BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Frene basmak...

Frene basmak...

Spor yazmakla birlikte, o aslında bir spor yazarı değildi. Dünya siyasetiyle ilgili engin bilgisiyle Dış Haberler editörüydü. Bir kulağıyla dış dünyayı, diğer kulağıyla spor dünyamızı dinlerdi.



Spor yazmakla birlikte, o aslında bir spor yazarı değildi. Dünya siyasetiyle ilgili engin bilgisiyle Dış Haberler editörüydü. Bir kulağıyla dış dünyayı, diğer kulağıyla spor dünyamızı dinlerdi. Dışişleri Bakanı olan ve Cumhurbaşkanı olması gündeme gelen kardeşinden daha iyiydi dünya sisayeti konusunda! Ama, özel zevkiydi spor... İyi bir gazeteci, üslubu olan bir yazar olarak, spor yazıları da yazıyordu. Fenerbahçe’ye vurgundu. Beyfendiydi.  Bir gün, gazetede yayınlanmak üzere getirdiği bir yazısını, o doyumsuz sohbeti eşliğinde çayını içip gittikten sonra okuduğumda şaşırdım. Yazıda tek kelime spor yoktu. Siyaset yoktu. Ekonomi yoktu. Hatta fikir yoktu. Bu günlerin slogan olmuş deyimiyle “tamamen duygusal” bir yazıydı. Çocukluğunu, gençliğini, orta yaşlılığını, meslek hayatını, çocuklarını, torunlarını anlatıyor ve yazının sonunu “frene bastım” diye bitiriyordu: “Dün tatilden dönerken bütün hayatımı düşündüm. Kafamın frenine basmak isterken ayağım pedala gitti. Arkada oturan 5 yaşındaki torun Gökçe öne eğildi, ‘Aman dede, yavaş gitsene!’ dedi.” Yazısında hayatının “frenine basan” sevgili ağabeyimiz, bu duygusal yazının yayınlandığı gün gazeteye geldi, masasına oturdu, bir daha kalkmadı. Oracıkta ölmüştü. “Frene bastım” başlığıyla onun son yazısını yayınlamışız meğer...  Dün ölüm yıldönümüydü onun...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT