BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ISSIZ ADA

ISSIZ ADA

Hava iyice kararmıştı... Şilebimiz, karanlıklar arasında kapkara gözüküyordu. Bir aralık müthiş bir patlama sesi ile yükselen alevlerin aydınlığında, gemimizin bir canavar gibi denize gömüldüğünü gördük...



Gürültüler arasında boğulup gittiler... Tayfalar başka bir sandala koştular. Onu indirerek içine atladılar. Sâlim Amca, bir taraftan Türkçe ve bir taraftan Almanca: - Heyyyy! Bizi bırakmayın! Biz buradayız!.. diye haykırıyordu. Fakat dinleyen kim?.. Onlar, hızla çektikleri küreklerle batmaya başlayan şilepten uzaklaşmaya çalışıyorlardı. O anda yaptıkları bir iş dolayısıyla arkadaşlarına yetişememiş, iki tayfa da yanımıza geldiler. Onlar da, ıslıklar çalarak, başlarından çıkardıkları gemici şapkalarını sallayarak, gidenleri geri çağırıyorlardı. Bu tayfalardan biri Hans, diğeri de Piyero idi. Uzun yolculuğumuz sırasında tayfaların hepsini de tanımıştık. Onlar, hâlâ, yerlerinde zıplıyor, ıslıklar çalıyor ve arkadaşlarını çağırıyorlardı. Ama ne yazık ki, sandala atlamış olanların, kimseyi gözleri görmüyordu. Çala kürek, batan şilepten uzaklaşmak istiyorlardı. Zaten, ıslıkları ve bağırışları duymaları da mümkün değildi; çünkü fırtına ve denizin uğultusu, bütün sesleri boğuyordu. Bizler, acı ve üzüntü içerisinde onlara bakarken, uğultu ve hışırtılarla gelen bir dalga, uzaklaşmak isteyen sandalı içindekilerle birlikte bir kibrit kutusu gibi havalandırdı. Sonra, yüzlerce tonluk su yükü sandala bütün hızı ile çarptı. Acı çığlıklar, gürültüler arasında boğulup gittiler. Sandal parçaları arasında, batıp çıkan “imdat” isteyen kafalar ve uzanan eller görüldü. - Zavallılar! diye haykırdım. Sâlim Amca: - Yazık!.. Ama yüce Allahın her işinde bir hayır olduğunu, bir kere daha anladım! dedi. Şâyet bizleri de almış olsalardı, şimdi onlardan farkımız kalmayacaktı! Recep: - Ama daha kurtulmuş değiliz! diye haykırdı. Sâlim Amca, gürültüden, onun söylediğini anlayamamıştı: - Ne söylüyorsun! diye bağırdı. Recep, ellerini ağzına götürüp boru gibi yaparak: - Ama biz de kurtulmuş sayılmayız! cevabını verdi. - Olsun!... Cenâb-ı Haktan ümit kesilmez. Şu olay benim ümidimi daha da artırdı. Öldürmeyen Allah öldürmez. Biz kurtulmak için gayret edeceğiz, gerisi âlemlerin Rabbinin bileceği iş.. Oooo! Bakın! Bakın! Şilepte kalmış olan o iki tayfa bizi çağırıyor!.. Sâhiden de o esnada, Hans ve Piyero, bir sandalı denize indirmeye çalışıyor ve yardım etmemiz için de bizleri çağırıyorlardı. Nefes almamıza ve yürümemize engel olan fırtınaya rağmen, acele ettik. Hep birlikte yakalayarak, denize indirdiğimiz sandala bindik. Sâlim Amca haykırdı: - Haydi çocuklar gayret! Yüce Allaha sığınıp güvenelim.... Sanki Sâlim Amca’nın söylediği bu sözleri doğrulamak istermiş gibi, çekilen dev bir dalga, sandalımızı bir tüy gibi kaldırarak, batan gemiden yetmiş-seksen metre kadar uzaklaştırdı. Hans ve Piyero: “Hurraaaa!” diye bağırırlarken, biz hepimiz: “Yüce Rabbimiz! Sana sonsuz şükürler olsun!” sözlerini içimizden geçirdik. Sâlim Amca, sevinç ve heyecanla: - Hepimiz buradayız değil mi çocuklar! dedi. Allaha hamdolsun hepimiz buradayız!.. Sonra Hans ve Piyero ile Almanca birşeyler konuştu. Hans ve Piyero, küreklere geçtiler. Boşta kalan bir çift küreği de ben çekmeye başladım. Hava iyice kararmıştı. Şilebimiz, karanlıklar arasında kapkara gözüküyordu. Bir aralık müthiş bir patlama sesi ile yükselen alevlerin aydınlığında, gemimizin bir canavar gibi denize gömüldüğünü gördük. Turgut: - Şilebimiz battı!.. diye haykırdı. Şimdi okyanusta yapayalnızız. Cengiz: - Niye yalnız olacakmışız? Hep bir aradayız ya. Hem de, sağlam bir kayığımız var! diye cevap verdi. Bizler Barbaros’un torunlarıyız, hem ümidimiz ve hem de cesaretimiz var. Sâlim Amca’mız da yanımızda.. * DEVAMI YARIN Yazan: AHMET YILMAZ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT