BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Behaeddin-i Buhari “kuddise sirruh” -1-

Behaeddin-i Buhari “kuddise sirruh” -1-

“Behaeddin Buhari”, bir gün çıktı evinden, Teşrif etti bir eve kendi sevdiklerinden. O, “Şeyh Hüsrev” adında biriydi garip, fakir, Sevinip, bu veliyi etti evde misafir.



“Behaeddin Buhari”, bir gün çıktı evinden, Teşrif etti bir eve kendi sevdiklerinden. O, “Şeyh Hüsrev” adında biriydi garip, fakir, Sevinip, bu veliyi etti evde misafir. Köylülerden biri de işitti ki nihayet, O köye bir evliya gelmiş ehli keramet. “Hakikaten keramet sahibi midir?” diye, Bir torba “armut” alıp, götürdü o veliye. Düşündü ki; “Birine koyayım bir işaret, Bulup da bana versin, veli ise o şayet” Lâkin o bilmezdi ki, böyle yüksek evliya, Yanında; avuç içi gibidir bütün dünya. Behaeddin Buhari, dinin emirlerinden, Bahsediyor idi ki, sohbeti kesti birden. Buyurdu ki; (Ey Hüsrev, biri var dışarıda, Elinde armut ile, gelmiş durur kapıda.) Gidip açtı kapıyı, baktı ki köyden biri, Elinde bir tas “armut”, buyur etti içeri. O da o armutları getirip eyledi arz, Ve dedi; (Kusuruma bakmayın, zira çok az.) O büyük zat onları, verip ev sahibine, Buyurdu; (Büyük kaba boşalt da getir yine.) Getirince, onlardan “bir armut” alıp derhal, O köylüye uzatıp, buyurdu; (Bunu sen al) Geriye kalanları verip ev sahibine, Buyurdu ki; (Sen dağıt bunu misafirine.) Ve sonra o köylüye sordu ki şöyle aynen; (Bunları getirmekte, ne idi senin gayen?) O, mahcub vaziyette dedi ki; (Gerçek bu ya, İşittim ki, bu eve bir zat gelmiş evliya. “İmtihan etmek” için, bir miktar armut aldım, Birine, bir işaret koyup dibe sakladım. Düşündüm ki; “O kişi, hakiki veli ise, İşaretli armudu bulur da verir bize.”) Buyurdu ki; (Öyleyse bak sendeki armuda, Senin gizli koyduğun işaret var mı onda?) O köylü baktığında, mahcub olup dedi ki; (Evet, o işaretli armuttur elimdeki.) Buyurdu ki; (Allahın bir evliya kulunu, İmtihana kalkışmak uygun değil, bil bunu. Zira o veli kullar, çok yakındır Allaha, Denemek caiz olmaz, böyle yapma bir daha. İşaretli armudu bulup da vermeseydik, Bizden hiç istifaden olmazdı bir zerrecik. Mahrum kalmaman için, bulup verdik biz onu, Bu gaye olmasaydı, yapmazdık asla bunu.) Köylü, mahcub bir halde dedi ki; (Üzdüm sizi, Pişmanım yaptığıma, affedin bendenizi.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT