BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İzmir’in Kurtuluşu ve Türk askeri

İzmir’in Kurtuluşu ve Türk askeri

Osmanlı devletini hiç gereği yokken Birinci Dünya Harbine sokan İttihad ve Terakki Partisi, harbi kaybettiği gibi, Vatan topraklarının büyük bir bölümünün işgaline de sebep olmuştur.



Osmanlı devletini hiç gereği yokken Birinci Dünya Harbine sokan İttihad ve Terakki Partisi, harbi kaybettiği gibi, Vatan topraklarının büyük bir bölümünün işgaline de sebep olmuştur. 30 Ekim 1918 de Mondros limanında, İngiliz Amirali Calthorpe’un baskısı ile Mondros mütarekesi imzalandı. Ancak bu belge Mütarekeden çok, teslim belgesine benziyordu. Bu saygısız Amiral, İngiliz harp gemileri ile 7 Mayıs 1919’da İzmir limanına demir attı. 14 Mart 1919’da Müttefikler, İngiliz başvekilinin teşviki ile Yunanlılarca Anadolu’nun işgali kararı almışlardı. Bu işgali İtalya yapmak istiyordu. Ancak İngilizler, bir Katolik topluluğa böyle bir imkanı vermeye taraftar değildi. Yunan’ı belki de emellerine daha kolay ram edecekti. Ve etti de. Zavallı Yunan milletinin binlerce gencini üç senede harcayıverdiler. İngilizler Yunan’ı kullandı. İzmir limanına gelen Amiral, İzmir Türk komutanına bir NOTA vererek: “İzmir’deki Rumların hayatını emniyete almak maksadıyla, Yunan askerinin İzmir’e çıkacağını” bildirdi. İlk karaya çıkan birliklerin komutanı Yunan Albayı Saphiropolis, en vahşi cinayetleri işletti. Kordon boyunda rastladıkları ne kadar Türk subayı varsa, dipçiklerle kafalarını eze eze şehid ettiler. İzmir komutanı Ali Nadir Paşa’yı, kışladan döverek çıkartıp halkın gözü önünde yerlerde sürüdüler. Yaşlı sivilleri tuttukları gibi denize attılar. İstanbul’daki Rum patriği (Fener) Türk sınırları içindeki bütün Rumlardan, Osmanlı devletine karşı olan vatandaşlık görevlerini artık kaldırdığını alenen ilan etti. İzmir’e çıkanların bu davranışına bakan insanlar, vahşi hayvandan kaçar gibi kaçıyorlardı. İsmi halen bilinmeyen, yağız bir Anadolu delikanlısı, İzmir’e çıkan birliğin bayraktarını TEK MERMİDE DEVİRDİ. Üzerine hücum eden Yunan askerlerine mermisi bitinceye kadar kurşun attı ve geleni biçti. Mermi bitince, sokak aralarına dalarak kaçmaya başladı. Bu hengameyi, evinin penceresinden korku ile seyreden yaşlı bir nineyi görünce, bir ara duraklayıp ona şöyle haykırır: “Anneciğim arkamdan gelen Yunanlılar belki biraz sonra beni parçalayacaklar. Ben düşmandan kaçmıyorum. Mermim bittiği için gidiyorum. Ne olur ahırette bana şahitlik et ki ben vatan haini değilim.” der ve biraz sonra şehit olur. İzmir’e asayiş sağlama bahanesi ile gelenler, bir ay içinde onbeş il ve ilçeyi işgal ettiler. Demirci Efe, Aydın-Bergama hattında ilk toplu karşı koyma hareketine girişti. Arkasından Deli Halid Paşa, Akhisar Bintepelerde, Yunan’a acı bir şamar indirdi. Yunan kızları ağıtlar yaktı. Yunan Başkomutanlığı, Eskişehir-Afyon hattına kadar yerin işgali için yedi aylık bir zaman hesaplamıştı. Yunanistan’daki hesap, Anadolu çarşısına uymamıştı. Değil yedi ay, iki senede binbir kayıpla Sakarya’ya ulaşabildiler ama, savaşma gücünü de kaybetmişlerdi. Ulu önder, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde, ‘Büyük Taarruz’u başlatan Türk silahlı kuvvetleri, senelerce yarılamaz dedikleri Yunan mevzilerini altı gün içinde hallaç pamuğu gibi atıverdiler. Yunan komutanı Trikopis, kendi arzusu ile, neredeyse yalvararak Türk ordusuna esir düştü. Bu rütbeli esir, Uşak mevki komutanlığı yapmakta olan o zamanki Yüzbaşı Nuri Berköz’e teslim edilir. Bu subayımız Trikopis’i, Uşak’taki en sağlam kalmış bir konağa yerleştirir. Bir gün önce İzmir’e doğru kaçan Yunan kuvvetleri Uşak’ın yüzde doksanını yakmışlardı. 6 Eylül günü Trikopis, Nuri Yüzbaşıya Fransızca bir mektup göndererek şöyle der: “Duydum ki esir Yunan subaylarını Uşak’tan Ankara’ya nakledecekmişsiniz. Bu subaylar hasta ve yorgundur. Yaya gönderdiğiniz takdirde yollarda ölürler. Üst başları perişandır. Yollarda üşürler. Ayaklarına birer ayakkabı verilsin vs...” Mektubu alan Yüzbaşı bu esir generali huzuruna çağırtıp, oturtur. Ve: “Bir yıl önce yurdumuzu işgal için bu subaylarınız Eskişehir’e kadar yaya gelmişti. Yol tecrübeleri vardı. Bütün köylerimizi yaktınız. Her şeyimizi mahv ettiniz. Siz ne yüzle bunları istiyorsunuz? Üstelik siz bu topraklarda ne arıyorsunuz. Sizi biz mi çağırdık. Kendiniz hem yurdumuza saldırdınız hem de şimdi merhametimize sığınmak istiyorsunuz. Ama unutmayın ki Türkler merhametlidir. Yunan milleti 400 senedir, Türkün idaresinde idi. Eğer böyle olmasa idik şu anda dünyada bir tane Rum kalmazdı” dedi. Trikopis mosmor olarak boynunu büküp çıkmaya izin isteyip odasına geri döndü. Güzel İzmir’imizin Kurtuluşundan 79 sene geçti. Biz bugün kin bağlamayarak yine Yunan’ı komşu olarak, dost ve müttefik biliyoruz. Bu da Türk milletine has bir asalettir. Vatan uğruna canını verenleri rahmetle anıyorum...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT