu söyledi.
Çiftçi, 12 Eylül darbesini de yaşadığını belirterek, şöyle konuştu:"Asker bu durumlarda eğitim, tatbikat mermisi kullanırdı. Sokağa çıktığı zaman, vurur, bayıltırdı. 12 Eylül'de sadece mavi berelilerin gerçek kurşunları vardı. 15 Temmuz gecesi, gerçek mermi ve hilafsız ateş olduğunu, Cumhurbaşkanımıza karşı büyük bir nefret olduğunu gördüm. O gece teknoloji ve iletişimin çok faydasını gördük. Cumhurbaşkanımız televizyona bağlanmasaydı, onu öldürselerdi, memleket bitmişti." 

İrfan Çiftçi, yaşananların sadece FETÖ kaynaklı olmadığı düşüncesini de paylaşarak, "Bu uluslararası bir organizasyon. Hala FETÖ'yü yeterince idrak etmiş değiliz. Bunu kavramış uzmanlar var fakat basit, sinik bir hareket gibi anlatılıyor. Onların dinle alakası yok. Yaşadıklarımız uluslararası organizasyonun Türkiye'deki parçası. İspanya, Asya, Japonya ve Çin'de versiyonları var. Yani bu onların bir parçası. Amerikan emperyalizmini sürdürmek için CIA'in organize ettiği örgütle aynı teknikleri, İslami terimleri kullanıyorlar." ifadelerini kullandı.

FETÖ'nün hep başka tavukların altına yumurtalar koyduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Baktığınız zaman çeşit çeşit FETÖ'cüler var. Bizim üniversitede de var. Hayatın her alanında var. FETÖ'cü dediğimiz şeyler sadece Risale-i Nur hareketinden kopmuş, yürümüş bir şey değil artık. Tamamıyla GDO'lanmış, girdiği her yerin GDO'sunu değiştirmiş bir örgüt. Dolayısıyla bunlarla asimetrik iş birliği yaparak mücadele edilmesi lazım. Kanser gibiler. En az 5-10 yıl bunlarla mücadele edilmeli. Bu konuda herkese görev düşüyor. Hepimizin istihbaratla birlikte hareket etmesi lazım."

Çiftçi, FETÖ'nün İslami söylemin arkasına saklanmaya çalıştığına dikkati çekerek, "Ben yurt dışında ateist ancak 'Diyalog çok iyi bir şey' diyen FETÖ'cüler gördüm. Burada anlattığım zaman kimse inanmıyordu. Amerikan emperyalizmi Türkiye'yi kontrol etmek için bundan evvel PKK'yı kullanıyordu. Şimdi FETÖ'yü kullanıyor. Yarın, bunu başka şekillerde kimlik değiştirerek tekrar kullanacak. Dolayısıyla, bunlara karşı her zaman hazırlıklı olmalı. Asimetrik mücadelede bulunmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.