BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskançlık

Kıskançlık

Kıskançlık, çok yakından tanıdığım bir duygu değil. Hani birilerinde, sizde olmayan bir şeyler vardır da haset edersiniz; çok insana ait bir zaaftır ya, işte o bende yoktur.



Kıskançlık, çok yakından tanıdığım bir duygu değil. Hani birilerinde, sizde olmayan bir şeyler vardır da haset edersiniz; çok insana ait bir zaaftır ya, işte o bende yoktur. Bu yaşa kadar bu anlamda herhangi bir insanı ya da mülkü kıskandığımı hatırlamıyorum. Fakat elbette sütten çıkmış ak kaşık değilim. Sevdiklerimi paylaşamam. Bana ait olduğunu düşündüğüm herhangi bir kişinin başkasına fazla ilgi gösterdiğini görürsem gözüm dönebilir. Bu sadece eş ya da sevgili anlamında değil. Mesela canım gibi sevdiğim teyzemi de kıskanırım milletten. Yakın arkadaşlarım bu anlamda risk altındaki insanlar grubuna dahildir. Bütün bu satırları, kendimi pek takdir ettiğimden yazmıyorum. Aslında bu huyumdan nefret ediyorum. İnsanları serbest bırakacak kadar öz güvenim olsa onlar bana daha bağlı olurlardı. Teorik olarak bunu biliyorum ama uygulamaya gelince bilginin faydasını görmüyorum. Bu kıskançlık işi nereden çıktı diyeceksiniz. Basit. Hani okumayı durmadan ertelediğim İsyan Günlerinde Aşk vardı ya, onu okumaya başladım. Böylece kıskançlık damarım dışarıdan görülebilecek ölçüde kabardı. Aşağı yukarı her paragrafta durup, söylenip öyle devam ediyorum okumaya. Bu kadar mı iyi yazılır? Bu kadar mı kültürlü olunur? Diyorum ki, ‘benim de babam Çetin Altan olsaydı ben de yazardım.’ Sonra ciddi bir haksızlık yaptığımı görüp utanıyorum. Aynı babadan bir de Mehmet Altan var ama o böyle yazamıyor işte! Kırılmasın ama öyle, ne yapayım? Demek ki bu işin babayla falan alakası yok. Bu, Allah vergisi, muhteşem bir hakimiyet. Sinir oluyorum ve ölesiye kıskanıyorum. Onun gibi yazabilmek isterdim. Hem de çok! Kıskançlığımdan, dalga geçecek oluyorum. ‘Hadi bize kadınları yaz sayın Altan’ cinsi zıpçıktı cümlelere sığınayım istiyorum. Bu sefer de ustaya duyulması gereken saygıya takılıyorum. Bükemediğin eli öpeceksin derler. Yazı anlamında Ahmet Altan’ın bileğini bükecek bir babayiğit göremiyorum genç kuşak yazarların arasında. O satırları yazabilen eli hakikaten öpmek gerekir. Çok sevdiğim Marquez’in tınısı var satırlarında. Tek kelimeyle müthiş bir kitap. Bitirmeye kıyamıyorum. Tebrik ediyorum ama hasedimden çatlıyorum. Ne olurdu onun gibi yazabilseydim?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT