BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sakıncalı yapımlar

Sakıncalı yapımlar

Trafik kurallarının hatırlatıldığı mini filmlerden birinde dikkatimi çekmişti...



Trafik kurallarının hatırlatıldığı mini filmlerden birinde dikkatimi çekmişti... Uyuşturucu mübtelası bir kamyon sürücüsü aracını kullanırken krizi tutuyor, kamyonunu durulmayacak bir yere park ediyor, sonra da beyaz zehiri elinin üzerine fiskeleyip, burnuna çekiyor... Ama ne çekiş! Mübarek dünyanın en leziz, en enfes bir nesnesini koklarcasına ya da bir çam ormanındaki o güzelim havayı ciğerlerine çekercesine tozu amiyane tabirle hortumluyor... Ondan sonra bir gevşiyor bir gevşiyor ki sormayın gitsin... Bu gevşeyiş neredeyse “İnsan bununla hayat buluyor” anlamında. Bu mini filmlerin meraklısı olan çocuklarımız tecessüs duygularının bütün kabarmışlığı ile o sahneyi seyrediyorlar. Sonra da soruyorlar; “Anne uyuşturucu nedir? Güzel bir şey midir? Tatlı mı, kokulu mu?” Bakındı şu sorulara! Aman Allahım, şu filmi çekenler kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Bunların hiç mi danışmanları yok? Bu filmler hiç mi psikologların, eğitimcilerin elinden geçmez? Zaten satıcılar okul kapılarını kollarken bu yanlış yönlendirici filmleri acaba hangi aklı evveller ekrana getiriyor, merak ediyorum. Bu da başka. Şu günlerde uyuşturucunun sözüm ona zararlarını anlatan bir film sık sık karşımıza çıkıyor. Zararlarını anlatmak şöyle dursun uyuşturucu nasıl kullanılır adeta bunu öğretmekte... Sefil bir yerde üç beş genç... Kimisi koluna lastik bağlayıp, damarına uyuşturucu veriyor, kimisi kokluyor. Yüzlerini görüyoruz. Hayat bulmuşçasına mutlu... Üstelik bu yüzler tekrar tekrar sergileniyor. Olmaz böyle şey... Yetkilileri uyaralım; bu tür yanlış yönlendirici filmlere karşı çıkalım. Uyuşturucunun zararlarını anlatmak için ille de nasıl kullanıldığını göstermek gerekmez... Hele hele krizi tutmuş birinin nöbetlerini, kendini yerden yere atıp domur domur terledikten ve çeneleri birbirine vurduktan sonra uyuşturucuya kavuşup mestolmuşluğunu ekrana getirirseniz yanlışların en büyüğünü yapmış olursunuz... Uyuşturucunun sakıncalarını mı anlatmak istiyorsunuz? Bunun başka yolları metodları vardır. Doktorlar, psikologlar, pedagoglar ve yapımcılar bir araya gelir, sağlıklı yaşamanın güzelliği, doğruluğu, uyuşturucu belasının hem insana, hem de çevreye zararları doğru biçimde anlatılabilir. Madem ki elimizde televizyon gibi çok hassas bir araç var, bu aracı sorumluluğumuzu bilerek kullanmalıyız. Bakın, Amerika’daki çeteci liselilerin toplu katliam gerçekleştirmelerinde ve benzeri olaylarda televizyonun payı olduğu bangır bangır ilan ediliyor... Neden? Şiddet filmlerinin özendiriciliği yüzünden... Bol bol kan akıtılıyor ve insanlar kan akıtmaya teşvik ediliyor. İnsandaki zararlı istekler uyandırılıyor, besleniyor. Hatta böyle haberlerin dahi titizlikle değerlendirilerek insanlara duyurulması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü lise, üniversite çağı taklit ve özenti çağıdır. İnsanlar o yaşlarda hep zıtlıklara doğru koşarlar, kendilerine verilenlerin, verilmek istenen doğruların dışında kalanların cazibesine kapılırlar. O çağın zıt eğilimlerinden kendisini kurtarabilmiş olanlar şanslı sayılmalılar... Sorumluları uyarıyorum. Uyuşturucu belasını insanlar için bir ayrıcalıkmış gibi sunmanın tehlikesi idrak edilmeli, uyuşturucu kullanım biçimlerini gözler önüne sermenin sakıncaları bilinmeli. Anneler babalar! Sizler de bu tür filmlerdeki yanlış anlatım konusunda duyarlı olun lütfen!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT