BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ANKARA NOTLARI/Gerçekten Gerçekler Acı mı?
Kemal OGANSOY

ANKARA NOTLARI/Gerçekten Gerçekler Acı mı?
Kemal OGANSOY

Sevgili okurlar, bugün sizlere ilk yazımla merhaba demek istiyorum. Sizlerle birlikte olduğum sürece ekonomiden siyasete, spordan turizme; tatlı bahar sabahlarındaki hoş esinti misali gezineceğiz... Ağırlığı; neredeyse ülkenin değişmez gündemi olan ekonomi teşkil edecek.



Sevgili okurlar, Bugün sizlere ilk yazımla merhaba demek istiyorum. Sizlerle bu sütunlarda birlikte olduğum sürece ekonomiden siyasete, spordan turizme; tatlı bahar sabahlarındaki hoş esinti misali gezineceğiz. Amacım sizleri sıkmak değil, içinizden sevinci eksik etmemek... Gerçi, “Gerçekler acıdır” derler ama ben buna katılmıyorum. Hayatın gerçeklerini; biraz yumuşatarak sizlere kendi uslubumla anlatmak istiyorum. Becerebilirsem ne mutlu... Ama aksini düşünemiyorum. Çünkü insan, yanında bulunanı verebilirmiş, başka bir deyişle, ‘her çömlekten, içindeki sızar’mış... Benim içim ise her daim sevinç dolu. “Bu ortamda nereden buldun bu kadar sevinci” diye sorabilirsiniz. Sevgisi bütün insanlığa yetecek muazzam bir kaynaktan... Bana, eşime ve yakın arkadaşlarıma bu sevinci veren Dr. Enver Ören, içindeki sevgiyi, artması için herkesle paylaşan bir insan. Bu sevgi abidesini; bir gün köşemde ağırlayarak sizlerle paylaşacağım. EKONOMİ ‘HERKESE LAZIM’ Neredeyse ülkenin değişmez gündemi olduğu için bizim konularımızın ağırlığını da ekonomi teşkil edecek. Ama sizleri rakam kargaşasında boğmadan, sadelikten ayrılmadan, ilginizi çekecek konularda gerçeklerden bahsetmeye çalışacağım. Bu konular, dünya basınından çarpıcı buluş ve haberler olabileceği gibi bazen de dünya finans gruplarının Türkiye hakkındaki değişik fikirleri ve çözüm önerileri olabilecek. İnsanlarımız sabah kalkınca birçok dengelerin birden değiştiğini gördüklerinde artık şaşırmıyorlar. Bu durum onların ruh halini aslında derinden etkiliyor. Gelişmiş ülke insanları bu değişiklikleri bu kadar sıklıkla yaşasalar inanın hepsi terapi için ruh doktoruna akın ederlerdi. Bizler bağışıklık kazandık. Hayatımız bu ve bizler bunu kabullendik.. Ülke ekonomisi dar bir boğazdan geçiyor. Ekonomiyi; dışarıdan ithal ettiğimiz bir ustaya emanet ettik . Beğenelim beğenmeyelim adam usta... Çünkü, konusunda iyi ustaların yanında yetişmiş. Anladığınız üzere Sayın Devlet Bakanımız Kemal Derviş beyden bahsediyorum. Bizler yukarıda değindiğimiz ruh hali ile birbirimizi acımadan ve sorunlara çözüm getirmeden tenkit etmeyi alışkanlık haline getirdik. Sabrı, beklemeyi ve insanlara şans vermeyi unuttuk. İNSAN İSTERSE... Daha sonraki yazılarımızda, dünyadaki diğer sorunlu ülkelerin, problemlerini, Kemal Derviş benzeri ustalarla nasıl aştıklarını, çok uluslu “multinational” şirketlerin bu devasa imparatorlukları benzeri ustalar ile nasıl kurduklarını, sorunlu şirketlerin açmazları ile mücadelelerini, batmakta olan bu devleri nasıl operasyonlar ile kurtardıklarını, insan denen ‘meçhul’ün isterse neler yapabileceğini anlatmaya çalışacağız. İyi irdelendiğinde şirketler ile insan organizması arasında da bir benzerlik olduğu görülür. Şirketler de doğar, yaşar, büyür ve ölebilirler. Onların da hastalıkları, güzel günleri, inişleri çıkışları vardır hayatlarında. Hiçbir şirket devamlı yükselen bir grafikte veya devamlı düşüş eğrisi çizerek yaşayamaz. Hepinize sağlıklı, sevinçli güzel günler dilerim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT