BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GÜLBAHAR

GÜLBAHAR

Genç kız garip bir rahatlık duydu. Yine de vicdanından yükselen feryatlar bir huzursuzluk oluşturuyor, duyduğu sevincin karşısındaki insana karşı büyük haksızlık olduğunu düşünüyordu. Kendisi için hayatını feda etmişti annesi...



Nevin alaycı bir tavırla güldü: - Git işine Bahar abla, bu saatten sonra evlenip de ne yapacağım ben. Hem... Lafının gerisini getiremedi. Atıldı Bahar bilmiş bir tavırla: - Öyle deme kız! Ne kadar sürer bu hayat böyle yalnız başına. Bak kızın büyüdü serpildi. Herkes gibi gün gelecek o da çekip gidecek kocaya. O zaman ne olacaksın sen? Şimdi artık eskisi gibi değil her şey. Yeni evliler yaşlıları istemiyor yanında. Senin zamanın geçti... Hayat tek başına sürmez. Yazık değil mi sana. Bak, yıllardır koşturup duruyorsun. Bir gün yüzü görmek senin de hakkın. Kızına da baba olurum demiş. Bir düşün ha? Düşün bana cevap ver. Şimdi gidiyorum. Ocakta yemek var. Geldiği gibi aynı hışımla çıkıp gitmişti. Nevin şaşkın bir şekilde kalakalmıştı olduğu yerde. Odasından çıkan Gülbahar hayretle baktı annesine: - Ne oldu anne, neymiş Bahar teyzenin derdi? Toparlandı bir anda genç kadın. Tedirgin bir gülümseme ile baktı kızına: - Hiç, laf işte, bana bir kısmet bulmuş... Gülbahar hayretle baktı annesine. Sanki bir el yüreğinin içine girip olanca gücüyle bir tokat atmış gibiydi. Sarsıntısını belli etmemeye çalışarak sordu korkudan hafifçe titreyen bir sesle: - Ya sen, sen ne dedin anne? - Olmaz öyle şey dedim, ne diyecektim ki... Genç kız garip bir rahatlık duydu. Yine de vicdanından yükselen feryatlar bir huzursuzluk oluşturuyor, duyduğu sevincin karşısındaki insana karşı büyük haksızlık olduğunu düşünüyordu. Kendisi için hayatını feda etmişti annesi. Onu terk edip giden kocasının ardından bütün ıstırabını yüreğine gömmüş, olanca gücüyle kendisi için didinmişti. Şimdi belki de her kadın gibi rahat edebilme fırsatı karşısına çıkıyor, ama annesi yine kendisi için bu fırsatı düşünmeden itiyordu. Mırıldandı usulca: - Hemen karar vermeseydin... Belki... Gerisini getiremedi. Birkaç kelime daha konuşursa ağlayacaktı. Bir anda bütün korkularının yalnız kalmak korkusu olduğunu anlamıştı. Annesi tanımadığı yabancı bir adamla evlenirse yalnız kalacaktı. Belki eskisi kadar kendisine düşkün olmayacak, ikinci plana itilecekti. Bunun verdiği bunalımla fazla konuşamadı. Nevin evladına karşı bugüne kadar gösterdiği tutumun ne kadar yanlış olduğunu eğer onun beyninin içine girip, yüreğini açıp, içinde çalkalanan duygu selini görseydi anlayabilirdi. - Olur mu öyle şey, bu yaştan sonra... Hem ben memnunum hayatımdan. Yoksa sen değil misin? Gülbahar onun kararını kesin olarak öğrendikten sonra daha huzurlu bir şekilde atıldı: - Bazen üzülüyorum senin için ama. Kendin için hiçbir şey yapmıyorsun. Koşturup duruyorsun. Oysa daha çok gençsin anne. Yaşın kaç ki... Otuz yedi yaşına yeni girdin sayılır. Bence bir kadın için en harika yaş... Kısa bir kahkaha attı Nevin: - Bak sen! Nereden biliyorsun bunları bakayım?.. - Öyle anne. Olgun, aklı başında, hatalara karşı kapalı ve daha duyarlı. Nevin başını salladı mutfak masasının yanındaki sandalyeye otururken: - Haklısın. Daha kapalı, ama daha tedirgin oluyor insan. Daha müşkülpesent, kuşkulu ve dünyaya karşı güvensiz oluyor. Kolay değil yaşantımız kızım. Ayaklarımız üzerinde durmaya çalışmak çaba gerektiriyor. Biz işte bunu başarmaya çalışıyoruz. Kaderimiz böyle imiş, içinde bulunduğumuz durumu en iyiye getirmek için çabalamamız lazım. Başka yolu yok. Çok şükür, kimseye muhtaç olmadık. Aklı başında bir kız büyüttüm. Daha ne isterim... Gülbahar annesinin karşısına oturmuştu. Dikkatle dinliyordu onu. Dinledikçe içindeki isyan büyüyor, nefreti taşıyordu. Dişlerini sıkarak konuştu başını boşluğa çevirerek: - Hep onun yüzünden... Hep onun yüzünden. Ölmüş gitmiş ama hâlâ yaptıklarını çekiyoruz... Nevin irkildi. Kızının gözlerinde alışık olmadığı ışıklar parlıyordu. Onun açık kumral teniyle ve bal rengi gözleriyle babasına ne kadar benzediğini düşündü istemeden. İçindeki karmaşık duyguların içinden sıyrıldı bir pişmanlık ateşi. Bugün burada böyle bir hayatın içinde olmalarının tek sebebi kendisiydi. Cahilce saplantıları, sahip olduğu aşağılık kompleksi yüzünden ayaklarının dibine serilen mutluluk ateşini tekmeleyerek söndürmüş, kesip atmıştı. Şimdi kızının masum bir insana karşı beslediği bu korkunç nefretin asıl sahibi kendisi olacaktı. Yine korkularının kurbanı ve kendine güvensizliği yüzünden gerçeği anlatamıyor, bu sefer hayattaki tek varlığı, evladı tarafından suçlanmaktan korkuyordu. Sanki geç kalmış bir şeyleri düzeltebilmek istermiş gibi atıldı: - Yapma kızım, olan oldu bitti. Yüreğinde bu kinle yaşanmaz. Bak ben bile unuttum... Gülbahar gözlerini kaldırdı sert bir hareketle. Işıl ışıl parlıyordu teni: - Hayır anne, yaşadığım sürece bu yüreğimdeki nefret kaybolmayacak. Bir kere bile iyilikle anmayacağım onu!. Nevin adeta inleyerek bıraktı kendini oturduğu yerde. Bu yalanı sürdürmek zorundaydı artık ister istemez...  DEVAMI YARIN FERDA İLHAN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT