BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ISSIZ ADA

ISSIZ ADA

Bir ağaçtaki sapsarı meyveler dikkatimi çekti. Yaklaşınca bunların limon olduklarını anladım. Çok sevindim. Limonatayı çok sevdiğim gibi, balığı da limonla daha lezzetli yiyebilirdik. Sanki çevremiz, sebze ve meyve satıcılarıyla, manav dükkânlarıyla doluydu...



Tetiğe bastım!..’ Dikkatli bakıldığı zaman, suyun içinde balıkların yüzdükleri görülüyordu. Cengiz: - Bakın! Size öyle balıklar yakalayacağım ki, görünce hayret edeceksiniz! dedi. - Haydi palavracı sen de! Cevâbını verdim. Tut da ondan sonra konuş! Bak bak büyük bir balık oltanın ucundaki yeme yaklaşıyor. Aman Cengiz dikkat et! Cengiz de balığı görmüştü. O da dikkatini vermiş, balığın dikkatini çekmek için, yemi hafif hafif oynatmaya başlamıştı. Balık, dikkatini çeken yemin etrafında dolaşmaya başladı. Bir aralık bir kuyruk darbesi ile uzaklaştı. Fakat fazla zaman geçmeden, bu defa da yanında iki balık olduğu halde tekrar göründü. Cengiz: - Geldi! Hem de yanında iki arkadaşı ile! diye haykırdı. - Görüyorum! dedim. Bağırıp da balığı ürkütme!.. O anda o koca balık ağzını açarak, oburca yemi yuttu. Cengiz, oltayı çekerken: - Yakaladım! Yakaladım! diye haykırıyordu. Balık oltanın ucunda çırpınmaya başlamıştı. Bu gerçekten de kocaman bir balıktı. Bir palamut kadar vardı. - Aman gayret Cengiz! diye onu cesaretlendirdim. Cengiz, yaklaşan balığı elini uzatarak yakaladı. Usta bir balıkçı gibi içine su doldurduğumuz büyük tencerenin içine attı. Tencerenin içinde çırpınan balığa bakarken: - Âferin be Cengiz! Sözünün eriymişsin! dedim. Ne de kocaman balıkmış bu. Böyle bir balık yakalamaktan sevinç duyan Cengiz: - O da bir şey mi? İnşâallah daha ne büyük balıklar yakalayacağım. Hepiniz de balığa doyacaksınız! cevâbını verdi. Sonra da oltayı tekrar suya attı... Onun, yeni balıklar tutmasını temenni ederek, ben de, bir av bulmak için yanından ayrıldım. Kayalardan inerek, deniz yolunu takip edip, ormana girdim. Sâlim Amca, kamp yerinden fazla açılmamamı ve lüzumsuz yere hayvan öldürmememi tenbih etmişti. Onun sözlerine göre hareket etmek için, pek uzaklaşmak istemiyordum. Çevrede çok kalın gövdeli uzun ağaçlar vardı. Yerler yemyeşil otlarla kaplıydı. Yer yer beyaz, mor, kırmızı renkli kır çiçekleri görülüyordu. Bunlardan güzel bir koku da yayılmakta idi. Bir yerde büyük bir incir ağacı gördüm. Sanki bir hemşehrime rastlamış gibi sevindim. Çevrede ananaslara da rastladım. Babam, döndüğü deniz gezilerinden, bu yemişten bol bol getirdiği için, onu iyi tanıyordum. Bir tane kopararak lezzetle yedim. Bir koruya gelmiştim ki orada, koyuna benzer bazı hayvanlar gördüm. Tüfeğimi doğrultarak bunlardan birine ateş ettim. Fakat kurşunum yüksekten geçmiş olacak ki, kurşunumun izini, bir ağacın gövdesinde, yerden iki metre yüksekte gördüm. Koyunun vurulması için, hayvanın iki metre sıçraması lâzım gelirdi. Eli boş mu dönecektim. Ama, Cengiz nasıl olsa koca bir balık tutmuştu. Ona bir iki aradaş daha katmışsa, öğle ve akşam yemeklerimiz çıkmış demekti. Biraz daha etrafta dolaştım. Daha önce geçtiğimiz derenin yanına yaklaşınca, orada kocaman kuşların dolaştığını gördüm. Yere diz çökerek nişan aldım ve tetiği çektim. Şansım varmış havalanan kuşların arasından bir tanesi yere düştü. Bu kaza benzeyen bir kuştu. Sonradan bunun bir yaban kazı olduğunu öğrendim. Sevinç içinde kanatlarından yakaladığım bu kazı, arkadaşlarımın görmesini çok istiyordum. Onların yanına gitmeye karar verdim. Geldiğim yerden değil de, başka bir yerden, kampımızın bulunduğu yere yürümeye başladım. Bir ara, bir ağaçtaki sapsarı meyveler dikkatimi çekti. Yaklaşınca bunların limon olduklarını anladım. Çok sevindim. Limonatayı çok sevdiğim gibi, balığı da limonla daha lezzetli yiyebilirdik. Sanki çevremiz, sebze ve meyve satıcılarıyla, manav dükkânlarıyla doluydu. Üstelik bu meyve ve sebzeleri bedâvadan alacaktık. Elimizi uzatmak onları almak için kâfi gelecekti. Hem de taze olarak... Şükür, yiyecek için sıkıntı çekmiyorduk. * DEVAMI YARIN Yazan: AHMET YILMAZ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT