BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korktuğumuz başımıza geldi...

Korktuğumuz başımıza geldi...

Gazeteniz Türkiye’nin “Korkulan oldu” manşeti ile verdiği haber beklenmedik bir son değildi... Ülkenin bir uçtan diğerine kıyama kalkması hoş bir durum değil tabii ancak yılların birikiminin farkına varılmaması tam bir basiretsizlik örneği oldu.



Gazeteniz Türkiye’nin “Korkulan oldu” manşeti ile verdiği haber beklenmedik bir son değildi... Ülkenin bir uçtan diğerine kıyama kalkması hoş bir durum değil tabii ancak yılların birikiminin farkına varılmaması tam bir basiretsizlik örneği oldu. “İçimize sindiremedik” teranelerinin arkasına sığınanların, bu nahoş durumu nasıl tevil ederek; “içlerine sindireceklerini” doğrusu merak etmekteyiz. Başta Ankara olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında yaşananların mazur görülecek tarafı yoktur. Demokratik usul ve esaslar dahilinde hak aranmasına hiç kimsenin diyeceği olamaz. Ne var ki; hak arama işlem ve eylemleri başkalarının hak ve menfaatlerini ihlâl edemez, hedef alamaz!.. Ülkemizi Endonezya’ya, Nikaragua’ya benzetenler utansın! Bütün olumsuzlukları biraraya getirerek toplumu geren mühendisler şimdi neredeler? Toplum mühendisliği adı altında sosyo-politik yapının genlerine müdahil olanlar, bu sonuca davetiye çıkardılar. Polis ve diğer güvenlik güçlerini hedef almak, kin ve düşmanlık duyguları ile milli serveti heba etmek, daha doğrusu “eşşeğe kızıp, semeri dövmek” çözüm değildir. Demokrasi ve terör arasındaki o ince ve şeffaf vitrin camlarının mânâ ve ehemmiyetine dikkat edilmelidir. Kişi hak ve hürriyetlerine dikkat edilmeden, hak arama adı altında teröre çanak tutmak sadece esnafa değil, hiç kimseye yakışmaz! Çizgi aşılmadan önceki gösterileri sempati ile izleyenler, şimdi tedirgin. Mesele “bağcıyı dövmek” değil; “üzüm yiyebilme”nin çarelerini bulabilmektir. Sağduyu ve anlayışla bu kaos aşılmalı, inat ve ısrardan vazgeçilmelidir. Toplantı ve gösterileri yasaklamak çare değildir. Çare olsaydı demirperde anlayış ve uygulamaları tarihe gömülmezdi. Siyasi partiler ve liderler halka verdikleri sözleri unutmamalı, vaatlerinin arkasında durmalıdırlar. Seçim meydanlarında pembe tablolar çizenler; şimdi enflasyon, zam ve işsizliğin çaresini bulmak durumundadır. O koltukları, o makamları ve o yetkileri uhdesinde bulunduranlar, vatandaşların dertlerine ve sıkıntılarına çare bulmakla mükelleftirler. Koalisyon hükümetinin (sebepler ne olursa olsun) başarısızlığı ortadadır. Bazı çevrelerin ‘istifa’ talepleri anlayışla karşılanmalı ve tansiyonu düşürebilecek bir enstrüman olarak görülmelidir. Aslında koalisyon hükümetinin istifa etmesi belki de hükümet revizyonuna imkân hazırlayabilecek bir yaklaşımdır. Yeni hükümet kuruluş çalışmaları, partilerarası diyalog başlangıcına da vesile olabilir, konuşma fırsatı da doğurabilir. Siyaset kilitlenmiş, insanların gelecek ümitleri kaybolmuştur. Yıllardır hiçbir isteği, hiçbir arzusu ve hiçbir ihtiyacı karşılanmayan vatandaşlarımızın taleplerine kulak verilmelidir. Senfoni orkestraları, hamasi türküler, onuncu yıl marşları ve kadeh tokuşturmalar sadra şifa olmamış, toplum mühendisliği iflas etmiştir. Demokrasi, halkın halk tarafından ve halk için idaresi ise; o takdirde halkın isteklerine dikkat edilmeli; vatandaş isteklerine karşı zorbalıklara son verilmelidir!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT