BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üç kuruş için değer mi?

Üç kuruş için değer mi?

Uşak’tan Emekli öğretmen M.A.’nın hatırası, bizzat öz kardeşinin üç kuruş uğruna kendisine yaptığıyla ilgili, ibret alınması gereken bir davranışı sergilemesi bakımından kayda değer... “Efendim, senelerdir bu gazetenin abonesiyim. Hayatım Roman köşesini de zevkle okuyorum. Ama birgün gelip bu köşeye sen de hatıra yazacaksın” deselerdi inanmazdım. Ama kısmette bu da varmış... Bizlere bu fırsatı verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.



Uşak’tan Emekli öğretmen M.A.’nın hatırası, bizzat öz kardeşinin üç kuruş uğruna kendisine yaptığıyla ilgili, ibret alınması gereken bir davranışı sergilemesi bakımından kayda değer... “Efendim, senelerdir bu gazetenin abonesiyim. Hayatım Roman köşesini de zevkle okuyorum. Ama birgün gelip bu köşeye sen de hatıra yazacaksın” deselerdi inanmazdım. Ama kısmette bu da varmış... Bizlere bu fırsatı verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum. Ben aslında duygularımı, düşüncelerimi kaleme döküp anlatamam. Ama anlatmak istediğim şey ne biliyor musunuz? Bir insan ömrü için başı belli sonu belli olan bir fani dünyada yaşıyoruz. Şarkılarda türkülerde bile söylenmiyor mu? “Sultan Süleyman’a kalmayan dünya” diye. Yine atalarımız mısralar halinde söylememiş mi: “Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan” diye. Ama gel gör ki, bu insanoğlunun gözünü maalesef bir avuç toprak doyuruyormuş. O da öldüğünde. Sözü nereye getireceğim. Hani söylerken haktan kukuktan dinden imandan laf açıldığında mangalda kül bırakmayan nice insan, gerçekte hiç de söylediği gibi yaşamıyor. Bunlardan biri de benim kendi öz ağabeyimmiş. Efendim, biz altı kardeşiz. En büyüğümüz de ağabeyim. Ağabeyim kendisi emekli öğretmen. Aynı zamanda Almanya’da uzun yıllar çalışmış ve oradan da emekli olmuş bir kimse. Aynı zamanda hanımı da hem Almanya’dan hem Türkiye’den emekli. Allah daha çok versin. Bizim mallarında mülklerinde paralarında pullarında gözümüz yok. Bunları söylemekteki maksadım, hani “Hali vakti iyi” denilen kimseler. İyi de nedir kardeşime olan gönül kırgınlığım. Ben de zaten onu anlatacağım efendim. Benim anlatmak istediğim şu fani dünyada kardeşi kardeşe düşman eden, yılların verdiği akrabalığı, kardeşliği bir kalemde silip atan miras davası. Miras dedimse, öyle villalar, yatlar katlar, hanlar hamamlar gelmesin aklınıza. Rahmetli babam, kabri Cennet olsun 1987 yılında vefat ettiğinde geride miras olarak bize bir köy evi, bir parça tarla bırakmıştı. Topu topu mirasın hepsi bu. Ev köy evi ne edeceğini bilirsiniz. Tarla da verimsiz bir yerde, para etmiyor. Dolayısıyla her tarafı miras olsa ne olur. Ama gelin de onu ağabeyime anlatın. Ne yapmış biliyor musunuz? Bizim haberimiz olmadan köye gidip, muhtarın da yardımı ile evin tapusunu kendi adına çıkartmış. Bu durum bizim kulağımıza geldiğinde inanamadık. Ama bir de kendi ağzından öğrenelim dedik. Sorduğumuzda bize verdiği cevap enteresandı: -Yahu zaten değeri belli. Tek tapu olunca satışı kolay olur diye ben üzerime aldım. -Yani? -Yani, satacağım. Satınca herkesin hakkı olan parayı vereceğim. Haydi kolay gelsin dedik. Öyle ya, gayet akılcı bir yoldu. Bu arada, “Madem öyle, ben de yardımcı olayım da, şu işi çözelim” diyerek, ağabeyimin de bilgisi dahilinde eve müşteri aramaya başladım. Gerçekten de bir müşteri bulup anlaştım. Müşterinin dediği şuydu: -Verdiğiniz fiyatı kabul ediyorum. Ancak fiyatın bir kısmını avans olarak vereceğim. Kalanını da bir hafta içerisinde getireceğim. Paranın tamamını getirdiğimde tapumu da alırım. Bundan daha mantıklı ne olabilirdi ki. Ama ağabeyimin bakışlarının değiştiğini hissettim. Hem ağabeyim hem hanımı dediler ki: -Hayır! Paranın tamamını versin. Bu arada ağabeyimin hanımı bir başka söz daha etmesin mi? -Bu evde kimsenin hakkı da yoktur. Bu ev bizim tapulu malımızdır. Olduğum yerde dona kaldım. Bu gözünü mal hırsı bürümüş kimselerle üç kuruş için cedelleşmeye değmezdi. Oradan ayrıldım ve alıcıya telefon ettim: -Bizim hakkımız verilmeyecek kardeşim. Meğer onların niyeti başkaymış. Dolayısıyla ben bu satışta yokum artık. -Beyefendi ben sizi tanıyorum. Siz yoksanız ben de yokum. Böylece adam da almaktan vazgeçti. Ama ben kul hakkına inanan birisi olarak soruyorum. Değer mi?.. Üç kuruş menfaat için kalp kırmaya değer mi? Üstelik mağdur da değilsiniz. İstesem tapu iptal davası açıp kazanabilirim de. Ama dava açmayacağım. Hakkımı Ahiret’e bırakacağım.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86173
    % 0.12
  • 6.0522
    % -0.36
  • 6.7739
    % -0.49
  • 7.675
    % -0.61
  • 250.396
    % -0.35
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT