BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

Savaş Ünsal: Tekel değiliz/ e-bilişim sektörünün devlerinden Superonline, üye sayısını 1 milyona çıkarmak üzere... Genel Müdür Savaş Ünsal, “900 bini geçtik, 950 binlere geldik” diyor. Rakiplerinin, üye sayısı açısından bir hayli geride olduğunu ve kısa sürede çok büyüdüklerini hatırlatarak, piyasalardan Superonline yönelik bir eleştiriyi kendisine aktarıyoruz: “Sizin için Superonline tekelleşmeye gidiyor, suçlaması var.” Savaş Ünsal, bunu ısrarla reddediyor. Ünsal, “Aksine bir rekabet ortamı sağlanması için her türlü girişimi gösteriyoruz. Tekelleşmeye en başta karşı olan biziz. Bu tür eleştirilere katılmıyorum. Ancak rakiplerimizi bir hayli geride bıraktığımız da doğrudur. Bu da bize olan güveni gösteriyor” diyor.



Kapanan şirketler, Ecevit ve Tantan Ekonomi kurmaylarının özellikle de Başbakan Ecevit’in canını bugünlerde fena halde sıkan bir şey var. O da; kapanan şirketlerin hızla artması. Ecevit, bu rahatsızlığını önceki hafta sonunda, düzenlediği basın toplantısında da dile getirdi. Toplantının hemen ertesinde Ecevit, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan bütün illerde kriz sonrasında kapanan şirketlerin sayısı ve sebepleri ile ilgili bilgi istemiş. Bakanlık da olayı gece yarısı talimatıyla bütün valiliklere iletmiş. Sanayi Bakanlığı’nın il müdürlükleri bir haftadır yoğun bir “Ecevit mesaisi” içindeymiş. Öğrendiğimize göre, 6-7 disketlik bir rapor hazırlanmış ve Cuma günü Başbakanlığa teslim edilmiş. Ecevit bu raporları inceleyip ondan sonra kamuoyuna bilgi verecekmiş. Buradan bir hatırlatma yapalım... Öğrendiğimize göre, İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan, görevinin son aylarında tıpkı Ecevit gibi Sanayi Bakanlığı’na başvurmuş ve kapanan-açılan şirketlerle ilgili bilgi istemiş. Bakanlık yetkilileri Ecevit’e olduğu gibi Tantan’a da 6-7 disket dolusu bir rapor sunmuşlar. O bilgileri Tantan’ın niçin istediği bilinmiyor. Ancak bilinen bir şey var ki; disketler halen İçişleri İçişleri Bakanlığı’nın tozlu raflarında duruyor. Hiç bir işlem gerçekleşmemiş. Sayın Başbakan pekala bu disketleri istetip gerekli incelemeyi yapabilirdi. İşsiz bankacı sayısı 90 bine doğru gidiyor Ekonomik krizin vurmadığı alan kaldı mı? Zannetmiyoruz. Bankacılık sektörü bu krizden en ağır darbeyi yiyen kesimlerden biri olarak bütün çıplaklığıyla önümüzde duruyor. IMF’nin ısrarla bastırması sonucu hükümetin bir çok bankayı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devretmesi, işsiz bankacı sayısını da önemli ölçüde artırmış durumda... Elimizdeki son rakamlara göre, 2000 yılında bankacılık sektöründe çalışan sayısı 190 binmiş... Bu rakam son banka devirleri ve emekliliğe teşvik uygulamaları sonucunda 140 bine kadar gerilemiş. Banka çalışanlarının esas korkusu ise, bankacılık sektöründe sene sonuna kadar yapılacak yeni düzenlemelerde yatıyor. Yeni düzenlemelerin sonucunda, sektörde 140 bin olan çalışan sayısının 100 bine inmesi öngörülüyor. Hele en son Osmanlı Bankası ve Körfezbank’ın birleşmesiyle yaklaşık 450 çalışanın daha işsiz kalması, bu korkuyu giderek artırıyor. Çavuşoğlu’nun TSE’ye sitemi var Türk işdünyasının başarılı ve renkli simalarından biri olan ÇBS Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çavuşoğlu, TSE’ye kızıyor. “Şartlar gereği iç piyasaya sunduğumuz malları TSE’nin gözetimi ve denetimi altında onların mührüyle sunuyoruz” diyen Çavuşoğlu, buna karşılık Avrupalı boya rakiplerinin bu standartlara uymadığını dile getiriyor. Çavuşoğlu, “Boyalarımızın kalitesine baktığınız zaman Türk boyalarının yurtdışından gelen boyalardan çok daha iyi olduğunu görebilirsiniz. Bizim standartlarımıza yanaşamıyorlar bile. Ama ithal gelen boyalar hiç bir denetime uğramadan iç pazara giriyor ve satış yapıyor. Buna karşılık bizim piyasaya çıkaracağımız ürünler uzun bir TSE sürecinden geçiyor. Hatta bayilerimiz bile TSE denetiminde satış yapıyor. Bu haksız rekabet karşısında Türk boya sektörü büyük darbe yiyor” diyor. 50 dolarlık harç utancı sona ermeli Ankara Ticaret Odası’nın “Türk Lirası’na itibar kazandırma” kampanyası büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin hemen her kesiminden “Dolara hayır” eylemleri yürütülüyor. Bu eylemlerin ekonomiye pek fazla katkısı olmayacak belki ama psikolojik moral verme açısından büyük yararı olduğu kesin... Asıl önümüzde bekleyen başka bir “skandal” var. Yurtdışına çıkışlarda alınan 50 dolarlık harç.. Geçen hafta köşemizde bu konuyu örnekleriyle ele almış ve bu ayıbın sona erdirilmesini istemiştik. Daha önce işadamlarının “Deli Dumrul” uygulaması dedikleri bu olay üzerine geçtiğimiz hafta içerisinde Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan bir açıklama yaptı. Çağlayan, bizim de kullandığımız tabiri uygun görüp 50 dolarlık harç alınmasını “Türkiye adına utanç verici” olarak yorumladı. Bizce, TL’ye destek amacıyla yürütülen kampanyanın asıl 50 dolarlık harç meselesine karşı başlatılması gerekiyor. Toplumun büyük bir kesimini ilgilendirmese de işadamlarımızın bu konuda büyük mağduriyet içerisinde olduğu bir gerçek. Çünkü işadamları, pasaportlarına yapıştırılan 50 dolarlık harç pulunu, yabancı meslektaşlarına nasıl izah edecekleri konusunda sıkıntı duyuyorlar. Zafer Çağlayan, “Bu pul, Türk işadamının yurtdışında itibarını zedeliyor” diyor. Kapanan şirketleriyle, ellerine vurulan kelepçeleriyle zaten itibarı iyice düşen işdünyamızın bu feryadına hükümetin kulak vermesi şart.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT