BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dönülmez akşamın ufku

Dönülmez akşamın ufku

ATV’de yayınlanmakta olan bir program var. Adı Bir Yudum İnsan.



ATV’de yayınlanmakta olan bir program var. Adı Bir Yudum İnsan. Mutlaka rastlamışsınızdır. Nebil Özgentürk’ün hazırlayıp sunduğu bu haftalık program bir belgesel. Toplumun hafızasında iz bırakmayı başarmış insanların belgeseli. Ben bu programı mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Emek sarfedilen, detaylara özen gösterilen bir yapım olduğu her halinden belli. Geçtiğimiz hafta Bir Yudum İnsan’ın konuğu Timur Selçuk’tu. Türk sanat müziğinin unutulmaz bestekarı Münir Nureddin Selçuk’un 100. yaşgününün kutlandığı bu yıl, O’nu anlatabilecek en yetkili insan elbette oğlu olabilirdi. Babası gibi müziği yaşam biçimi olarak seçmiş bir sanatçı. “Dönülmez Akşamın Ufku” Türk sanat müziği dalında yapılmış belki de en eşsiz beste. Dinlerken insanda oluşturduğu derin hisler onu belki de böylesine unutulmaz kılar. Şiirle meydana getirdiği kulakları okşayan uyumu Dönülmez Akşamın Ufku’nu her Türk insanı tarafından sevilen ve ezbere bilinen bir şarkı haline getiriyor. Tabii ki merhum bestekar Münir Nureddin Selçuk’un başka başarılı çalışmaları da var. Ama Dönülmez Akşamın Ufku öylesine yüreklere kazınmış ki adeta onun popülaritesine yetişmek mümkün değil. Neden uzun uzun bu konuda yazdığımı merak edebilirsiniz. Hemen söyliyeyim. Böyle hissedilerek, yeteneğe zeka ve tecrübe karıştırılarak yapılan çalışmalara öylesine hasretim ki. Bir yudum insan, televizyon ekranından seyirciye ulaşacağının ve bunun bir kamu hizmeti olduğunun bilincinde. Artık kabak tadı veren cıvıklıklardan çok uzak. İzleyene saygı duyduğu belli, seyrettirirken bilgi veren kaliteli bir yapım. “Kalite.” Yani toplum olarak en çok eksikliğini duyduğumuz değer. Ekranımıza birtakım insanların çıkıp küfür kafir konuşmasına o kadar alıştık ki iyi bir şeyler gördüğümüzde şaşırır olduk. İşin en kolayına kaçılıp sanatçıları bir stüdyoya doldurmak ve sonra onlarla ipe sapa gelmez konuşmalar yapmak asla özel bir yetenek gerektirmez. Bunun en iyi örneğini 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda gördük. Yaşları 3 ile 12 arasında değişen çocukların çok seyredilen programları başarıyla sunduklarına şahit olduk. Demek ki bu işler o kadar da zor değil. Ya da bu işler aslında zor ama Türkiye’de o kadar hafife alınıp basitleştiriliyor ki çocuklar bile aynılarını yapabiliyor. Oldum olası köşe dönme zihniyetinden hoşlanmamışımdır. İnsanın yaptığı işe saygı göstermesi, kendisine olan saygısının göstergesidir. Olabilecek en kolay yoldan en büyük paraları kazanmayı hedeflemek pazarcı anlayışıdır. Pazarcılık da saygın bir iştir. Ama aslımızı inkar etmeden yaparsanız. Eğer “Sanatçıyım” diyerek pazarcılık yapıyorsanız o takdirde birazcık kaliteye hasret bıraktığınız insanlar kendilerinde sizi eleştirecek hakkı bulurlar. Dünyada Celines Dion, Mariah Carey, Aretha Franklin gibi sesler şarkı söylüyorken siz acayip kılıklı ve yarı çıplak olmaktan öteye gitmeyen ilginçliklerine güvenip bazı kadınları sanatçı diye piyasaya sürüyorsanız elbette 3. Dünya ülkesi muamelesi görmekten kurtulamazsınız. Topluma tuhaf şeyler verdikçe daha tuhaf olanlar arzedilir hale geliyor. Bu da toplamda kayba uğratıyor hepimizi. İşte bu yüzden artık Münir Nurettin Selçuk gibi bestekârlar yetişmiyor. Bu yüzden Timur Selçuk gibi ustalar canlarından bezmiş vaziyetteler. Ve bu yüzden müziğe aşina az sayıda kulak Türkçe öğretilmiş hiçbir şarkıya tahammül edemiyor. Bu şekilde okumuş, araştırmış, kalifiye vatandaşları kendi kültürlerinden uzaklaştırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Yaklaşık 70 milyon kişinin yaşadığı Türkiye’nin yarınlara güvenle bakabilmesi ve ayağını yere sağlam basabilmesi için eğitimli ve seçici insan sayısının artması gerekiyor. Havanda su döverek, saçma sapan tartışmalarda demagoji yaparak vakit kaybetmek, aslında hepimize başka değerleri de kaybettiriyor. Bu yazının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorum. Benim gibi düşünenler ne yazık ki azınlıkta kalıyor ve işkence çeker gibi yaşıyor. Tek çareyi bu kültür yozlaşmasından mümkün olduğunca uzak kalmakta buluyor. Ve buna da her dilde haksızlık deniyor. SÖZÜN ÖZÜ Yarı çoban yarı adam olmak yetmez. LEVHA Züğürdlüğün adını zariflik koymuşlar. Telefon: 0.212 454 22 50 Fax: 0.212 454 22 49
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT