BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İyi ki Atilla Yayla var

İyi ki Atilla Yayla var

Marksizm ve aşırı solun ön yargılarını, çarpık sloganlarını, kalıpçı düşünce yapısını tekrarlaya tekrarlaya, genç dimağları şartlandıran, karşı görüşlerden habersiz yetiştiren bir aydın (!) oyununa gelmiştir bu ülke..



Marksizm ve aşırı solun ön yargılarını, çarpık sloganlarını, kalıpçı düşünce yapısını tekrarlaya tekrarlaya, genç dimağları şartlandıran, karşı görüşlerden habersiz yetiştiren bir aydın (!) oyununa gelmiştir bu ülke.. İster inansınlar, ister inanmasınlar, 68 Kuşağı böyle bir atmosferde yatişmiş, böyle bir eğitim tuzağına düşmüştür. Soldaki aydın, kasıtlı veya kasıtsız ne kadar bu oyunun içinde ise sağdaki aydın geçinenler de o kadar gaflet içinde kalmıştır bu oyunda.. Oyun diyorum, çünkü ihanet demeye dilim varmıyor. Bu ülkede yaşayan insanımız, hemen hemen 60 yıldan beri sol yayınların istilasına uğramış, genç dimağlar Marksist ve tarihselci görüşlerin dayatıcı etkilerine karşı yeterince donatılamamış. Marksizm iflas etti; ama bugün bile herhangi bir kitabevine girin; rafların büyük sayıda dayatıcı solu, Marksizmin tarihî diyalektiğini anlatan eserlerle dolu olduğunu görürsünüz.. Hür dünyanın kitapçı vitrinlerinde de aynı eserlere rastlarsınız; ama bir o kadar da karşı görüşleri savunan eserler bulursunuz.. Muhafazakâr, liberal görüşlü eserlerin Türkiye’ye ancak Komünizmin yıkılmasından, Marksizmin iflasından sonra (o da çok az sayıda) Türkçeye çevrildiğini düşünürseniz altmış yıldan beri nasıl bir oyuna geldiğimizi kestirebilirsiniz.. Biz Karl Popper, F.A. Hayek gibi iki filozofu ancak 1984’lerden bu yana tanımaya başladık.. Oysa bu iki dehâ, son yüzyılımızın bilimsel (!) sosyalizmine karşı koymuş ve liberalizmin öncülüğünü yapmış iki büyük düşünürü.. Popper’in “Açık toplum ve düşmanları 1945’te yayınlanıyor; Türkçeye tercüme edilişi 1994; hemen hemen 50 yıllık bir farkla.. 1957’de yayımlanan “Tarihselciliğin Sefaleti” ise ancak 1985’te aziz dostumuz Prof. Dr. Şafak Ural’ın sunuş yazısıyla Sabri Orman tarafından Türkçeye çevrilmiş.. Aynı Filozofun “Bilimsel araştırmaların mantığı” 1934’te, Kestirimler ve Çürütmeler 1960’ta, Bilgi ve Bilgisizliğin Kaynakları” ise 1998’de yayınlanmış, fakat Türkçeye çevrilmemiş.. “Daha İyi Bir Dünya Arayışı” ise iki ay önce Türkçe olarak yayınlandı.. Karl Popper’in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı adlı eserinin de 1982 yıllarında Mete Tuncay tarafından tercüme edildiğini görüyoruz.. Viyana Okulu’nun ikinci dehası F.A. Hayek’i ise bilim dünyamız daha geç tanıdı... Oysa Hayek de 1900’ün başında Karl Popper gibi Viyana doğumlu ve Viyana Üniversitesinden yetişme büyük bir dehâ.. Hayek’i Türk bilim dünyasıyla tanıştıran Prof. Atilla Yayla’dır. Hayek’in totalitarizme karşı meydan okuyan Kölelik Yolu adlı eseri ilk yayımından yaklaşık 50 yıl sonra Liberal Düşünce Topluluğu tarafından Türkçeye kazandırılıyor. Büyük filozofun “sosyal teorisini tanıtan” Özgürlük Yolu adındaki Atilla Yayla’nın eseri ise 1993’te yayınlanmış.. İyi ki yayınlanmış; yoksa Hayek Türkiye’nin semtine bile uğramayabilirdi.. İş Bankası’nın “Hukuk, Yasama ve Özgürlük” adıyla yayınladığı üç ciltlik eseri ise 2 yıl önce Türkçeye çevrilmişti.. Yukarıda adı geçen “Kölelik Yolu” Çince Japonca’da dahil 12 dile çevirilmiş... Hem de Türkçeye çevrilmeden yıllarca önce.. Daha dilimize çevrilmemiş onlarca eser.. İyi ki, Liberal Düşünce Topluluğu var ve iyi ki bu topluluğun başında Atilla Yayla gibi bir bilim adamımız bulunuyor. Yoksa daha yıllar geçecek ve bizim gençlerimiz yine aşırı sol eserlerin istilasından kurtarılamayacaktı. Peki sağ kesimin bunca yıl uyuyup kalması sizi hiç şaşırtmıyor mu.. İktisatçı yetiştirmişsiniz; ama Hayek’ten haberi yok.. Hukukçu, sosyolog yetiştirmişsiniz, felsefeci yetiştirmişsiniz, Karl Popper’den haberi yok.. Gafletin bu derecesini nasıl hoş görelim.. Hele bu sağ kesimin edebiyat ve sanat alanında sol yayınlar karşısındaki duyarsızlığına ne demeli.. Türkiye eğer bugün bir kültür, bir sosyal bunalım ve bir ekonomi sefâleti yaşıyorsa bunda bizim sağ kesimin ihmalini görmemek imkansız.. Bütün bu ihmallerden sonra solcu bir başbakanın % 20 bir azınlıkla işbaşında olması kimseyi şaşırtmamalı.. Kaldı ki merkez sağ kesimi az mı başbakan, cumhurbaşkanı yetiştirdi? Yetiştirdi de ne oldu? Fikir, sanat ve edebiyat alanında ne kadar fakir olduğumuzu keşfedebildiler mi.. Solun medya ve yayıncılık alanındaki üstünlüğüne karşı bir tedbir alabildiler mi? Biz gerçekten zavallı bir toplumuz..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT