BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Magazin hikâyeleri

Magazin hikâyeleri

Karikatürist Ahmet Kesgin, röportaj yazarı Mehmet Gündem’e “ülkem karikatürün ta kendisi” demiş. Ben de hep savunuyorum “Türkiye haberin ta kendisi”...



Karikatürist Ahmet Kesgin, röportaj yazarı Mehmet Gündem’e “ülkem karikatürün ta kendisi” demiş. Ben de hep savunuyorum “Türkiye haberin ta kendisi”... Nedenini de şöyle açıklıyorum neye el atsan, neyi görsen, nerede bulunsan hep haber özelliğini içinde saklıyor. Düşünün bir ülkenin çöpü haber oluyor, Nefise Karatay haber, Sedef Erbil haber, Milli Takımın dünya kupasına girme şansına kavuşması da haber bunlar palamut haberler. Uskumru da var, hamsi de, hâlâ düşünce suçu tartışılıyor ve cezaevlerinde fikir işçisi varsa gözünüzü kapayamazsınız bu ülkeye. Hele davetlerde ayırım yaparsanız BBC’de de, CNN’de de haber olursunuz. Hafta başı o’nun için güzel gelişmelerden bahsedeceğim. Magazin haberleri yaşadım, belki siz de ortak olmak istersiniz. Ama bu Clintonların Pennsylvania’daki evlerini, özel yaşam alanlarını, First Lady’nin gardırobu falan kesinlikle değil. Tümüyle yerli. ATO’nun kampanyası kadar telif. Gazeteci Ahmet Bıyık arkadaşım Diyanet’te Başkan Mehmet Nuri Yılmaz’ın açıklamalarını izlemiş. Özeti Türk Parası’nın itibarı konusunda vaazlarını artırmak ve bir kamuoyu oluşturmak biçimindeymiş. Ancak Hac konusuna hiç girmemiş. Sayın Bıyık da haberini öyle geçmiş aynı gün. Hemen akabinde Kocatepe’ye gittim. Onca televizyoncu arkadaşlar gelmiş. Bir ünlünün vefatıyla ilgili diye aklımdan geçirdim. Değilmiş. Cami cemaati’ne Türk Parasını dolara tercih etmeleri konusunda Diyanet’in etkinliği sorulacak(mış). Televizyoncular, dualar ettiriyorlar vatandaşa “Allahım paramızı koru.. amin” diye. Dayanamadım devreye girdim. Hac için Türk parası geçerli olacak mı? Yoksa dolar yerini koruyacak mı? Televizyoncular Kocatepe’nin avlusunda artık tek bir soruya muhatap ediyorlardı inananları. Onların tümü de “Evet hac tavafının organizasyonu Türk lirasıyla olmalı” diyorlardı. DİB sonra verdiği kararda Türk lirasını tercih etti. Karınca kararınca benim de katkım oldu. Türkü, şiir ve bale üçgeni Kocatepe’den aşağı iniyorum Türk Dünyası Kültür Merkezi’ne doğru (Yüksel Caddesi 34/A Kızılay-Ankara Telefon: 433 73 97) Cumartesi merkez sonbahar programına geçti. Her hafta sonu bir etkinlik. İlki halk müziği sanatçısı Nurullah Akçayır’ın. “Sazdan Söze Türkülerle Şiir Dinletisi” Şair Ahmet Coşkun’la birlikte sunuldu. İki genç usta aşk ve sevgiyle, gurbet, ayrılık, gam, keder, barış, mutluluk üzerine dizeler okudu, türküler çağırdılar. Gönül sofrası diye adlandırdılar etkinliği. Sanat buluşmalarını böylece açtıklarını duyurdular. Bir de sürprizleri oldu. Balerin Gülüm Pekcan türkülere kareografileriyle eşlik etti. İlk defa böyle bir gösteri ve dinletinin birlikteliği dikkat çekti bizim mahallede. Güzel şiirler, etkili türküler, her nüansı ölçülü ritmik hareketler izleyiciden ilgi gördü. Biraz da Kültür Merkezi’nden söz etmek isterim. Önce kitap geliyor sonra ihtisas kütüphanesi tümü Türk Dünyası’na ait, onu ilgilendiren materyaller. Sergi salonu toplantı için de müsait, kokteyl içinde. Bu tür yatırım yapanlara kutlamaktan öte bir şey yapamıyor, üzülüyorum. Gazeteci ailelerin düğünü Son magazin hikayem Zübeyr’e ait. Keşke ismini aldğı bir halk ereni bir bilge insan Zübeyr Gündüzalp rahmetli de bu tür mutlulukları görseydi. Hep gençlerin sağlıklı ve mutlu olmasını isterdi. Ömrünü hizmete vakfetmişti. Hastalıklarına inat, sabırla hizmeti ve gençleri hep önde tutmuş, üniversite talebelerine, yarınki Türkiye’nin sahiplerine hep şefkat ve dikkatle bakmış, itina etmişti. Belki Zübeyr Kaya da onlardan biri. Rüyaları gerçekleşecek Rahmetli Gündüzalp’in. İstanbul Süleymaniye Kirazlı Mescid Sokağı O’nun hatıralarıyla dolu. İki gazeteci arkadaşımız çocuklarını evlendirdi. Alaattin Kaya ve Ferhat Koç. Zübeyr’in muziplikte üstüne yok. Çevre Mühendisi Betül’le yemekte iken yanlarına gelen “milli piyango”cuya “kazı-kazan çekilişi yaptırmak istiyor! Kız itiraz ediyor “bu bir şans oyunudur, kabullenemiyorum. İnancıma ters” diye. Zübeyr ikna ediyor. Üç kazı-kazan alıyor Betül. Kazıdıkça altından “Seni seviyorum..Benimle evlenir misin?” çıkıyor. Zübeyr milli piyangocuyla anlaşıp, böyle bir oyun sergilemiş. Düğün Bilkent Otel’de oldu. Havai fişeklerle başladı. Recai Kutan ve Prof. Suat Yıldırım şahitlik yaptı. Melih Gökçek kıydı nikahı. Konuklar sahasında ünlü bürokrat, işadamı, politikacı, akademisyen, sivil toplum kuruluşu temsilcisi. Dostlar nostalji yaşadı, bir bakıma. Ancak düğün için müteveffa Üzeyir Garih’in mazeret bildiren mesajı okununca herkes buruklaştı. Katledilişinden az önce yazmış. Dede İbrahim Kaya Ankara’nın ilk kitapçılarından. Nur Yayınevi’nin sahibi. Torunlarının düğününde daha da mutlu. Sinevizyon gösterisinde İbrahim Amca da yer almıştı. düğünde yer almayanlar AK Parti ve MHP idi. Yoğurtlu dereotu sosu ile peynirli su böreği, ıspanakla doldurulmuş piliç göğsü, mantar sosu, pilav ve brokoliyle ikram edildi. Dondurma kazandibi vişne sosu ile verilmeden önce bir de çiğ köfte sofralara konmaz mı? Bin kişiye çiğ köfte yetiştiren ustaya düğme iliklenir. Sanatçıları davetliler niçin alkışlamadı bilemem ama, davul zurnayla pist yerinden oynadı. Zübeyr ve Betül’e mutluluklar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT