BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yolsuzluk bizi çürütüyor!

Yolsuzluk bizi çürütüyor!

Adli Yıl’ın başlaması dolayısıyla bir konuşma yapan Yargıtay Başkanı, “Halk yolsuzlukları finanse edemez hale geldi. Bu bir çürümedir ve sonu; rejim için ölümcüldür” dedi. Selçuk ayrıca, “Anayasa, tıpkı polis tüzüğüne benziyor. Yenisi şart olmuştur. Siyasiler de artık elini yargıdan çekmelidir” şeklinde konuştu.



ANKARA - Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, yolsuzluklar çağında yaşandığını ifade ederek, bu çağda Türkiye'nin dünya istatistiklerinde yolsuzlukların en çok yaşandığı ülkelerin arasında yer aldığını söyledi. Selçuk, "Halkın yolsuzlukları finanse edecek gücü kalmamıştır. Bu bir çürümedir. Halkımız, bu yolsuzlukları artık taşıyamaz" diye konuştu. Ölümcül bir hastalık Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Yüce Divan yetkisinin de Yargıtay'a verilmesini istedi. Yolsuzlukların sistem için ölümcül bir hastalık olduğunu, hiçbir halk ve ekonominin yolsuzlukları taşıyamayacağını ifade eden Selçuk, milletvekili dokunmazlığının sınırlandırılmasını ve 'Meclis Soruşturması Kurumu'nun yeniden düzenlenmesi gerektiğini bildirdi. 146 sayfalık metin 2001-2002 Adli Yılı açılış töreni, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapıldı. 2001-2002 Adli Yıl açış konuşmasını Yargıtay Başkanı Sami Selçuk yaptı. Selçuk, hazırladığı 146 sayfadan oluşan konuşma metnini özetleyerek okudu. Selçuk, konuşmasına, yeni adli yılın ülkeye, insanlığa adalet, barış ve mutluluk getirmesi temennileriyle başladı. Rejim için öldürücü olur Selçuk, yolsuzluklarla topyekun, amansız bir savaşıma girilmesinin zorunlu olduğunu belirterek, "Çünkü yolsuzluklar zamanında tespit edilmezse rejim için ölümcüldürler. Kamu yönetiminde aranan dürüstlük, eşitlik, hukukun üstünlüğü, bağlılık, süreklilik, yansızlık değerlerini, devletin saygınlığını, toplumsal adaleti, yarışma ve ekonomik düzene güvenilirliği, demokratik istikrarı, toplum ahlakını çürütürler" diye konuştu. Hükümdar yumurta çalarsa "Her toplum müstehak olduğu suçluları oluşturur" diyen Selçuk, "Eğer hükümdar köylünün yumurtalarını çalarsa tebası elbette tavukları çalar. Çünkü yolsuzluklar, zamanında tepki gösterilmezse rejim için ölümcüldürler" dedi. Yolsuzluklarla savaş için üredikleri ortamın mutlaka kurutulması gerektiğini kaydeden Selçuk, yolsuzluklarla mücadele için yargının bağımsızlığının, yönetimin saydamlığının önemine işaret etti. Anayasa polis tüzüğü gibi Sami Selçuk, ortak hukuksal engelleri aşarak, dünyanın karşısına yepyeni bir anayasayla çıkılması gerektiğini vurguladı. Anayasa'nın, bilim adamlarının dediği gibi, anayasal devletin özüyle çelişen polis tüzüğüne benzediğini belirten Selçuk, sözleşme hukuku ve anayasa hukukunun, mevcut Anayasa'ya karşı olduğunu kaydetti. "Her şeyin elverişli olduğu şu anda niçin yeni bir anayasa yapmıyoruz" diye soran Selçuk, "Demokrasiye vurgun Türk ulusu için insan onuru, birey özgürlükleri ve haklarından yola çıkan, devleti bu özgürlükleri ve hakları koruma taahhüdüne sokan, hukukun üstünlüğü üzerine kurulan çoğulcu, özgürlükçü, katılımcı, çağcıl demokrasiyi bütün boyutlarıyla gerçekleştiren yeni bir anayasa yapılmadıkça birey de, devlet de, demokrasi de esenliğe kavuşamayacaktır" diye konuştu. Selçuk, değişikliklerle oyalanılmaması gerektiğini ifade etti. Yargıtay Başkanı Selçuk, demokrasilerde "düşünce suçu" olamayacağını da belirtti. Parti kapatma olmaz Konuşmasında parti kapatma konusunu da irdeleyen Selçuk, parti kapatmanın demokrasilerde son çare olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Selçuk "Türkiye, ultra-ideolojik nedenlerle kapatılan siyasi partiler mezarlığı olmaktan çıkarılmalıdır. Avrupa'da partilerin kural olarak kapatılmadığına işaret eden Selçuk, Türkiye'de son 33 yılda 23 partinin kapatıldığını ifade etti. Sami Selçuk, Türkiye'nin, günümüzde en çok parti kapatan ülke olduğuna dikkati çekerek, "Parti kapatma, kişiler için verilen ölüm cezası gibidir. Nasıl ölüm cezası Anayasa'da yer almasına karşılık hayat hakkının özüne dokunuyorsa, parti kapatma da Anayasa'da yer aldığı halde anlatım ve örgütlenme özgürlüklerinin özünü yok eden böylesine ayrık bir durumdur" dedi. Açık ve anlaşılır Selçuk, Atatürk'ün "yasalarımız apaçık olsun" ifadesini hatırlatarak, "Yasalarda, anlamları belirgin olmayan, anlaşılabilir olmayan ne kadar hüküm varsa değiştirelim" dedi. Sami Selçuk, "Bunlar yapılmadıkça bu ülkede hiç kimse kendisini özgür hissedemez" diye konuştu. Bumin'den Selçuk'a eleştiri Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Yargıtay Başkanı Selçuk'un Yüce Divan yetkisinin Yargıtay'a verilmesine ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine de Bumin, "Biz karşıyız" dedi. Siyasi partilerin kapatılmasına getirilen eleştirilerin hatırlatılması üzerine de Bumin, Selçuk'un konuya teorik açıdan yaklaştığını belirterek, "Türkiye gerçeklerini göremediği kanaatindeyim" dedi. Selçuk’un istekleri Sami Selçuk, yargının "gerçekten bağımsız, güvenceli ve yansız" olmasının istenmesi durumunda 10 ana kurala uyulması gerektiğini söyleyerek, bu kuralları şöyle sıraladı: 1- Siyasal otorite, yargının yönetimine hiç karışmamalıdır, 2- Siyasal otorite ve başkaları, yargılamayı ve yargısal kararları yorumlamaktan, eleştirmekten kaçınmalıdır, 3-Yargıçların atanmaları, yükselmeleri, yer değiştirmeleri, denetlenmeleri yürütme erkinden kesinkes ayrı olmalıdır, 4- Siyasal otorite, yargıcın işine son vermemelidir, 5- Yargıçlar, bakanların aldıkları ücretlerle orantılı olarak uygun bir ücret almalıdırlar, 6- Yargının, ayrı ve özgürce kullandığı bir bütçesi olmalıdır, 7- Yargı, yardımcı personelini kendisi atamalı ve yetişmesini kendisi üstlenmelidir, 8- Yargının, devlet konumundaki/protokolündeki yeri, erkler eşitliği ilkesine göre düzenlenmelidir, 9- Yargıç, bulunduğu mahkemesinde de bağımsız olmalıdır, 10- Yargıç, kendisini, kendi girişimiyle akçalı yükümlülüğe girmeksizin sürekli olarak yetiştirebilmelidir."
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT