BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sizden de bir şey saklanmıyor...

Sizden de bir şey saklanmıyor...



Sermet, bütün yaptıklarını, günü gününe patrona bildirmekteydi. Güzelce anlatıyor, akıl bile danışıyordu. - En umulmadık birinden, ansızın fevkalade bir fikir çıkabilir, diyordu. Bu arada patronu da yağlamış olurum. Bir taşla iki kuş!.. Patron sordu: - İyi hoş da... İş biraz uzamıyor mu? - Aman patron. Meselenin doğrusunu siz de biliyorsunuz ama, beni imtihan etmek istiyorsunuz gibime geliyor. Başarısızlık ihtimalini sıfırdan da aşağı indirmek için en sağlam adımları attığımı siz de biliyorsunuz. En doğru adımı en doğru zamanda atmak, hiç hata yapmamak mecburiyetindeyim. Müsait zaman ise kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Şahsi işim olsa bu kadar titiz davranmazdım. Çok mühim vazifedir. İhmale gelmez. Kat’i muvaffakiyet şart! Patron bir kahkaha attı: - Canım, dedi. Hemen farkına vardınız. Maksadım, sizi kışkırtmak, işe daha fazla ısındırmaktı. Yoksa böyle kız avlama işlerinin profesörü olduğunuzu unutmuş değilim. Ne yazık ki, İclâl son derece çetin bir kız. Başkaları bu işte size hiç güvenmiyorsa da ben bu fikirde değilim. Mükemmel sicilini ezbere biliyorum. Affetmez tecrübelerinizi en gaddar şekilde kullanacağınıza göre, genç kız, tam zamanında yelkenleri suya indirecektir. - İçiniz rahat etsin patron. İclâl, beni görmeye fikren alıştı. Eh... Tanıştık ve üç beş kelime de olsa konuştuk. Bu arada sabrederek, fırsat kollamadığıma onu inandırdım. Artık beni eskisinden daha sık hatırlayacak, düşünecektir. - Yeni hücum planınız nedir? - Artık benimle selamlaşmaktan fazla kaçınmayacaktır. Üç beş sefer daha, selamlaşmayı bahane ederek konuşmaya kalkışmayacağım. Böylece tamamen emin olacaktır. - Çok yamansınız. - Tevazu gösteriyorsunuz ama beni kandıramazsınız. Çapkınlık mevzuunda çok daha usta olduğunuzu farketmiyor değilim. Bu, her halinizden belli. - Yok canım. O kadar da değil. Şu koca sakalıma bir baksanıza. - Rica ederim patron. Meşhur Rasputin de sakallı idi. Sizin sakalınız ise değirmende ağarmamış bir sakal. Asıl böylelerinden korkmalı. Bu sözler, çapkınlıkta beceriksiz olan patronu çok memnun ediyordu. Sermet’in sözlerine tam manasıyla inanıyordu. Bu genç adam ne kadar akıllı, ne kadar sağlam görüşlü idi. Şöyle yandan çarklı bir tebessümle Sermet’e sitem etti: - Aman Sermet bey, dedi: Sizden de bir şey saklanmıyor ki...  Sermet’in bu hareket tarzı, göze çarptığı kadarı ile Ali Cengiz’in azıcık rahatlamasına sebep oldu. Yaman delikanlı: İclâl’e tebelleş olmadığı görülüyor. Ama bu görünüşe ne kadar inanabilirim? diyordu: İclâl’de öyle affetmez bir güzellik var ki, hiç kimse ona bigâne kalamaz. Hele bu güzellikteki masumiyet, dürüstlük ifadesi o zibidiye mutlaka tesir etmiştir. Artık yabancı da sayılmazlar. Sıkça rastlaşmaları da neredeyse kaçınılmaz. Vasat uygun... Öyleyse... Ali Cengiz işte bu noktada pireleniyordu. - Zibidi gibi bir herif bu fırsatı kaçırmaz... Dürüst, ciddi biri mi? Hayır. Yakışıklılığı çok kimsenin gözünü boyarsa da beni uyutamaz. Diğer taraftan fırsatlardan istifade etmez görünüyor. Sanki dürüst ve samimi gibi. Yahut da çok kurnaz, içinden pazarlıklı... Velhasıl ona güvenemiyorum. Ali Cengiz, bu esnada ağır ağır, şirketin önündeki durağa doğru yürümeye başlamıştı. Az sonra nasılsa keşfettiği Sermet’in camekan şahnişli evinin önüne geldi. # DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT