BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ISSIZ ADA

ISSIZ ADA

Dalga sesleri arasında yine uykuya daldık. Sabah, gözlerimi açtığımda, Sâlim Amca’yı duâ ederken gördüm. Benim uyandığımı görünce, selâmlaştık. Sonra: “Acaba hâlimiz ne olacak Sâlim Amca?” diye sordum...



Hepsi de bitkin bir haldeydi... O akşamı, yine aç ve susuz geçirdik. Hepimizin bitkin bir hâli vardı. Fakat Hans ve Piyero’nun durumları daha berbattı. Kayığın içinde halsiz bir şekilde yatıyorlar, kımıldamak bile istemiyorlardı. Sâlim Amca: - Görüyor musunuz çocuklar? dedi. Maşâallah, sizler çocuk olduğunuz halde, Hans ile Piyero’dan daha dayanıklı çıktınız. Bunun sebebini biliyor musunuz? Recep: “Daha genciz de ondan” dedi. Cengiz: “Yok canım! Aslında genç olduğumuz için onlardan daha fazla acıkmamız ve bitkin hâle düşmemiz gerekirdi” diyerek, fikrini açıkladı. Ben de bir şeyler söyleyecektim ki, Sâlim Amca: “Hayır genç olduğunuzdan değil; oruç tutmuş olmanın verdiği alışkanlıktan” dedi. “Biz orucu her şeyden önce yüce Allah emrettiği için tutarız. Fakat arkasından orucun bazı faydaları da gelmektedir. Onlardan birini işte kendi gözlerinizle görmüş oldunuz.” Bu konuşmanın arkasından gözümün önüne anacığımın hazırladığı o iftar sofraları geldi. Acaba yüce Allah, bize kısmet edecek miydi yine o nefis yiyeceklerden? Dalga sesleri arasında yine uykuya daldık. Sabah, gözlerimi açtığımda, Sâlim Amca’yı duâ ederken gördüm. Benim uyandığımı görünce, selâmlaştık. Sonra: “Acaba hâlimiz ne olacak Sâlim Amca?” diye sordum. Hiçbir felâketin silemediği o iyimser yüzüyle: “Merak etme evlât! cevâbını verdi. Yarattığı kullarının rızıklarını veren yüce Allah, bizi rızıksız bırakmaz. Boğulmaktan koruduğu gibi inşâallah açlıktan ve susuzluktan da koruyacaktır. Ümit ediyorum, ve inanıyorum. Cenâb-ı Hakka yalvar ve Âyet el Kürsî oku!” Onun bu sözleri yüreğime su serpti... Az sonra Sâlim Amca: - Mehmet! Şu karşıya bak! dedi. Parmağı ile gösterdiği tarafa baktım, güneşin tesiriyle meydana gelmiş parıltıdan başka bir şey göremedim. - Birşey göremiyorum. Sâlim Amca! dedim. O ise; parmağını uzatarak: - Şuraya bak! Tam parmağımın uç kısmına bak! dedi. Dikkatle, onun parmağıyla göstermiş olduğu yere baktım. Evet! Evet! Orada bir karaltı vardı. Ama ne olduğu anlaşılmıyordu. Birbirimizin yüzüne baktık. O: - Besmele ile asıl küreklere bakalım! dedi. Uyuyanlara basmamaya dikkat ederek, küreklere gittim. Bir çift küreği denize indirerek çekmeye başladım. Fark ettiğimiz o karaltıya yaklaşınca, bunun bir sandal olduğunu hayretle gördük. - Bir sandal! diye haykırdım... Benim haykırışım üzerine arkadaşlarımızın hepsi uyanmışlardı. Onlara, bir sandal gördüğümüzü, ona yaklaştığımızı anlatınca, heyecanları görülecek şeydi. Altan ve Turgut da küreklere sarıldılar. Kısa bir zaman sonra bu sandala iyice yaklaştık. Hayret!.. Sandalın içi eşyâ dolu idi. Merak ve sevinçten hepimiz de kendimizden geçmiştik. İyice yaklaşınca, sandaldaki yazıyı okuduk. Bu, batmış olan şilebimizin adını taşıyordu. Muammer: - Bu bizim şilebin sandalı imiş. Acaba buraya nasıl gelmiş? diye haykırırken, Sâlim Amca: - Heyecanlanmayın çocuklar şimdi anlayacağız! diyerek heyecanımızı yatıştırmak yoluna gitti. Turgut ve Piyero, kayığa yanaşmak üzere iken, heyecanlarını yenememiş olacaklar ki, öteki sandala atlayıverdiler. Aman Allahım! Gözlerimize inanamıyorduk. İki fıçı su, iki teneke kavrulmuş et... Kırk-elli kutu konserve.. Bir çuval un. Bu un çuvalı, su almasın, ıslanmasın diye, bir branda bezine sarılmış durumda.. Bir çuval peksimet.. Bir teneke kuru fasulye.. Bir teneke Pirinç.. Bir büyük kutu çikolata.. Tencereler, bardaklar ve tabaklar... * DEVAMI YARIN Yazan: AHMET YILMAZ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT