BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gönülden nağmeler

Gönülden nağmeler

Turan Saka, yıllarını yerli müzik anlayışına vermiş ve klasik eserleri yaşatmak için mücadele etmiş bir isim. Ama son yıllarda değişen musıki alışkanlığını iyi tahlil etmemiz gerektiğini söylüyor.



Turan Saka, uzun bir suskunluk döneminden sonra müzik hayatına yeniden ve kararlı bir dönüş yaptı. Bir radyoda uzun yıllar “Musıki Dünyamız” isimli bir program yapan ve bu programla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Saka, şimdi de “Gönül Bahçemizden Bir Demet” isimli albümlerini hazırlıyor. 82 bestesi, 70 güftesi bulunan sanatçı 5 binin üzerinde eseri ezbere biliyor. “Ben çok farklı ve şanslı bir dönemde bu işe başladım” diye söze başlayan Saka, “Çocukluk dönemimde televizyon olmadığı ve bugünkü anlamda müzik türleri oluşmadığı için sadece halk müziği ve klasik sanat müziği vardı. O zamanın meşhur sanatkârları Münir Nurettin Selçuk ve Müzeyyen Senar, Zehra Bilir, Saime Sinan, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri, Hafız Burhan ve daha sonraki dönemde rahmetli Zeki Müren ile Ahmet Üstün gibi sesleri dinleme şansını bulduk. O zaman küçük bir gramafonumuz vardı ondan yararlanırdık. Daha o dönemlerde başladı benim ilgim” diyor. Usta-çırak ilişkisi 16-17 yaşlarına geldiğinde Türk musıkisine yöneldiğini anlatan Turan saka, türkülerden de kopmadığını hatırlatıyor ve şöyle konuşuyor: “Necati Başaran vardı. O zamanlar kendisinin yeri Beyazıt Çarşıkapı’da idi. Daha sonra büyük bir bestekârdan Arif Sami Toker’in nazariyatlarından meşklerinden istifade ettim. Oldukça faydalandım. 60’lı yıllarda Zeki Müren efsanesi vardı. Sesimi de keşfettim. Aramızda 15-20 yaş fark olmasına rağmen, sesimin onun sesine renk olarak benzediğini gördüm. 20 yaşlarında 3 bin civarında eseri bildiğimi hatırlıyorum. Askerliğimi yaptıktan sonra 1968’de Almanya’ya gittim. Almanya’da müzik hayatı özel gecelerle, davetlerle sınırlıydı. Bir süre durduktan sonra izne geldim. O arada Türkiye’de Sadün Aksüt’le tanıştım. 70’li yıllardı. Sadün Aksüt beni radyoya davet etti. Bir kasetimi verdim, dinlemiş ve beğenmiş. Bugüne kadar bana bir çok konuda yardımcı oluyor.” Mustafa Sağyaşar, Erol Sayan, Sadettin Öktenay, Sadun Aksüt, Dr. Alaattin Yavaşça, Prof.Dr. Selahattin İçli, Zeynettin Maraş, Gündoğdu Duran, Yıldırım Gürses, Gültekin Çeki gibi sanatçı dostlarından çok istifade ettiğini belirten Saka, “Zaman zaman bazı sanatçı dostlarımız çok karamsar görünüyorlar. Ben iyimserim. Son 9 yıldır baktığımda sanat müziğimize büyük bir ilgi görüyorum.Biz musıkiyi sevdirmek açısından bir çok yenilikler denedik. Bu manada yaptığım radyo programları büyük ilgi gördü” dedi. Türkiye’deki konservatuvarların yetersiz olduğunun altını çizen Turan Saka, bu okullara alternatif kurumlar olduğunu, yeteneği olan gençlerin musıki cemiyetleri ile temasa geçmeleri ve usta-çırak ilişkisinin yeniden hatırlanması gerektiğini de söylüyor. Güzel besteler Sesinin güzelliği konusunda kamuoyunun bir bilgiye sahip olduğunu hatırlattığımız sanatçıdan, bestekârlığı hakkında da bilgiler istiyoruz. Şöyle konuşuyor: “Bestekârlığım 1972-73 yıllarında başladı. O zaman 8 tane beste yaptım. İlginç makamlardı. Uşak, Bayati makamında eserler vardı. Sonra Almanya’dan Türkiye’ye döndükten sonra 1986’lı yıllar ile 96’lı yıllar arasında 70 civarında beste yaptım. Bunlar arasında rahmetle andığım Tahir Kutsi Makal, Levent Bektaş gibi şairlerin eserlerini besteledim. Biz Ayrılamayız’ın söz yazarı Ayşe Birgül Yılmaz hanımefendinin eserleri var. Bekir Sıtkı Erdoğan, Yavuz Bülent Bakiler, Kadir Albayrak ve Ahmet Zeki Kansız gibi sanatkârların şiirlerini besteledim.” Hocalardan ders aldı İstanbul’da doğan Turan Saka, çocukluk yıllarında müzik sevgisiyle büyüdü. Babası evdeki gramofondan çocuklarına Hafız Burhan, Abdullah Yüce, Münir Nurettin Selçuk, Hamiyet Yüceses ve Perihan Altındağ Sözeri gibi ses sanatkârlarını dinletti. Arif Sami Toker ve Necati Başaran’dan dersler aldı. 1970’li yıllarda Sadun Aksüt’le tanışan Turan Saka, bir hoca talebe münasebetinin yanısıra bir usta çırak olarak da Aksüt’ten istifade etti. 1968-1986 yılları arasında Almanya’da bulunan ve büyük bir müzik firmasında çalışan Saka, 1980’de Coşkun Plak ve Uzelli firmalarına “Bir Nigâh Et” (Vuslat) isimli plâk yaptı. 1986 yılında Türkiye’ye döndü. Değişik makamlarda 82 bestesi bulunan Saka, yorumculuğunun yanısıra müzik sözü de yazıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT