BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber >

GÜLBAHAR

Öfkesini kızından çıkarıyordu...

GÜLBAHAR

Öfkesini kızından çıkarıyordu...

Kapıyı kapatıp hole çıktı. Banyonun yanındaki odanın kapısını açtı. Oda küçüktü. Bir divan, iki koltuk vardı. Köşede büfe gibi kullandıkları bir dolap ve üzerinde de eski bir televizyon duruyordu. Divanda genç bir kız uyuyordu. Kapıya yasladı vücudunu...



Sonbahar her zamanki sararmış yüzünü iyice belli etmişti artık. Ağaçlar yeşil yazlık elbiselerini çıkartmış, kahverengi tonlarının hakim olduğu kurumuş, her biri rüzgarın etkisiyle bir tüy gibi gökyüzünde süzülen yapraklarını dallarında biraz daha tutabilmek için öfkeyle hışırdıyorlardı sanki. Gri bir bulut kaplamıştı gökyüzünü. Güneş doğmakla doğmamak arasında tereddüt ediyor, arada bir bulutların arasında görünüp tekrar vazgeçmiş gibi kayboluyordu... Nevin hanım uzanıp eski siyah komodinin üzerindeki saate baktı. Yedi buçuk olmuştu bile. Uykulu gözlerle dolaştırdı bakışlarını odanın içinde. Canı hiç kalkmak istemiyordu yataktan. Bir gevşeklik kaplayıvermişti vücudunu. Zaten son birkaç aydır garip bir halsizlik vardı üzerinde. Sabahları yataktan çıkmak istemiyor, akşamları da erkenden uyuyordu. Gecelerini de rahat geçiremiyordu artık. Zaten senelerdir yüreğindeki ıstırabı hiç yok olmamıştı. Gurur meselesi yapmış, terkedilmişliğini buram buram yaşamıştı on sekiz yıldır... İster istemez gözü tekrar vazifesini hiç aksatmadan yapan akreple yelkovana takıldı. On beş dakika daha geçivermişti işte. “Kalkmalıyım...” diye geçirdi içinden. İstemeyerek uzattı karyolasından aşağıya ayaklarını. Kollarını başının üzerinde yukarıya kaldırıp birleştirdi. Vücudunu geriye doğru attı. Uzun bir esnemeden sonra semt pazarından aldığı plastik terliklerini geçirdi ayağına. Üzerine kapının arkasındaki çivide asılı olan hırkasını geçirdi. - Artık sabahları soğuk oluyor. Kış geldi bile. Daha biz ayakta uyuyoruz... diye söylendi kendi kendine. Hemen odasının karşısındaki kapıyı açtı. Gıcırdayarak dayandı duvara kapı. Küçük bir banyoydu burası. Gri taşlı bir lavabo, bir alaturka tuvalet bir de kurna vardı. Ellerini suyun altında ürpererek tuttu. Sonra bütün cesaretini toplayıp buz gibi suyu yüzüne vurdu avcuyla. Tüyleri diken diken olmuştu: - Bırrr... Bu ne soğuk Allah’ım böyle... Duvardaki askıdan açık mavi havlusunu alıp kurulandı. Başını uzattı havluyu yerine asarken hole doğru: - Gülbahar... Gülbahar, kalk artık, saat sekiz oldu... Kapıyı kapatıp hole çıktı. Banyonun yanındaki odanın kapısını açtı. Oda küçüktü. Bir divan, iki koltuk vardı. Köşede büfe gibi kullandıkları bir dolap ve üzerinde de eski bir televizyon duruyordu. Divanda genç bir kız uyuyordu. Kapıya yasladı vücudunu: - Gülbahar kızım, duymuyor musun beni? Genç kız gözlerini kapatan açık kumral saçlarını homurdanarak çekti ince uzun parmaklı eliyle: - Ne var anne? - Kalk kızım saat sekiz. Geç kalacağız ikimiz de... - Öfff, gece kaçta uyudum biliyor musun? Nevin hanım keyifle gülümsedi. Umursamaz bir tavırla: - Kaçta uyudun bakayım? - İkiye geliyordu. Muhteşem bir film vardı. Onu izledim. Kadın omuzlarını silkti: - Ben mi dedim sana film seyret diye. Okula gideceğini biliyorsun sabahleyin. Seyretmeseydin... Sevgiyle göz attı kızına. On yedi yaşını bir buçuk ay önce bitirmişti. Serpilmişti son iki senedir. Tahmininden de güzel bir kız olup çıkmıştı. Geniş alnı, açık, bal rengi gözleri, biçimli dudaklarıyla herkesin beğeneceği bir genç kızdı artık... Kaşları çatıldı Nevin hanımın. “Babasına benzedi gün geçtikçe” diye geçirdi içinden öfkeyle. Sanki öfkesinin hesabını kızından sormak istermiş gibi sertleşti sesi: - Kalkacaksan kalk artık, yeter nazlandığın. Seni bekleyecek halim yok benim. Sinirli bir tavırla çıktı odadan. Gülbahar hayretle baktı ardından annesinin... Ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyordu.  Eski model, küçük bir buzdolabından peynir, zeytin ve yağ çıkardı Nevin hanım. Mavi renkli, teneke ekmek kutusundan bir gün önceden naylon torbaya koyarak kaldırdığı kepek ekmeğini aldı, dört dilim kesti. Ocağın yanında duvara dayalı duran teneke parçasının üzerine koyup altını yaktı. Biraz önceki sert ses tonuyla bağırdı içeriye doğru: - Yumurta ister misin? Genç kızın sesi hemen duyuldu: - Hayır anne, istemem. Şişmanladım son günlerde, biraz rejim yapacağım... * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT