BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk tipi tatil

Türk tipi tatil

Hafta sonu geldi işte. Yabancılar tatil işini çok ciddiye alırlar, bilirsiniz. Tam çalışabilmek için tam dinlenmenin şart olduğunu düşünürler ki ben de bu görüşe katılıyorum. Gerçi katılmam, son üç yıldır tatile çıkmamış olduğum gerçeğini değiştirmiyor ama olsun. En azından teorik olarak tatilin kıymetini biliyorum.



Hafta sonu geldi işte. Yabancılar tatil işini çok ciddiye alırlar, bilirsiniz. Tam çalışabilmek için tam dinlenmenin şart olduğunu düşünürler ki ben de bu görüşe katılıyorum. Gerçi katılmam, son üç yıldır tatile çıkmamış olduğum gerçeğini değiştirmiyor ama olsun. En azından teorik olarak tatilin kıymetini biliyorum. Bizler kafa dinlemeyi biraz daha farklı algılıyoruz. İlla ki uzun bir süremiz olsun istiyoruz. Bitmeyen otomobil yolculuklarında tükenmeyi göze alıyoruz. Sporu dinlenme kapsamında değerlendirmiyoruz. Öyle raftingdi falan bize gelmiyor! Çizgili pijama, fanila, deniz topu, itiş kakış ve mangal unsurlarının toplamı eşittir Türk tipi tatil! Önemli olan keyif alabilmek zaten. Herkes nasıl istiyorsa öyle gezmeli. Duruma biraz zarafet katmak için hiçbir zaman geç değil. Çalışma odama yerleştirdiğim vantilatörün yaydığı yapay meltemin verdiği geçici serinleme sayesinde atıp tutarken az sonra yanmakta olan sokağa çıktığımda ne halt edeceğimi bilmiyorum bu arada. Uzun süreli tatillere çıkmak şu ekonomik ortamda cesaret isteyen bir hareket olarak değerlendirilebilir. O yüzden hiç değilse hafta sonlarının kıymetini bilsek! Kendimize iyilik yapıp şöyle çayıra bayıra açılsak. Artık Polonezköy mü olur, Sapanca mı yoksa Şile’ye uzanıp Riva’ya burun mu bükülür orası size kalmış. Maksat biraz yeşil görmek, biraz oksijen solumak. Yüzlere pembemsi renk gelmesi, umudun artması. Amaç bu. Küçük kaçamaklar büyük direnmeler için güç verir insana. Nasıl olsa sıkıntılar oldukları yerde duruyorlar. İsteseniz bile sizden bir adım öteye ayrılmıyorlar. Bırakın Kemal Derviş-Telekom kavgası siz dinlenirken sürsün. Otoyollara yapılan zammı bırakın. Ahmet Altan’ı kadınlara teslim edin. Ceviz Kabuğu’nu, Siyaset Meydanı’nı, Transfer Günlüğü’nü atın bir kenara. Döndüğünüzde bekliyor olduklarını göreceksiniz. Bu dünyanın işi bitmez. Denize bakın, ağaçları süzün, hayal kurun, plan yapın. Dertlerinize arkanızı dönün. Hadlerini bildirin onlara. Hiçbir şey insan hayatından ya da sağlığından daha değerli değil. Gelecek, siz nasıl beklerseniz öyle gelir. Alın ailenizi yanınıza, bırakın cep telefonunuzu evde. Camları açın, kalbinizin kapılarını açın, gözlerinizi açın. Sevginize, şansınıza ve kendinize inanın. Unutmayın en uzun yolculuklar bir adımla başlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT