BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Semih bey ayağa fırlamıştı!..

Semih bey ayağa fırlamıştı!..



Yaşlı adam oğlunun yanındaki sandalyeye oturdu. Biraz da çekinerek uzattı elini, oğlunun dizleri üzerinde duran parmaklarını okşadı yavaşça: - Paraya ihtiyacın var mı oğlum? - Var. Param hiç yok. Para lazım, burada hiçbir şey parasız olmuyor... - Merak etme, ben sana veririm. Bulur veririm. Tahsin acıyarak baktı babasına. Gözleri buğulanmıştı. Dudaklarını ısırdı. Vicdan azabıyla kavruldu yüreği. Hızla fırladı oturduğu yerden, bağırmaya başladı: - Yapma Allah aşkına baba!, Yapma böyle. Kahroluyorum. Avukat ve cezaevi müdürü şaşırmışlardı. Neler olup bittiğini anlamaya çalışıyor, ikisinin de gözleri bir Talat beye bir Tahsin’e gidip geliyordu. Genç adam bir iki adım attı odanın içinde. Durdu. - Bir sigara verin bana ne olur! Cezaevi müdürü masasının çekmecesinden bir paket çıkartıp uzattı. Genç adam ellerinin titremesine aldırmadan yaktı sigarasını. Odadakilerin hepsi ona bakıyordu. Onun titreyen vücudunu, sürekli hareket halinde olan parmaklarını, asabi görünüşünü, ani çıkışlarını dikkatle takip ediyorlar, bütün bunların uyuşturucu alışkanlığının bir göstergesi olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Semih bey ikaz etti: - Otur bakalım Tahsin. Sakin ol. Bak baban gelmiş buraya kadar, onu üzme artık. Genç adam ciğerlerinin en ücra köşesine kadar doldurduğu dumanları bir seferde üfledi. Yüzünü buruşturdu: - Ben kimseyi üzmek istemiyorum ki!.. Annem nasıl baba? Durakladı Talat bey. Kekeledi: - İyi... iyi oğlum, ne yapsın... - Beni görmeye hiç gelmedi. Yoksa o da Ağabeyim gibi mi düşünüyor?.. O da utanıyor mu benden? Yaşlı adam ellerini kaldırdı: - Olur mu hiç öyle şey... Yaşlı kadın, buralara gelmesi zor, hem ne de olsa cezaevi oğlum, daha çok etkilenir. Biraz sıhhati bozuk şu aralar. Yoksa aklı hep sende... Yeni eve alışmaya çalışıyor. Yine sinirli bir tavırla kalktı az önce oturduğu yerden Tahsin. Bir tur daha attı odanın içinde. Avukatın karşısında durdu: - Handan... Handan nerede, o neden gelmiyor? Biliyorum, herkes benden kaçıyor, uzaklaşıyor herkes. Ben artık gırtlağına kadar batağa girmiş bir insanım. Yumruklarını sıkmıştı. Şiddetli bir yumruk attı oda kapısına aniden. Çıkan gürültüyle irkildi odadakiler. Kapının önünde bekleyen görevli memur anında içeri girdi ve kolundan yakaladı Tahsin’i. Semih bey ayağa fırlamıştı: - Tamam Tahsin. Bu kadar yeter bakalım. Haydi veda et babana, koğuşuna dön... Genç adam söylenenleri duymuyordu. Çevresine rast gele yumruklar atıyor, elinin altında olan her şeyi deviriyordu. Birkaç memur daha geldi. Kollarından yakaladılar ve ayaklarından sürükleyerek çıkardılar odadan. Bu arada bileklerine kelepçeler tekrar takılmıştı. Avazı çıktığı kadar bağırıyordu götürülürken: - Benden herkes nefret ediyor. Ben de herkesten nefret ediyorum. Kimseyi sevmiyorum, herkes benim düşmanım. Ben mahvolmuş bir insanım. Mahvoldum ben! Sesler uzaklaştı. Sonunda kapanan demir kapının yankısı duyuldu ve ürkütücü bir sessizlik kapladı her yeri. Odanın içindeki üç adam da konuşmuyordu. Talat bey yanaklarına süzülen yaşları titreyen parmaklarıyla sildi yavaşça. Semih bey içini çekti: - Zor, çok zor! Allah yardımcısı olsun. Alışkanlığı var. Burada da engel olamıyoruz uyuşturucuya. Talat bey dehşetle açtı gözlerini: - Yani... Yani burada da mı kullanıyor o mereti? Başını salladı müdür bey suçlu suçlu: - Maalesef. Buna engel olamıyoruz bir türlü. Yıkılmıştı yaşlı adam. Kuruyan dudaklarını ıslattı. Çare ararcasına avukata baktı. Oturduğu yere mıhlanmış kalmıştı adeta. Servet bey üzgün bir sesle konuştu: - Sizi daha çok üzdük Talat bey!.. Ama bütün bunlar geçecek. Şimdi ben bir dilekçe yazıp Tahsin’in hastahaneye sevkini isteyeceğim. Bir psikoloğa muayene olsun. Ruh durumu çok karışık. Bir şey söylemedi yaşlı adam. Cezaevi müdürüyle vedalaşırken bile son derece dalgındı. Yol boyunca hiç konuşmadı. Servet beyin söylediği birkaç cümleyi doğru dürüst duymadı bile. Avukat da onun halini görüp, içinde bulunduğu durumu anlamıştı. Fazla üstelemedi. Fazla konuşmadı. Araba, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesinin bahçesine girinceye kadar sessiz kaldılar. Mehpare hanımın yattığı servise girdikleri zaman Talat beyin artık zor yürüdüğünü fark etti Servet bey. Ona destek olmak için koluna girdi. Yaşlı adam minnetle baktı avukata. Gözleri yaşlıydı. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT