BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çeçenistan nükleer çöplük yapılacaktır

Çeçenistan nükleer çöplük yapılacaktır

Bundan önce bir defa daha yazdım ki; Boğazlardan nükleer atıklar ve tankerlerle petrol taşınamaz. Dünyanın incisi İstanbul, her iki nakliyattan da büyük zarar görecektir.



Bundan önce bir defa daha yazdım ki; Boğazlardan nükleer atıklar ve tankerlerle petrol taşınamaz. Dünyanın incisi İstanbul, her iki nakliyattan da büyük zarar görecektir. Çevresi ile beraber 20 milyon insanımız yani, Türkiye nüfusunun üçte biri direkt olarak etkilenecektir. Tankerlerin herhangi bir deniz kazasında, yangın ve çevre kirliliği; nükleer atıklarda ise bir kaza olmasa bile, atıklardan çevreye sızacak bilhassa öldürücü gamma ışınları yıllarca devam edecek, ölüm ve sakatlıklara sebep olacaktır. Çernobil nükleer santral kazasının Türkiye’ye verdiği zararlar halen devam etmektedir. Bunun Rus halkındaki yıkımları ise hep gizli kalmıştır. 11 Temmuz 2001 günü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dumadan geçen; nükleer atıkların ülkede depolanabilmesine imkan veren kanunu onayladı. Yani nükleer maddelerle silah ve enerji üreten Batının zengin ülkelerinin teklifi halinde, onların nükleer çöplerini Rusya’da bir yerlerde depolayacaklardır. Nükleer atıklar elbette ki az da olsa nükleer aktif maddeler taşıyacaktır. Böylece Rusya bir yolla arındırabileceği nükleer maddelere de, üste para alarak sahip olabilecektir. Hatta Rus mafyası yoluyla bu çöplerin arasına zenginleştirilmiş maddeler de ilavesiyle gizli ithalat yapılacaktır. Velev ki böyle durumlar olmasa bile, Rusya bu çöpleri büyük ihtimalle, baş ağrısı olan Çeçenistan topraklarına depolayacaktır. Kendi askerlerini tehlikeye atsa da Çeçenistan halkını imha etmeye çalışacaktır. Çeçenistan davasını kökünden çözecektir. İkinci bir ihtimalle ise fakirlikten ekmeğe muhtaç ve sınır komşumuz olan Ermenistan topraklarına depolama yapılacaktır. Çeçenistan ve Ermenistan’a yapılacak nakliyat Türkiye’yi doğrudan ilgilendirir. Batı devletleri, namusu kurtarmak için Sırp kasabını Lahey’de yargılamaya başladılar. Slobodan (barış) Miloşeviç binlerce insanın öldürülmesine sebep olduğu için yargılanıyor. Bu kasaba silahları satanlar da yine Batılılar değil mi? Rusya’nın nükleer atık depolamasının bölgeye vereceği zararlar, Sırp kasabının suçları yanında denizde damla gibidir. Ama Rusya’ya soykırımı yakıştırmasını kim yapabilir? Rusya’nın, Demokrat Yabloko Partisi Başkanı Grigory Yavlinski; “Batıdaki komşularımız Almanya, Polonya ve Ukrayna tehlikeli nükleer atık yükünü kendi topraklarından kesinlikle geçirmez. Böylece atıkların Karadeniz yoluyla Novorosisk limanına getirilmesi söz konusu oluyor. Nükleer kirliliği olmayan son denizimizi de kaybediyoruz” diye açıklama yapmış. Adamlar bir kere Karadeniz’i sahiplenmişler. İkinci itiraf ise diğer bütün denizlerini nükleer kirliliğe mahkûm etmişler. Üçüncüsü ise Boğazları Türkiye’nin saymıyorlar!.. Aynı Karadeniz’den ters istikamette yine İstanbul, Çanakkale boğazlarından büyük tonajlı tankerlerle petrol ihrac edecekler. Bu da milletlerarası anlaşmalara açıkça aykırıdır. Rusların İstanbul Boğazlarını bu kadar geniş ve sorumsuz şekilde kullanması, başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin milli çıkarlarına aykırıdır ve zedeleyicidir. 2014 senesinde Birinci Dünya Harbinin yüzüncü yılı dolmuş olacaktır. Bu harpten 13 yıl öncesinde dünya devletleri aralarında gizli dostluk ve saldırmazlık anlaşmaları yapılmaya başlandı. Bugün de böyle anlaşmaların haberleri duyuluyor. İnsanlık zaten bir ahlaksızlık uçurumuna itilmektedir. Batılılar çıkacak bir harpte, cepheye sevk edecek gençlik bulamayacaklar. Batı kendi gömüleceği çukuru kendi kazmaktadır. Sanayi artık ve atıkları, bugün dünyanın iklim dengesini bozmuştur. Halen Peru’daki binlerce yıllık buzullar hızla erimektedir. Bu dengesizlik, Dünyayı yakın bir zamanda yaşanmaz topraklar haline getirecekler. Türkiye, denizlerinden nükleer atık taşınması, sınırlarımıza depolanması ve tankerle petrol nakli hususunda daha aktif davranışlar sergilemelidir. İki genç dövüşürken biri alta düşmüş. Alttakinin arkadaşı yardıma gelir ve “yahu öyle bakıyorsun. Sen de vursana” deyince, canı yanan altdaki “vuracağım, vuracağım ama bir türlü dik duramıyorum” demiş. Herhalde biz de ekonomik krizlerden bir dik duracak şekilde kurtulabilsek, o zaman hakkımızı daha iyi savunacağız herhalde.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT