BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yenilikçilerin çetin yürüyüşü -II-

Yenilikçilerin çetin yürüyüşü -II-

Sosyolog Nur Vergin, bir TV sohbetinde biraz kızgın bir edayla Cüneyt Ülsever’e şöyle diyordu: “Şehir kökenli olmak suç mu, illa köy kökenli mi olmak lazım?”



Bu, yenilikçilerin aynı zamanda uzun yürüyüşüdür... Sosyolog Nur Vergin, bir TV sohbetinde biraz kızgın bir edayla Cüneyt Ülsever’e şöyle diyordu: “şehir kökenli olmak suç mu, illa köy kökenli mi olmak lazım?” Sanırız ilk defa böyle sual dile gelmekteydi. Bu suale kadar hep aksi seslendirildi. Bu zaviyeden bakıldığında sosyolojik vakıa şu tabloyu sergiler. Necmettin Erbakan, bir kentsoyludur. O ve onlarca benzeri köyden şehire göçün beraberinde taşıdığı öze dönüş arayışındaki bir harekete hamilik yapmışlardır. Hami veya vasi... İşte bu yenilikçi hareket, aynı zamanda himaye ve vesayetten kurtulma çabasıdır. Şuuraltlarında kentsoyluluktaki dejenerasyonu kabullenememektedirler. Meselenin bir de tarihi boyutu var. Tarihi boyut, hep aynı matematik kaideye yakalanmıştır. Kopan kaybeder. Yakın tarihte bir Turhan Feyzioğlu olayı yaşanmıştır. İsmet İnönü-Bülent Ecevit ikilisi ‘ortanın solu’ diye pembe bir yol haritası çizmeye kalkışınca Kayseri milletvekili Turhan Feyzioğlu, bir grup arkadaşı ile CHP’den koparak Güven Partisini kurdular. Güven Partisi, her ne kadar Süleyman Demirel başkanlığındaki Milliyetçi Cephe hükümetlerinde sandalye sahibi olduysa da zamana dayanamayıp eriyip gitti. Taban bulamamştı. Bir başka örnek de 1969’da Adalet Partisinden ayrılıp Demokratik Parti adıyla bir çatı altına toplanan 41’ler hareketi. Adalet Partisi’nin en iyilerindendiler. Başlarında da Ferruh Bozbeyli vardı. Çatlamış topraklara akan sular misali bir müddet sonra tükendiler. Buna karşılık sağ da bir daha tek başına iktidar olamadı. Yenilikçilerin kritik talihi buradadır. Onlar bir kopuş mudur. Bir fikrin yeniden inşa gayreti mi? İkincisinden yana olduklarında şüphe yok. Bir nesil öncesinin köy çocukları, RP’de, FP’de hayat stajı yapmış gibiler. Artık ısmarlama, klişe düşüncelerle değil, özgün ve gerçekçi, ayağı yere basan projelerle siyaset arayışındalar. Bu onların aynı zamanda ahlak anlayışlarıdır. Sorumlulukları samimiyetlerini beslemektedir. Buna rağmen işleri hiç de kolay değil. Bir kere içinden çıktıkları tabanı elden kaçırmamaları gerekir. İlkelerini merkeze çektikçe klasik tabanın en azından azımsanmayak bir yüzdesi bundan rahatsız olacaktır. Yenilikçi hareketin en fazla zorlanacağı taraf renginin tonudur. Diğer partilerden hangi tonlarla ayrılacak veya aynileşecektir. Aynileştikçe kendilerine duyulan ihtiyaç tartışılır. Bir de hareketin fire verip vermeme keyfiyeti var.. Melih Gökçek, bir fire gibi gözükmekte. Yenilikçilerle birlikte çıkış yaptı, fakat kendi yolunu çiziyor. Daha liberal bir vizyonda. Biraz daha Amerikanvari üslup intibaı alınmakta. Emanetçilik de bir handikap. Eğer Anayasa Mahkemesi, siyaset serbestisi getirirse mesele yok. Gelmezse o zaman işler haliyle çatallaşacaktır. Abdullah Gül’ün ne kadar emanetçi olup olmayacağını şimdiden kestirmek zor. Gül, bir Kutan olmayabilir, Demeçlerinin satır aralarında olmayacağına dair imalar okunmakta. Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki kanuni engelin kalkması bekleniyor. Kalkmayacağına dair menfi bir hava da gelişmemiştir. O takdirde yenilikçi hareket bir kaç zeminde birden mücadele verecektir. Birincisi eski tabanla gönül bağlarını devam ettirmek. O bağları koparmak için Erbakan ve Erbakan bağlıları ellerinden geleni yapacaklardır. İkincisi geniş kitlelere açılma, derin devletle el sıkışma, dışarıyla iyi niyet teatileri, güven arayışındaki millete itimat telkini. Bu noktada pastası küçülen merkez sağ partiler, meydanı boş bırakmayacaklardır... Gökçek ayrı bir baş olursa şansı azdır. Buna rağmen FP kaynaklı gelişim üçe bölünmüş olur. Bu üçün ikisi zamanın derinliğinde birbirini yok edebilir. Yenilikçilerse yelpazeyi geniş tutup toplumu kucakladıkça hareket büyür. Dedik ya çetin ve uzun bir yürüyüş. Patika yollarda başlayıp Ankara’yı bulan adımlar. Siyaset, sadece hareketlenmemiş, renklenmiştir de. Bu renk ve hareket Türkiye için bereket vesilesi olur inşallah. Toplum, büyük bir arayışta. Tesbihin taneleri darmadağınık. Yeni yüz, yeni üslup, samimi insan bekleyişi çok yüksek. Aldanmak, hüsrana yol açtı; aynı bayat lafları bin kere dinlemek gına getirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT