BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

Uğur Dündar TV kuruyor/ Büyük rakamlarla Star’a transfer olan Uğur Dündar’ın bu kurumdan ayrılışı da yine olay olmuştu. Birdenbire Star’ı bırakan Uğur Dündar’ın bu eyleminin ardında kendi adına kuracağı bir TV projesi yatıyormuş. TV patronlarıyla bir türlü yıldızının barışmadığını söyleyen Uğur Dündar, kendi adına kuracağı televizyon ile kendi kendisinin patronu olmak için kolları sıvamış. Uğur Dündar’ın o kadar parası var mı, diye soracak olursanız. Bu konudaki en büyük mali destekçisi ise, FB Başkanı Aziz Yıldırım’mış. Yıldırım, “Ne kadar istersen...” diyerek Dündar’a açık çek vermiş. Adı da “FB TV” olursa, değmeyin o zaman Dündar’ın keyfine...



Sabancılar’da FB-BJK rekabeti Fenerbahçe’ye dördüncü kez başkan olan Aziz Yıldırım’ın listesi açıklandığında, işadamlarının çokluğunun yanı sıra Sabancı Ailesi’nden Zeynep Sabancı’nın da listede yer alması hoş bir sürpriz oldu. Futbol dünyasındaki işkadınlarından Sema Küçüköz’den sonra Zeynep Hanım’ın da böyle bir cesareti gösterip spora soyunması futbolumuzda tam bir devrim bence... Hem kadınların spora ağırlığını koyması hem Sabancı Ailesi gibi Türkiye’nin en zengin iki ailesinden birine mensup olan kişinin spora girmesi olumlu bir gelişme. İyi bir anne, başarılı bir iş kadını, zarif bir bayan olan Zeynep Sabancı’nın bu cesaretini kutlamak gerekir. Ankara doğumlu olan Zeynep Hanım koyu bir FB taraftarı. Öyleki, çocukları Faruk ve Burak’ın isimlerinin baş harflerini bir araya getirin FB ortaya çıkar. Zeynep Sabancı, aynı zamanda 1907 Fenerbahçe derneğinin ilk kadın üyelerinden biri... Londra’da Amerikan Üniversitesi’nde iş idaresi ve turizm üzerine eğitim yapan Zeynep Hanım, Sabancı Holding Gıda Grubu Direktörü Mehmet Sabancı ile evlenip jet sosteye adım attı. Geçmiş yıllardaki FB’nin haline hep üzülen Zeynep Hanım, baktı ki olacak gibi değil, kulüp yönetimine direkt girip işleri düzeltmeye karar vermiş. İşin bir de, ev kısmı var tabii ki... Bugünlerde Zeynep-Mehmet Sabancı çiftinin evinde hoş bir rekabet ortamı yaşanıyor. Çünkü Zeynep Hanım’ın eşi Mehmet Bey, koyu bir Beşiktaş taraftarı... Eşinin bu atağından sonra rahmetli Hacı Sabancı’nın oğlu olan Mehmet Sabancı da Beşiktaş’la yakından ilgilenmeye başlamış. Hatta eşine, “Sıra bende” diyormuş. Bir ilginç not daha, Zeynep Hanım’ın bu işe soyunmasında Mehmet Sabancı öncü olmuş, “Biraz cesaret” deyip, ona moral vermiş. Geçen hafta Cem Boyner’in Basketbol Milli Takımı’na sponsor olmasını takdir etmiş ve zengin ailelerin daha aktif spora girmeleri dileğinde bulunmuştuk. Zeynep Sabancı ve Cem Boyner derken sıraya Mehmet Sabancı girecek gibi görünüyor. Bakalım sırada daha kimler var? Çocuklara SA sevgisi Türk işadamları arasında basınla arası en iyi olan Sakıp Sabancı dersek herhalde yanlış söylemiş olmayız. Sakıp Ağa’nın çocuklara olan sevgisini herkes bilir. Gittiği bir toplulukta çocuk gördüğü zaman onlarla sohbet eder, öpüp sever. Bir de, Sabancı’nın şirketlerinin reklamlarına dikkat edin. Aile, özellikle çocuk hep ön planda yer alır. Sabancı ile çalışan reklam ajansları onun bu özelliğini göz önünde tutarlar. Çünkü bu ajanslardan birinden aldığımız bilgiye göre, Sabancı, bünyesindeki şirketlere, yapacakları reklam kampanyalarında aileyi ve çocuğu ön plana çıkarmaları konusunda direktif vermiş. Akbank’la bunu gördük, halen de devam ediyorlar. Şimdi bir de televizyonlarda winSA reklamı yayınlanıyor. Bir çocuk geliyor, pencereye İngilizce “pencere” anlamına gelen window yazıyor. Sonra “dow”u siliyor ve win’in yanına SA’yı ekliyor. Tasarruf ve kazancı simgeleyen “win” hecesi, bir çocuğun saflığı ve pencerelere SA mührü... Üç yıllık bir maziye sahip olan PVC üreticisi winSA’nın belki de şimdiye kadar en etkileyici reklamı, diyebilirim. Kısa ama öz... Yönetmen Mustafa Emre ve Piramit Ajansı kutluyoruz. Tabii Sakıp Sabancı’yı da... Karadenizli’nin manevi babası Karadenizli işadamı denilince, aklınıza kaç tane isim geliyor? Bir elin parmağını geçmeyecek bu isimlerin en başında, bana göre İbrahim Cevahir yer alıyor. Cevahir Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra Karadeniz Eğitim, Kültür ve Çevre Koruma Vakfı ve Çamlıca Güreş İhtisas ve Spor Kulübü Genel Başkanlığı’nı da yapıyor. Her yönüyle faal bir işadamı görüntüsünde olan İbrahim Cevahir, iş dünyasına sayısız işadamı kazandırdığını söylüyor. Elinden tuttuğu her müteşebbisin bugün ülkenin tanınmış işadamları arasında yer aldığını ifade ediyor. Şişli’deki eski belediye garajında şu anda inşa ettikleri ve iş merkezi olacak 3 blokluk dev plaza için gece gündüz çalıştıklarını söyleyen İbrahim Cevahir, bunlara ek olarak bir de İstanbul’a dev kongre merkezi kurma hazırlıklarının devam ettiğini ifade ediyor. Bu kadar işin arasında geçen kurucu üyeleri arasında yer aldığı Karadenizliler Vakfı’nın sosyal faaliyetlerini de hiç aksatmıyor. Dikkat ettim, siyasetçisinden sanatçısına, işadamından bürokratına kadar geceye katılan kim varsa hepsi Cevahir’e “baba” diye hitap ediyordu. Geceye katılan bir işadamı dostumuz, “Bir şehirden çıkan işadamını ancak o şehrin insanları ‘baba’ beller. Dikkat et; Karadeniz’in Bolu’sundan, Zonguldak’ından, Tokat’ından, Artvin’inden, Sinop’undan kim gelirse gelsin hepsi İbrahim Cevahir’e ‘baba’ diye hitap eder” diyor. Reklamı sevmeyen bir kişiliğe sahip olan İbrahim Cevahir’in her yıl yüzlerce fakir çocuğa burs verdiğini, deprem bölgesine aylar boyu süren yardım yaptığını, yine muhtaç ailelere el uzattığını öğrendik. Gecede bize aktarılan ilginç notlardan biri de Trabzonspor ile ilgiliydi. Trabzonspor’un zor durumda olduğunu hatırlatan İbrahim Cevahir’e yakın bir isim, şu notu aktardı: “Cevahir, Trabzonspor’un manevi babasıdır. Mehmet Ali Yılmaz’ın son kongrede aday olmasını o istemedi. ‘Madem isyan ediyorlar, bırak, ne halleri varsa görsün’ diye rest çekti İbrahim Cevahir, Yılmaz da aday olmadı. İşte Trabzonspor’un hali ortada...” İbrahim Cevahir’in sadece Trabzonspor’a değil, bazı siyasilere de kırgın olduğunu öğrendik. Kime kırgın olduğu bilgileri de, şimdilik bizde saklı kalsın. Demek ki, ‘baba’yı kızdırmamak gerekiyor. Sanayi tarihine Rahmi Koç mührü Şu tarafa bakıyorsunuz Atatürk’ün traktörü... Bu tarafa bakıyorsunuz Sultan Abdülaziz’in 1866 yapımı Saltanat Vagonu... Biraz ileri gidiyorsunuz rahmetli Barış Manço’nun antika Rolls Royce otomobili... Anadol, Chevrolet, Arçelik ve Beko’nun antika çamaşır, bulaşık makineleri, ömrünü 1960’larda tamamlayan tramvaylar, uçaklar, trenler, Türkiye’de sanayinin gelişmesine ışık tutacak onlarca örnek... Burası Hasköy Rahmi Koç Müzesi... 1861 yılında, Şirket-i Hayriye tarafından şehir hatları vapurlarının bakım ve onarımı için yapılan Hasköy Tersanesi, Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından çürümeye yüz tuttuğu sırada, 1996 yılında satın alınmış. Orijinaline sadık şekilde restore edilmiş. Daha önce Lengerhane’de kurulu bulunan Rahmi Koç Müzesi, Rahmi Bey’e yetmeyince bu sefer müzenin ikinci şubesi Hasköy’de açılmış. Rahmi Koç’un söylediklerine bakılırsa, bu dev bina da yetmeyecek gibi görünüyor. Çünkü Rahmi Koç’un gün yüzüne çıkarmayı hedeflediği daha yüzlerce böyle antika parçaları mevcutmuş. Rahmi Koç, “Sanayileşmiş ülkelerde bu türlü sanayi müzeleri çoktu. Gittim, gördüm ve imrendim. Teker teker topladığım bu eserlerin benden sonra yaşamasını istedim. Yok olup gitmesinler, her gelen buradan bir şeyler öğrenerek gitsin, diye düşündüm. En büyük hayallerimden birini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum” diyor. Müzede bir bölüm var ki, ilginç... Adı, “Ne Nasıl Çalışır?”... Burayı çocuklar için düşünmüşler. Müze yetkilileri, “Onlar kurcalamaya meraklı olduğu için çocukları hedefledik” diyorlar. Bu bölümde, hangi alet veya makina olursa olsun bir düğmeye basarak, o makinenin nasıl çalıştığını tüm detayları ile şeffaf şekilde görebiliyorsunuz. Yani bu müze sadece seyirlik değil aynı zamanda eğitici ve eğlendirici de... Türkiye’de sanayinin nereden nereye geldiğini görmek istiyorsanız, bir gününüzü mutlaka bu müzeye ayırın.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT