BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demokrasi ve istikrar milâdı

Demokrasi ve istikrar milâdı

18 Nisan, 2 Muharrem. Yani, Hicri yeni yılın ikinci günü. (Bana göre 10 Muharrem’dir, ya, neyse).



18 Nisan, 2 Muharrem. Yani, Hicri yeni yılın ikinci günü. (Bana göre 10 Muharrem’dir, ya, neyse). Önemli olan ve şu anda şaşkınlıktan pek çoğunun henüz idrak edemediği şudur: 18 Nisan Türk Demokrasisi’nde bir “milât” olacaktır!.. 12 Eylül’den bu yana siyasi hayatımız istikrar için debelendi, durdu. İstikrar olmayınca, demokratikleşme inkıtaya uğradı, yapısal köklü değişimler hep yeni bir seçimin vaad ettiği bahara bırakıldı. Süngü zoruyla sağlanamayan sağda ve solda, fakat merkeze yakın iki partili sistem son sandıkta, bence doğdu. Veya o potansiyeli taşıyor. Solda bu vakıa daha belirgindir. Ecevit, kavga etmeden Baykal’ı tasfiye etmiştir. Sosyal demokrasinin adresi, Baykal’ın keskin sirkesinin küpünü tahrip etmesi neticesinde, DSP olmuştur. Öyleydi de, anlaşılması zaman aldı. Ha, bundan sonra CHP olur mu? Olur. Merkez sağda DYP ve ANAP’ın eriyişinden daha ağır veya yavaş bir süreç işler. Atatürk’ü katı kalıplara hapsedip, onu zaman-mekân atlasında evrensel kılmak yerine, kronolojik olarak daraltıp, yerelleştirenler için bir “nostalji” partisi şeklinde yerini alır. Nasıl bazıları “Cumhuriyet” gazetesi müptelâsı ise ve değişmezlerse, CHP de değişim ile kökeni arasındaki ikileme sıkışıp, devletteki İnönü bürokrasisi ile sivil toplumdaki çağdaş yaşamı desteklemecilerden ibaret taraftarları ile adeta bir Cercle d’Orient Kulübü havasında varlığını sürdürür. Merkez sağda, ne olur kimse alınmasın, durum vahimdir. Dün de vurguladım. ANAP, özel bir dönemin, özel bir insanın partisiydi. (Artık, herkesin bildiği o süreci bir daha hatırlatmayayım, size...) ama, şimdi o koşullar yok. 1983, Özal bir tramplen sunmuştu Özal’a. O da riski aldı, başardı. Dikkat ediniz, Özal 1987’de gerilemeye başladıydı, çünkü 83 koşulları bertaraf olmuştu. Kaldı ki, bugün Özal da yok. Yılmaz’a kızmayın, kim olsa bir daha o havayı yakalayamaz, o rüzgarı arkasına alamazdı. Aynı şekilde, DYP’deki yıpranmışlığın da yeni bir start vereceğini sanmıyorum. Tansu Hanım, son seçimlerde herşeyi denedi. Paketler, projeler, doğru söylem vs... Ama, yok. Geri dönüşü olmadı. İmaj deseniz, sarışın güzel kadından cilalısı da bulunamaz. DYP ve ANAP’ın birleşmesi, iki partiye de deva değil. Çünkü, ta Özal-Demirel döneminden beri sürdürülen kan davası, iki partinin genlerine husumeti soktu. Üç silahşörlerdeki Kardinal’in adamları ile Kral’ınkiler arasındaki kin bitmez. Acı, fakat doğru gibime geliyor: Yaşanan sadece Yılmaz ve Çiller’in bitişi değil, onlarla birlikte partilerinin de çekilişidir. Ne demokrat, ne adalet tabelaları bu suni döllenmeye canlı cenin sağlar!.. En önemlisi, sûra üflenmiştir. Bugüne dek milliyetçi kadrolar, MHP birinci parti olamaz diye hep sağa dağılmışlardı. 18 Nisan sonuçları “ülkücü” camia için bir sûr borusudur. MHP’lilik, sadece bir partililik değil, inanç biçimidir. Eski mazeretler artık geçerli de değildir. Burada pazarlık da, onların lugatında olmaz. 18 Nisan skorbordunu gören her (milliyetçi) milletvekili adeta Kuva-yı Milliye çağrısı gibi, devlete gider teslim olur. Ne şart, ne pazarlık. Onlar için bu bir namus, maziin gereği, kişiliklerinin hakkıdır. Bu “aslına dönüş” süreci yanlış anlaşılmasın, milletvekili pazarı açılmasın diye Bahçeli şu anda o seli tutuyor. Sonuçta MHP birinci parti olacak, ANAP ve DYP’nin liberalleri ise DSP’ye katılacak ve özlenen tablo, istikrarla oluşacaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99503
    % -0.33
  • 5.6393
    % -1.83
  • 6.3819
    % -1.56
  • 7.4307
    % -2.03
  • 239.303
    % -1.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT