BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Selma ile evlenmeye karar verdiler...

Selma ile evlenmeye karar verdiler...



Tarık’ın yaşantısında da bazı değişiklikler, yenilikler vardı. Her şeyden önce, Köln gazetesindeki kendisiyle ilgili ikinci habere çok sevinmişti. Çünkü o haber, bir gün önceki kuşkulu bilgileri çürütüyor, kendini temize çıkarıyordu. Hatta o haberi okuduktan sonra, kaçak olarak çalıştığı inşaatın iyi yürekli ve sempatik şefi Fritz Kessler bile Tarık’ın ziyaretine gelmişti. Fritz Kessler, eroincilerden söze başlayarak, suçluların daima kaybettiklerini ve adaletin verdiği gereken cezayı çektiklerini hatırlatarak, inşaattaki sözde iş kazasını hazırlayanların da gereken cezaya çarptırıldıklarından falan bahsetmişti. Onun, ustabaşıyla suç ortaklarını yeren sözlerinde, ‘Her Alman öyle kötümser düşünceli değildir’ gibi bir anlam yatıyordu. Aslında bunu Tarık da biliyordu ve hiç kimseye kini de yoktu. Nurettin’in ölümüyle birlikte büyük bir moral bozukluğu içine düşen Tarık, gazinodaki işini de artık bir maskaralık olarak görüyordu. Zaten gazino sahibiyle de bu yüzden araları açılmıştı. Yaraları iyileştikten sonra tekrar gazinoya dönmesini isteyen gazino sahibine karşı Tarık, arkadaşının ölümü dolayısıyla üzgün olduğunu ve bu süredeki çalışmasını içinden gelerek yapamayacağını söyleyince; “Ünlü şarkıcılar bile anasının, babasının öldüğü gün sahneye çıkmakta diretmezlerken, iki beste yapmayla sen kendini ne sanıyorsun da büyüklük taslıyorsun...” diye gazino sahibinin çıkışması, sazını kaparak ardına bile bakmadan oradan uzaklaşmasına neden olmuştu. Başta Nihat olmak üzere tüm orkestra çalışanları, hatta müşteriler Tarık’ı geri istediklerinde içi yanan gazino sahibi, o sırada sarhoş olduğundan ne dediğini bilmediğini ve şaka yapmak istediğini falan söyleyerek pişmanlığını dile getiriyordu. Kendisine destek olan, hatta hastaneye ziyaretine geldiğinde gözleri sulanan bu insanların ikiyüzlülüğü ise Tarık’ın onurunu, insanlık anlayışını derinden yaralamıştı. Gazinoya ne zaman isterse dönebileceği yolunda sık sık Nihat aracılığıyla haber geliyordu. Artık bu yolda hiçbir denemede bulunmak istemeyen Tarık, sazını yalnızca evinde çalıyor ve gurbet, ölüm, aşk üstüne şarkılar bestelemeye devam ediyordu. Gene bu üç ay içinde Tarık, yeni işine yerleşmişti bile. Onun işsiz olup, iş aradığını öğrenen cinayet masası genç komiserlerinden Christian Wind, Köln’deki ünlü otomobil fabrikasındaki bir şef arkadaşıyla görüşerek onu işe aldırmıştı. Bir yandan üzüntülü, diğer yandan adeta kendi kendine yoluna girerek sevinç veren olaylar... İnsana güç, sabır ve gerçek huzuru, dini inançların verdiğini çocukluk yıllarındaki din bilgisi öğreniminden beri hiç hafızasından çıkarmayan Tarık, “Hayır ve şer Allah’tandır!” diyerek yaşadığı olaylar zincirinin her halkasını büyük bir olgunlukla karşılıyordu. Yeni işyerinde çok sayıda Türk işçisi vardı. Tanıştıklarının çoğuyla birden kaynaşmışlardı. Türkiye’nin dört bir köşesinden buraya gelmiş olan bu gurbetçiler, ekmek paraları ve hayallerini kurdukları gelecekteki güzel günlerin ümidiyle didinip duruyorlardı. Tarık’ın güzel günleri ve mutluluğu ise artık Selma’yla başlıyordu. Onunla yapacağı evlilik üstüne mutluluk dolu düşler görüyor, hayaller kuruyor; yarınları ümitle bekliyordu.  Geçen günler kor olup yüreklerini yakıyordu. Artık iyice anlaşmış, kararlarını vermişlerdi. Evleneceklerdi... Çektikleri ıstırapları ve yalnızlıkları da kuşkusuz bir araya gelince son bulacaktı. Zaten severken ayrı kalmak, birbirlerini özlemek değil miydi onları huzursuz eden? Ancak evlilik bağı onları bir araya getirecek ve hasretini çektikleri mutluluğa kavuşturacaktı. Sevgilerine gölge düşürecek hiçbir engel göremiyorlardı. Bir saygı ve gelenek gereği ailelerine danışacaklar, onlardan izin alacaklardı; hepsi o kadar! Çocuklarının mutluluğu için, onların da bu güzel ve bahtiyar edici isteği kabul edeceklerine yürekten inanıyorlardı. İki gönlün bir araya gelmesinde sevgi karşılıklı olurdu. Hele Tarık’ın inançlı konuşması, ona olan güvenini artırıyor, içindeki bir boşluğu kendine duyuruyordu. Birbirlerini özlemeleri de, birbirini istemelerinin en açık kanıtıydı. Tıpkı iki mıknatısın eksi ve artı kutuplarının birbirini çekmesi gibi... İşte bu iki gencin yürekleri de birbiri için atmıyor muydu? Sevdiğini, kendisini tamamlayan ve kendisinin bir yarım parçası olarak düşünmüyorlar mıydı? Artık bol yağmurlu geçen bir ilkbaharın son günlerinde yaşarlarken, her gurbetçi tarafından sıkça sözü edilen izin mevsimi de yaklaşıyordu. Arkadaşı Kenan’la birlikte Türkiye’ye izine gitmeye hazırlanan Tarık; anne ve babasına gelecekteki gelinlerinden, kız kardeşlerine de gelecekteki yengelerinden bahsedecekti. Bu mutluluk fışkıran söz, onları nasıl sevindirecekti kim bilir? Ve kız kardeşi Sibel, yengesini nasıl sevecekti? Belki de yengesine daha fazla ilgi gösterip, ağabeyini kıskandırmaya çalışacaktı!.. * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT