BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Davud-i Kayserî “kuddise sirruh” -3-

Davud-i Kayserî “kuddise sirruh” -3-

(Kâmil insan nasıldır?) diye sordular Ondan, Buyurdu ki: (O kişi soğumuştur dünyadan. O, gönlünü sadece çevirmiştir Rabbine, Kıymet vermez dünyanın malına, mevkiine. Ona göre, “Dünya”nın bir kıymeti yoktur hiç, Hepsi onun olsa da, asla duymaz bir sevinç.



(Kâmil insan nasıldır?) diye sordular Ondan, Buyurdu ki: (O kişi soğumuştur dünyadan. O, gönlünü sadece çevirmiştir Rabbine, Kıymet vermez dünyanın malına, mevkiine. Ona göre, “Dünya”nın bir kıymeti yoktur hiç, Hepsi onun olsa da, asla duymaz bir sevinç. Ve O, bütün dünyayı kaybetse yine eğer, Kalbine zerre kadar gelmez hüzün ve keder. Kusur ve kabahati kendisinde arar hep, Manevi bir zinettir, ona “Hay┠ve “Edep.” Dertli ve hüzünlüdür kendi günahlariyle, Bu, ona kafi gelir, uğraşmaz gayri ile. Verseler bir mü’mine bir hayli dünya malı, Kalbinde zerre kadar bir sevinç duymamalı. Sonra da o malları alsalar ondan yine, Zerre kadar üzüntü gelmemeli kalbine. İnsanlar kendisini methetse bir işinden, Sevinmek şöyle dursun, üzülmeli içinden. Hakaret eyleseler insanlar kendisine, Üzülmeyip bilakis sevinmeli aksine.) Bir gün de buyurdu ki: (Hakiki bir Müslüman, Allah’ın aşkı ile kalbi yanar her zaman. “Fena” ve “Beka” denen makama vasıl olur, Yani o, evliyalık makamına kavuşur. Artık o razı olur Rabbin her yaptığından, Allahü teala da, razı olur bu kuldan. O, “Kendini beğenmek” belasından kurtulur, Hiç günah işleyemez bir hale gelmiş olur. Para mal, mevki makam, gibi dünyalıklardan, Tamamen kurtulmuştur, hiç tad almaz bunlardan. Zira o, bu şeylerden tamamen vazgeçmiştir, Kendini “Allah” için artık feda etmiştir. Nefis, bu itminana kavuşursa ne zaman, İslam-ı hakikiyle şereflenir o insan. Yani “Hakiki iman” nasib olur nihayet, Hakiki, halis olur her yaptığı ibadet. Namaz, oruç, hac, zekat, her ne yapsa velhasıl, Suretten kurtularak, olurlar hepsi asıl. Bu, “Hakiki islam”la her kim ki şereflenir, Peygamberliğe mahsus kemaller ona gelir. (Alimler, Nebilerin varisleridir) diye, Kavuşur bu hadiste buyurulan müjdeye. Bütün bu kemallerin kökü İslamiyyettir, Yani farzları yapıp haramdan el çekmektir. Ne kadar çok dallansa meyve verse bir ağaç, Yine de köksüz olmaz ona vardır ihtiyaç. Dinimizin kökü de bu emirlerdir asıl, İslama uymadıkça bir şey olmaz velhasıl.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT