BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf, naralanmamak için kendisini zor tuttu. Hemen hocası İsmail Pehlivan’ın ellerine sarıldı, hürmetle öptü. Sevinç gözyaşları hocasının ellerini ıslatmıştı. Gözyaşlarından utandı. Hocası, Yusuf’u alnından öptü. Yavaşça seslendi.



Yusuf, naralanmamak için kendisini zor tuttu. Hemen hocası İsmail Pehlivan’ın ellerine sarıldı, hürmetle öptü. Sevinç gözyaşları hocasının ellerini ıslatmıştı. Gözyaşlarından utandı. Hocası, Yusuf’u alnından öptü. Yavaşça seslendi. -Uulum. Aalamaktan diil, aalayamamaktan utan. Pelivanlıın ayırlı ossun. Yüce Rabbimiz, er iki cihanda utandırmasın. Bilirim ki dışarı çıkmak, şüüle dalara karşı naralanmak için zor durursun. Serbestsin. Küye yola çıkmazdan önce beni gör. Yusuf, başı önde, terden sırılsıklam olmuş mahçup bir vaziyette dışarı çıktı. Bütün arkadaşları da onun arkasından. Deliorman üzerinden yeni doğan güneş Yusuf’a gülümsüyor, onu tebrik ediyordu. Yusuf’un arkadaşlarının hepsi, büyük bir sevinç içindeydiler.Filiz, agam diyor, başka birşey demiyordu. Yusuf, ise bir an önce yalnız kalmak, yaşadığı, son derece heyecanlı geçen 24 saat sonrası doyasıya ağlamak istiyordu. Arkadaşlarından ayrıldı. Tekke’nin üst tarafındaki kayaya doğru yürüdü. Buradan ufku seyretmeyi çok seviyordu. -Bre Yusuf! Bre Yusuf! Bu ses de neyin nesiydi? 71-Sesin sahibini göremedi Yusuf, durdu. Döndü, ancak sesin sahibini göremedi. Yürüdü... Yoluna devam etti. Cılız bir ses tekrar seslendi. -Bre Yusuf! Duymaz mısın? Yusuf, tekrar baktı. Seslenen Cüce’ydi. Yolun kenarında, çalının arkasındaydı. Hemen Yusuf’un yanına geldi. Yusuf’a az önceki şahitliğinden sonra Cüce çok sevimli geldi. Sanki değişmişti. -Buyrun efendi. Cüce, Yusuf’un poturuna (*) yapıştı. -Yusuf Pelvan! Bilirim yalnız kalmak isteesin. ama diicekleem vaa. Çok ünemli. Adi kayanın başına birlikte yürüyeem. Tam yalnız kalmak istediği zamanda, Cüce’nin yalnızlığını bozması Yusuf’un canını sıkar gibi olmuştu... Ancak karşı koymadı. Cüce’nin hiç de tekin biri olmadığını artık iyice anlamştı. -Peki efendi, yürüyeem. Birlikte kayanın zirvesine tırmandılar. Dergah, ayakları altındaydı. Yeni doğan güneş, ışıklarıyla herşeyi kuşatmağa başlamıştı. Cüce, ayaklarını kayadan aşağı sallandırdı. Aynı şekilde Yusuf da yanına oturdu. Cüce, elini samimi bir şekilde Yusuf’un dizine koydu. -Yusuf Pelvan! Sakın süleme. Yusuf, bu şekilde bir lafa girişten şaşırmıştı. -Efendi, neyi sülemiyeyin? -Avşamki yaşadıklaanı, Demir Buba’nın süledikleeni. Yusuf’un tüyleri diken diken oldu, iyice şaşırdı, kimdi bu Cüce, akşamki yaşadıklarını nereden biliyordu? -Efendi, kimsin? Avşamki yaşadıklaamı nerden biliyersin? ¥ DEVAMI YARIN (*)Potur: Osmanlılar zamanında, Bulgaristan’da Türklerin giydiği pantalon yerine geçen ve aba kumaşından yapılan bir giysi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT