BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son İstanbullu

Son İstanbullu

Geçen yıl vefat eden ülkemizin en değerli sanat koleksiyoncusu ve fikir adamı Nuri Arlasez’in az bilinen özelliklerinden biri daha ortaya çıktı; çok sevdiği İstanbul’u objektife aldığı fotoğrafları...



İslam, Tarih, Sanat, ve Kültür Araştırma Merkezi’nin (IRCICA) periyodik olarak düzenlediği cumartesi konferansları çerçevesinde, Yıldız Sarayı-Çit Kasrı’nda sanat koleksiyoncusu ve fikir adamı merhum Nuri Arlasez anıldı. Toplantı salonunda ayrıca Arlasez’in 1968-1970 yılları arasında İstanbul’un farklı mekanlarında çektiği fotoğraflardan oluşan bir de sergi açıldı. Dr. Hidayet Nuhoğlu, Arlasez’in sanat koleksiyoncusu ve fikir adamlığı yönlerini anlattı. Kültür sanat konusundaki uzmanlığının yanında meydana getirdiği paha biçilmez koleksiyonlardan yazmaları Topkapı Sarayı Müzesi’ne, kitap ve levhaları Süleymaniye Kütüphanesi’ne, fotoğraflarının bir kısmını da IRCICA’ya bıraktığını söyleyen Nuhoğlu, “bu eserleri memleketin malı olarak görmüş ve kendi ifadesiyle ‘elhamdülillah, bunlardan kurtuldum’ diyerek bu eşsiz eserleri vakfetmiştir. Süleymaniye Kütüphanesi’ne bıraktığı eserler kanımca Padişah yadigarlarından sonra oradaki en değerli koleksiyondur” diye konuştu. Mükemmel Türkçe IRCICA Genel Direktörü Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu da “Nuri bey, onu tanıyanlar için şaşırtıcı bir şahsiyettir. O kendinden beklenen modele, bir paradigmaya, bir örneğe uymayan insandı. Cumhuriyetten evvel doğmuş, tahsilini Galatasaray Lisesi gibi bir mektepte yapmış, son Osmanlı gençliği ve ilk Cumhuriyet döneminde yetişmiş, farklı bir insan ekolü idi. Onun ötesinde farklı bir karakter ve şahsiyete sahiptir ki bunu anlayabilmek zordur. Fransız ve Hint kültürünün bir sentezinden oluşan fikirleri dikkat çekici idi. Bu, Nuri Arlasez’in görünen tarafıydı, görünmeyen tarafı ise, anlaşılması çok zor olan bir husustur ki, o da tamamen manevi ve sufi bir boyuttur. Ben kendisiyle takriben yirmi yıldır tanışıyorum ve Arlasez isminin insanlar üzerindeki derin etkisini en yakın biçimde müşahede edenlerdenim. Değişik meseleler hakkında yol gösterici fikirler üretirdi. Halis, mulis bir İstanbul çocuğu ve Türkçesi mükemmel bir kimseydi. Hatta İstanbul şivesini temsil eden son örneklerden bir tanesiydi” dedi. Toplantıda, Cafer Levent Özsadık da, Arlasez’le ilgili hatıralarını anlattı. Bir vakıf insan Prof.Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Nuri Arlasez’in bilinmeyen özelliklerini de anlattı: “İstanbul’u tarihi ve kültürel boyutları ile çok iyi tanıyan bir insandı. Yabancı bilim, kültür adamları ve hanedana mensup önemli şahsiyetler İstanbul’a geldiğinde Nuri beyle büyük bir dostluk kurar ve İstanbul’u onun gözleriyle incelerdi. Arlasez, son onbeş yıl fahri mensup olarak IRCICA’da kendine tahsis edilen mekanda çalıştı. O dönemler Nuri beyin kültür seviyesine tekabül edebilecek seviyede yabancı misafirler olduğunda mutlaka onunla tanıştırma gereği duyardım. İngilizce, Fransızca ve Almanca’yı çok iyi derecede konuşabilen aydın kişi olduğu için diyaloğu en güzel şekilde kurabiliyordu. Türkiye’yi ve Türk kültürünü kendine has bir üslupla tanıtıyordu. Hatta dünyaca ünlü tarihçi A. Toynbee’den Şeyh Z. Yamani’ye kadar pek çok uluslararası sahsiyeti kendisine dost edinmişti. Hayatı boyunca elinde ne varsa hepsini vakfetti, babadan kalan iki evi de dahil olmak üzere neyi var, neyi yoksa hepsini bir karşılık aramadan verdi. Bu yönünün bilinmesini ve bunun basına sızmasını asla istemezdi.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT