BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Musa yanına İsmail ve Hakkı’yı da alarak Müslüm Dede’nin evine doğru yola koyuldu. Yolda topallayarak camiye doğru gitmekte olan Müsüm Dede’ye rastladılar. Köyün ortasında bu yaşlı adamı sıkıştırmayı pek akılcı bulmadı Musa...



Cemal ve Hatice stres ve yorgunluktan olacak derin bir uykuya dalmışlardı. Bir müddet yavrularının mahzun çehresini seyretti. Çok acılar çekseler de bugüne ulaştırdığı için cenabı Hakka şükürler etti... Acaba İstanbul’da mutlu olabilecekler miydi? Hayatında hiç gitmemişti bu büyük şehre. İstanbul’u görenler öve öve bitiremiyorlardı. Fakat orada geçimin çok zor olduğunu söylüyorlardı. Amcasının oğlu Salih her yıl İstanbul’a gider birkaç ay inşaatlarda amelelik yapar bir miktar para biriktirip köye dönerdi. Orada çalıştığı süre zarfında inşaatlarda yattığını söylerdi. Orada ev kiraları çok pahalıymış. “İşten artmaz, dişten artar” düşüncesiyle ancak para biriktirebiliyordu amcaoğlu. Yoksa orada geçinmesi mümkün değilmiş. Orada nereye gitsen parayla gidiyormuşsun... Peki Hüseyin acaba iş bulmuş muydu? Koca şehirde nasıl geçinecekerdi?!. Herhade bütün bunarı düşünmüştür Hüseyin, diyordu içinden. Yanıbaşında mışıl mışıl uyuyan Cemal bu yıl ilkokulu bitirecekti. En büyük hayali onun okuyup büyük bir adam olmasıydı. Belki İstanbul’a taşınmaları çocukların istikbali açısından çok iyi olacaktı. Karacabelen’de kalsalar nasıl okutacaklardı çocukları. “Vaki olanda hayır vardır” derdi büyükler. Çocuklarının istikbali kurtulacaktı belki de bu kaçışla... Mihriban’ın kafasındaki düşünceler yumağı bir türlü tam çözülmüyordu. Bir düşünce başka düşünceyi çekiyor. Düşündükçe bunalıyordu. Geceyi uykusuz geçirdiğinden olacak, bu stres ve heyecana daha fazla dayanamamış kendiliğinden kapanan göz kapaklarına hakim olamamıştı...  Hüseyin’in tahliye olacağı gün çoktan gelip geçmesine rağmen onun hâlâ köye dönmemesi Abuzer’i hırslandırmıştı. Kardeşinin katili vurulacağını haber almış olmalıydı. - Niye gelmedi bu gatil herif? diye sordu karşısındaki Musa’ya. - Bilmem ki ağam, bugün yarın gelür herhalde nereye gedecek gelmeyip de? - Gelmiyo işte gelmiyo... Musa Abuzer’in kendini azarlamasıyla tedirgin olmuş, korkmuştu Abuzer’in hırsından. - Eyi gontrol ettiğiz mi Müslüm’ün evinin çevresini? - Etmek mi ağam zabahdan ahşama gader orada adamlar. - Gedin gene bahın, gerekirse sıkıştırın Müslüm’ü. - Olur ağam derhal... Musa yanına İsmail ve Hakkı’yı da alarak Müslüm Dede’nin evine doğru yola koyuldu. Yolda topallayarak camiye doğru gitmekte olan Müsüm Dede’ye rastladılar. Köyün ortasında bu yaşlı adamı sıkıştırmayı pek akılcı bulmadı Musa. Uzun müddet evin karşısındaki yamaçta oturup beklediler. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT