BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

İdadi (orta) Mektebi’nde Kelam hocaları, sevgili evliya kulları vasıta edilerek yapılan duaları Allahü tealanın kabul edeceğini, direkt evliyalardan da birşey istenebileceğini, Allahü tealanın evliyalara duyuracağını ve onların da dua ederek bu isteğin gerçekleşmesine sebep olacaklarını söylemiş.



Taşı yerinden bile kıpırdatamadı... İdadi (orta) Mektebi’nde Kelam hocaları, sevgili evliya kulları vasıta edilerek yapılan duaları Allahü tealanın kabul edeceğini, direkt evliyalardan da birşey istenebileceğini, Allahü tealanın evliyalara duyuracağını ve onların da dua ederek bu isteğin gerçekleşmesine sebep olacaklarını söylemiş. “Evlatlaam, erşeyi yaratan Allahü tealadır. Evliyalaa, en ufak bi şeyi yaratamaz. Onlaa, Allahın sevgili kulları oldukları için, Allah, onlaa vasıtasıyla yapılan duaları kabul edee. Evliyadan bişey istemek, buluttan yağmır beklemek gibidir” demişti... Yusuf, hocasının sözlerini hatırlayarak, “Ey Demir Buba, taşın kaldırılmasında ve imtanı geçmekte bana yardım et” diye Demir Baba’ya yalvarmıştı. Yusuf, gökyüzüne baktı. Gökte yıldızlar, kıpır kıpırdı, sanki kendine göz kırpıyor, hadi kolay gelsin, diyorlardı. Ağaçlar hafif bir rüzgarda hışırdayarak, ormanın karanlık derinliklerinden gelen sesler, esrarengiz fısıltılarla Yusuf’a destek oluyorlardı... Yusuf, fındık kırma taşının başına geldi. Böyle bir taşla, Demir Baba, nasıl fındık kırmıştı. Taş, karanlıkta, sanki daha büyümüştü. Ninesi Çavuş Ana’nın Deliorman’ın fırtınalı gecelerinde anlattığı masallardaki devlere benzemişti. Yusuf, korkar, cesareti kırılır gibi oldu. Denemekten vazgeçse miydi? Ninesi Çavuş Ana, aklına gelince Yusuf’un tereddüdü kanatlanıp gitti. “Ninem Çavuş Ana, bu aalimi gürseydi, ‘Yusuf’um, sen ne biçim pelvansın. Ben seni büüle mi yetiştirdim? Kırım’da kadın alimle yılmadım. Bizden kat kat fazla düşman kaşısında biran kurkmadım. Tereddüde düşmedim. Sen sebeplere sarıl. Gayret it. Yüce Allah, hiç ummadıın yeeden yaadım gönderir. Mute Arbi’nde üç bin İslam askeri, yüzbin kişilik düşman ordusun yendi. Eer vazgeçeesen gözüme gözükme’ deedi” diye düşünen Yusuf, taşın başına geçti. Ninesi Çavuş Ana’dan öğrendiği “Rabbi yessir ve lâ tuassir Rabbi temmim bilhayr” (Ya Rabbi kolaylaştır, zorlaştırma. Ya Rabbi hayır ile tamamlamayı nasip eyle) duasını okudu. Aklına, Demir Baba’yı getirdi, euzü besmele çekip taşı kucakladı. Daha doğrusu kucaklamağa çalıştı. İki eli birbirine kavuşamamıştı. Vücudunu olabildiğince kayaya yanaştırdı. İki ayağını gerektiği kadar açtı. Derin bir nefes aldı ve “Ya Allah” deyip hücuma geçti. Ancak, “rakibi” bu sefer çok zorluydu! Yusuf’un gözleri karardı, fakat taş yerinden bile kıpırdamadı. Yusuf, zorlamayı bıraktı, nefeslendi. Endişeye düştü. Taşı kaldırmaya teşebbüs için acele mi etmişti? Bir müddet daha ağırlık kaldırmak için çalışmağa devam etse miydi? Ama daha fazla bekleyecek hali yoktu. Yarın imtihanın neticesi açıklanacaktı. Demir Baba’nın yardımına muhtaçtı, ona kavuşmalıydı. İyice dinlendiğine kanaat getirince tekrar saldırdı, ama rakibi yine tınmadı... Yusuf, mücadeleyi bırakmadı. Hücuma devam etti. Beyninde şimşekler çakmağa, ayakları titremeğe başlamıştı. Sanki beli kopuyordu. Başarmıştı, kara ejderhayı bir nebze olsun kıpırdatmayı başarmıştı. Belinin kopuyor dediği anda, Yusuf, zorlamayı bıraktı. Kıpırdatmayı başarmıştı. Ya sonrası... Ölümüne zorlamasına rağmen, Pehlivan Demir Baba’nın fındık kırma taşını ancak şöyle bir kıpırdatabilmişti... * DEVAMI YARIN Yazan: HALİL DELİCE
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT