BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gramofon tutkusu...

Gramofon tutkusu...

Gramofon tiryakileri ninelerinin usulünden vazgeçmiyor, dijital kayıtları berrak olsa bile suni ve sevimsiz buluyorlar.



Kapalıçarşı’ya açılan eğri büğrü bir sokakta ki tozlu dükkan dikkatinizi çekti mi bilmem. Burada ömrünün 40 yılını gramofonlara vermiş bir usta çalışıyor. Mehmet Öztekin sadece Türkiye’nin değil Ortadoğu ve Balkanların da tek gramafon ustası. Bir çokları gibi ona da babadan yadigar kalmış bu meslek, 100 yıl önceki şeylerin tamirini nasıl yaparım derken mesleğin içinde buluvermiş kendini Mehmet usta. Yıllardır da bu işten ekmek yemiş iki çocuğunu da okutmuş, Ben üç gün gramofonlarımı görmesem sanki karımı, çocuğumu görmemiş gibi oluyorum diyen Mehmet usta, şimdileri iyi ki seçtim diyor bu mesleği ve ekliyor bu iş asla sadece para için yapılmaz diye. Bu işi kendinden sonra yürütebilecek bir çırak bulamadığına üzülüyor. “Bildiklerim benimle gitmesin” diyor. Avrupa’dan ilgi İlk zamanlar müşterileri hep Avrupa’dan olmuş Mehmet ustanın, Almanya’dan, İtalya’dan tamir için gramofonlar gelir, ustasından hayat iksirini içer o eski taş plakları tekrar döndürmek üzere yollarına koyulurmuş. Neyse ki 90’lardan sonra bizimkilerde farkına varıp, tozlu raflardan dede yadigarı gramofonları indirip Mehmet ustanın yolunu tutmuşlar. Hatta Diyarbakır’dan Antalya’ya kadar hemen her yerden müşterileri olmuş Mehmet ustanın. Kargolarla hasta gramofonlar gelir, sapasağlam yuvalarına dönermiş asırlık gramofonlar. Ne kadar eski bunlar demeyin çünkü en genci 70 yaşında bu gramofonların, çoğu neredeyse bir asırı devirmek üzere, yıllara meydan okuyup bu güne kadar gelmiş, Mehmet ustanın elinde can bulmuşlar. Taş plakların dili olmuş, Münir Nurettin’lerin, Hafız Burhan’ların o eşsiz seslerini günümüze değin taşımışlar. 50 milyona... Mehmet Ustanın Beyazıt, Bakırcılar çarşısında ki dükkanında 50’ye yakın gramofon koleksiyonundan birine sahip olmak istiyorsanız 50-160 Milyon lira, gramofonunuzu tamir ettirmek istiyorsanız 10-50 Milyon lira ödemek durumundasınız. Taş plakların fiyatları ise 1-7 milyon lira arasında değişiyor. Tabi parayı her bastıran bunlara sahip olamıyor, çünkü gramofonları asla süs eşyası olarak satmıyor Mehmet usta. Hatta gelen müşterileri ilk önce bir sorguya alıyor, eğer onları dekorasyon amaçlı kullanacaksanız size hemen kapıyı gösteriyor, çünkü onun davası sadece para kazanmak değil eski günleri, eski özlemleri tekrar yaşatabilmek. İlk defa bir sesini duyduğumuz gramofondan Münir Nurettin Selçuk’un ‘Dönülmez akşamın ufkundayız’ isimli şarkısını dinletiyor bize Mehmet usta. ‘Eskiden müziğin bir ruhu vardı, bizler müzik dinledik mi tüylerimiz diken diken olur, kendimizden geçerdik’ diyor. Birlikteliğimizin sonuna doğru Mehmet ustanın yaşatmak istediğinin sadece gramofonları değil, özlemini duyduğu geride kalan o gençlik yıllarının olduğunu anlıyor ve dükkanından ayrılıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT