BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Evliya Çelebi şöyle yazıyordu Seyahatname adlı eserinde: “Ben riyasız Evliya, Engürü’ye (Ankara) girdiğimiz gün doğruca Hacı Bayram-ı Veli’nin nurlu türbesine varıp ziyareti ile şereflendikten sonra bir hatmi şerife başladım.



Evliya Çelebi şöyle yazıyordu Seyahatname adlı eserinde: “Ben riyasız Evliya, Engürü’ye (Ankara) girdiğimiz gün doğruca Hacı Bayram-ı Veli’nin nurlu türbesine varıp ziyareti ile şereflendikten sonra bir hatmi şerife başladım. Konağımıza gelip akşamdan sonra ibadetimizi yaparak dua ve istihare ile uykuya daldım. Rüyamda, gördüm ki, orta boylu, sarı sakallı, bal rengi sof hırka giymiş, başındaki külah üzerine oniki dolama Muhammedi sarık sarmış bir zat gelip bana şöyle hitap etti: -Baka oğlum. Layık mıdır ki, benim talebem olan Bayram-ı Veli’ye giderken beni basıp geçesin? Onu ziyaret edip bir hatmi şerife başlıyorsun da bana bir Fatiha niçin okumuyorsun? Ben hayret içinde; -Sultanım. Cenab-ı şerifiniz kimdir? Ben sizi bilmem, nerede oturursunuz? Dedim, cevabında: -Güreşçiler Tekkesi’nde ve Sultan Dördüncü Murad huzurunda pehlivanlara duacılık ederken, “Engürü’de Er Sultan yatar, Rum’da Sarı Saltuk” demez mi idin? İşte, Engürü’deki Er Sultan benim. Kalealtı yakınında, Odunpazarı’nda bir kalın kubbe içinde kaldım. Gelip ziyaret edip, bir Fatiha ile memnun edesin. Dünya ve Ahirette istediğini elde edesin. Sabah namazından sonra sana bir adam göndereyim. Bana çok benzer. Onunla el ele verip bu şehir içinde yürüyerek bana gelip, ziyaret eyle. Esselamü aleyküm...” deyip kayboldu. Hemen uykudan uyandım. Temiz abdest alıp sabah namazı vaktini bekledim. Namazdan sonra Paşa’dan Enderun mehteri gelip, “Buyurun kahvaltıya” dedi. “Hayır oğlum, bugün oruçluyum.” diyerek mehteri savdım. Sonra baktım, akşam rüyamda gördüğüm kimse çıkageldi: -Evliya Çelebi siz misiniz? Buyurun, Er Dede Sultan rüyamda beni size gönderdi. Ziyaretine gidelim.” Dedi, amma sözü sanki yeraltından geliyordu.” Ezanı işiten, Yusuf hemen namaz kılmağa koştu. Büyük bir heyecan içindeydi. Acaba neler olacaktı?!.  Yusuf, namazdan sonra hemen, namazdan önceki yerine koştu. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ni aldı ve kaldığı yerden okumağa başladı: “... Dedi, amma sözü sanki yeraltından geliyordu. Yüzü nurlu, sözü tesirli bir zat idi. Hemen feracemi giyip, Bismillah ile kapıdan dışarı çıktım. Yaya giderken ileride şehir içinde onbir yerde, evliyanın büyüklerini isim ve künyeleri ile tanıtıp ziyaret ettirdi. Bazısına, “Bizim çırağımızdır’ der idi. Bazısına, ‘Azizim Hamid efendinin halifesidir’ derdi. Böylece, türbe türbe gezdik. Hemen eline yapıştım. Yokladım, elinde hiç kemik yoktu. Ne tarafa eğsen, hamur gibi eğiliyordu. Hemen elini elimden çekip sağ eliyle bir türbe gösterdi ve yine elimden tuttu. Sonra Ahirete ait şeyler konuşarak, Odunpazarı denilen yere vardık. Meydanın batı tarafında küçük bir kubbe göründü. ‘İşte Er Sultan kubbesi şudur’ diye sağ eliyle gösterdi... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT