BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

İnternetteki yaman çelişki/ İnternet aleminde özellikle hükümetin internet sektörüne yönelik uygulamaları ilginç boyutlara doğru gidiyor. DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin İçişleri Bakanlığı, internet sitelerini denetim altına alabilmek amacıyla kanun çıkarmak için var gücüyle çaba sarfediyor. Burada özellikle haber sitelerinin kontrol altına alınması isteği hemen göze çarpıyor. İnternet kullanımı sanki bir suçmuş gibi izlenim oluşturulmak isteniyor. Aynı hükümetin Ulaştırma Bakanlığı ise, interneti ülke geneline yaygınlaştırmak için kampanyalar düzenliyor, fiyat indirimlerine gidiyor, teknolojik destekler sağlıyor. Bu alanda faaliyet gösteren Türk özel sektörü ise, iki bakanlığı uzlaştırmak için yoğun çaba sarfediyor. Ancak İçişleri Bakanlığı bir türlü geri adım atmıyormuş.



Türk özel sektörü Ankara’nın önünde Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, bugünlerde hem mutlu hem kızgın... Dünyanın ilk akıllı TV’sini Vestel markası ile üretmenin mutluluğunu yaşıyor. Ancak, “Ankara’daki siyasetçiler Türk işadamının önünü tıkıyorlar” diyerek de kızgınlığını ortaya koyuyor. Zorlu’nun Manisa’ya kurduğu Vestel üssü, Manisa’yı Manisa yapmış. Şehre gittiğinizde bunu gözlemliyorsunuz. Bugün bu ilin ekonomisine sağladığı istihdam ile şehrin ekonomisini tek başına ayakta tutan Ahmet Nazif Zorlu’ya bir dokunuyorsunuz bin ah işitiyorsunuz: “Vestel’i devraldığımız zaman, herkes bize burun kıvırdı: Bu tekstilcinin teknoloji sektöründe ne işi var, diye. Ama biz o günlerde Manisa’ya kurduğumuz dev Vestel üssü ile bugünleri gördük. O zaman acilen para gerekiyordu ve biz de 1 milyon bilgisayar monitörü ihraç ederek Vestel’in kaynağını oluşturduk. Bugün Manisa’da kurduğumuz Vestel üssü ile ABD’de Silikon Vadisi’ndeki üs aynı değerde ve önemde telaffuz ediliyorsa bu Türk mühendisinin, Türk işçisinin eseridir. Biz, Türk insanına her zaman güvendik. İmkan verildiği zaman Türk insanının neler başarabileceği Vestel’le vücut bulmuştur.” Ahmet Nazif Zorlu’nun siyasete karşı bakış açısı ise, oldukça karamsar. “Önümüzü göremiyoruz” diyor. Türkiye’nin iyi yönetilmediğini, çünkü yönetim diye bir şeyin ortada olmadığını söylüyor. Zorlu, Ankara’ya olan sitemlerini ise şöyle dile getiriyor: “Türk işadamının, özel sektörünün ufku siyasetçilerin çok ilerisinde. Manisa’daki Vestel, ABD ve İngiltere’deki tesislerimiz bunun bir göstergesidir. Birtakım engellerle Türk işadamının önü tıkanmasa, bugün dünya liginde çok daha üst sıralarda yer alırız. Biz her zaman daha ileriye bakacağız. Biz Türkiye için üretiyoruz, Türk insanının hayatını kolaylaştırmak için üretiyoruz. Önümüze ne kadar engel konulsa da bu yoldan dönmeyeceğiz.” Ahmet Nazif Zorlu’ya hak vermemek mümkün değil. Türk işadamının ayak sesleri dünyanın her bölgesinde duyuluyor ve Ankara’ya mesaj gönderiyor: “Ankara Ankara duy sesimizi!” Hidayet, Boyner’in Sporun önemini keşfeden işadamları, özellikle futbol ve basketbolda peş peşe atılımlarına devam ediyorlar. Beşiktaşlı olduğunu bildiğimiz işadamı Rahmi Koç, Kara Kartal’ı yıllardır forma reklamları ile “motive” ediyor ve destekliyor. Rahmi Koç gibi spora soyunan bir diğer işadamı da bugünlerde Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner oldu. Henüz bir yıllık bir maziye sahip olan Boyner’in genç giyim dünyasındaki yeni markası Altınyıldız Fabrika, Basketbol Milli Takımı’nın sponsorluğunu üstleniyor. Anlaşmaya göre, Basketbol Milli Takımımızı bundan böyle Fabrika giydirecek. Söz konusu anlaşma ise, büyük ihtimalle yarın imzalanacak. Bu arada, Fabrika aynı zamanda Amerikan Basketbol Ligi’nde (NBA) henüz “çaylak” pozisyonunda oynayan ve Türkiye’yi temsil eden Hidayet Türkoğlu’nu da kanatları altına almış. Milli Takım’ın yanı sıra Hidayet Türkoğlu’nun sponsorluğunu üstlenen Fabrika, bir yıl boyunca bu değerli sporcumuzun da ABD ve Türkiye’deki her türlü girişiminde ön ayak olacak. Cem Boyner gibi işadamlarının illa spor kulüplerimizin yönetim kurulunda olmaları gerekmiyor. Sponsorluk gibi etkinliklerle de pek ala bu sektöre hizmet edebilirler. Bir kardeşlik, dostluk, barış ortamı sağlayan spor aktivitelerinin sponsorluğunda daha çok işadamı görmek istiyoruz.kanatları altında Ulusoy şimdi de göklere çıkıyor Ulusoy ailesinin spordan turizme kadar el atmadığı alan yok. Ulusoy Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Saffef Ulusoy ise, bu geniş ailenin lideri pozisyonunda... Karayolu, denizyolu derken ulaşımın hemen her kısmında faaliyet gösteren Ulusoy ailesinin ağzı bir tek tekstil yatırımında yanmış. Bu konuda bayağı dertli olduğu görülen Saffet Ulusoy, tekstil yatırımında büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını ve “boylarının ölçüsünü aldıklarını” söylüyor. “Bizim işimiz insanla... Bire bir hizmet vermekle ilgili yani” diyen Saffet Ulusoy, “Taşımacılık bizim baba mesleğimiz” değerlendirmesini yaparak, şimdi de gözlerini havayolu taşımacılığına diktiklerini belirtiyor: “Havayolu taşımacılığında bir nebze olsun yerimiz var. Ama biz bu işi kargoya dökmek istiyoruz. Önümüzdeki günlerde havayolu taşımacılığına yönelik bir şirket kuracağız ve bu alana çok güçlü gireceğiz.” Havayolu şirketinin ismi ise belli değilmiş. O zaman biz bir isim tavsiyesinde bulunalım. Her alana imzasını atan Ulusoy, göklere de yine kendi ismiyle çıkmalı. Çünkü bu kadar büyümesinin altında, toplumun Ulusoy imzasına gösterdiği güven yatıyor. O zaman, şirketin ismi de pek ala “Ulusoy-Air” olabilir. Ve bir de, Ulusoy’un rakiplerinin işinin gerçekten çok zor olduğunu, düşünüyoruz. Beko’ya ‘bizi de alın” diye gelenler var Koç Grubu kuruluşu Beko Elektronik, sadece ülkemizde değil dünyada da gündemde olan bir marka ve firma... Türkiye’ye gelen yabancı işadamları, Beko’nun fabrikalarını gezmeden Türkiye’den ayrılmıyorlar dersek, yalan olmaz. Finansinvest’in Türkiye’ye getirdiği uluslararası dev finansçıların ziyaretinin ardından geçtiğimiz hafta da şirketin Beylikdüzü’ndeki tesisleri General Motors, AT&T, Lucent ve AKZO Nobel’in üst düzey yöneticileri gezdiler. Sessiz sedasız gerçekleşen bu gezinin ardından, “Acaba Beko yabancı ortak mı arıyor?” diye aklımıza takıldı. Hemen Beko Elektronik Genel Müdürü Aydın Çubukçu’ya sorduk. “Yok” dedi ve ekledi: “Bizim kimseyle hele bir yabancıyla ortaklık kurma gibi düşüncemiz yok. Aksine bize gelenler, tesislerimizi ve gücümüzü görenler, ‘bizi de bünyenize katın’ diye teklifler yapıyorlar.” 87 ülkeye ihracat yapan Beko’nun, uluslararası alanda ulaştığı bu güç ve cazibe merkezi olması, Türkiye için gurur verici bir olay. Çamlıca Grubu vakıf yolunda ilerliyor Basında “Çamlıca’da neler oluyor?” yazılarını okuyunca, oturduğum bölge olması itibariyle ben de merak ettim, “Çamlıca’da neler oluyor?” diye... Araştırdım, soruşturdum ve karşıma Erhan Öztunç adlı bir işadamı çıktı. Kendisi Yeni Kadıköy Sürücü Kursu başta olmak üzere çeşitli sanayi ve ticaret kollarında faaliyet gösteren bir kişi... Erhan Bey’in verdiği bilgiye göre, Çamlıca’da bir çay bahçesinde önce sabah kahvaltıları ile başlayan buluşmalar zamanla Çamlıca Grubu başlığı altında bir topluluğa dönüşmüş. Grubun içerisinde ünlü işadamları, milletvekilleri, sanatçılar, doktorlar, akademisyenler, bürokratlar dahil olmak üzere oldukça renkli simalar bulunuyor. İstanbul’u yöneten bürokratlardan tutun STFA, Sabancı Holding gibi kuruluşların üst düzey yöneticilerine kadar, oluşum içerisinde kimi ararsanız var. Torlak Tersanesi Sahibi Ali Torlak da oluşumda etkin rol alan işadamlarından... İşadamlarının çokluğunu göz önüne alırsak, güçlü finans kaynaklarına sahip olduklarını da belirtmek gerekiyor. Beni davet ettikleri en son toplantıda, MHP Milletvekili Reşat Doğru, İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz, sanatçı Serdar Gökhan, Deniz Ticaret Müsteşarlığı İstanbul Bölge Müdürü Orhan Çakıroğlu gibi isimler vardı. Erhan Öztunç, bu birlikteliği sağlamak için uzun uğraşlar verdiklerini söylüyor. En büyük yardımcısının İdris Savaş ve Aysel Söyler olduğunu belirtiyor. TÜSİAD gibi bir güç, Taksim, Cinnah sohbetleri gibi etkin bir hareket olacaklarını ifade ediyor. Erhan Öztunç, “Grup kendiliğinden oluştu. Bahsettiğimiz kişilerin bir boşluk içerisinde olduklarını gördük ve onları buluşturduk. Ankara hareketimize önce endişe ile yaklaştı. Ancak zamanla milletvekilleri de aramıza katılınca bizim tamamen toplum yararına bir hareket olduğumuza inandılar ve siyasiler desteklerini açıkladılar. Amacımız bir siyasi güç olmaktan öte öncelikle İstanbul’un ölmemesini sağlamak. Yaptırım gücümüzün olması için de önce dernek ardından vakıf olmayı hedefliyoruz” diyor. Evet, kimsenin korkmasına gerek yok: Çamlıca’da güzel şeyler oluyor. Kâzım Çeliker
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT