BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Ahmed’in başından geçenler Yusuf’a çok ilginç gelmişti. Cüce anlattı, Yusuf, dinledi: - Ancak, Amedinkisi başka bi türlü sevdaymış. Yimeden içmekten kesiliveemiş. Bubası, bakmış ki, aslan gibi uulu günden güne eriyeri. Güleşmesine, bi kıspet diktirmesine izin veemiş. Amed, dünyalaa kendisine verilmiş gibi sevinmiş. Kıspetiyle koyun koyuna yatar olmuş. Ufak tefek düün güleşleende güleşmee başlamış.



Ahmed’in başından geçenler Yusuf’a çok ilginç gelmişti. Cüce anlattı, Yusuf, dinledi: - Ancak, Amedinkisi başka bi türlü sevdaymış. Yimeden içmekten kesiliveemiş. Bubası, bakmış ki, aslan gibi uulu günden güne eriyeri. Güleşmesine, bi kıspet diktirmesine izin veemiş. Amed, dünyalaa kendisine verilmiş gibi sevinmiş. Kıspetiyle koyun koyuna yatar olmuş. Ufak tefek düün güleşleende güleşmee başlamış. Günün birinde Kayalıderelilee, büük bir sünnet düünü yaptılaa. Tabii ki güleşli ve at yarışlı. Amed’in küvü Kızılkayalıları da davet ittilee. Amed, bunu duyunca güleşmek için bubasından müsaade istemiş. Bubasınınsa, onu güleştirmeğe pek niyeti yokmuş. Gitme, dememiş de, ‘Kızıltaş uvasındaki taalayı bitir de git uulum’ demiş. Amet için bu söz, katiyen gidemezsin demekle aynıymış. Çünkü mandalaala sürülecek olan bu taala, ancak iki günde bitebilirmiş. Düünse, eetesi günmüş. Babasından bu cevabı alan, Amed akşamı beklememiş. Üüle sıcaanda mandaları koşarak taalaya gitmiş ve emen işe başlamış. Üç günlük iş, etesi gün sabaaa kadaa nası bitee iç düşünmeden, işe sarılmış. ‘Ben sebeplere sarılayın da, gerisini Allahü teala bilir. Ben kul olarak baa düşeni yaparın. Yaratan, veren Allahtır’ diyerek gönlüne acaba düşüncesi gelmeden çalışıyermiş. Durup dinlenmeden, hayvanlara suluk aldırtmadan boyuna sürüyermiş. Manda, sıcaa dayanamaz bir ayvandır. Onunla görülcek işlee, ekseriyetlen sabaa ve avşam saatlende yapılır. Ama, Amed, bunu düşüncek alde diilmiş. Gece yarısına kadaa ayvanlara nefes aldırmadan sürmee devam itmiş. Ama rakibini altetçene dair en ufak bi işaret bile yokmuş. Çünkü, karşısındaki rakip koca on dönümlük(*), ayrık otlarıyla kaplanmış bi tarlaymış. Ancak beşte birini sürebilmiş. Atık, ayvanlaa yorgunluktan çatlıcak aale gelmiş. Bi adım bile atamıyerleemiş. Amed ise, onları övendire (**) ile abire dürtüp yürümee zorluyermiş. Tam gece yarısı, karşısına bir itiyar çıkıveemiş. Amed, birden bire karşısına çıkan ak sakallı itiyara iç aldırmamış. O, ayvanları yürütmenin, taalayı bitirip ertesi günkü güleşe yetişmenin telaşındaymış. İtiyar Amed’e seslenmiş: -Kulay gele uulum. Ne bu acele? Ayvanları çatlatacaan. Sanki güleşe yetişcek pelvan gibisin. Yuksa, yarınki Kayalıdere’deki düün güleşine mi gideceen. İtiyar amcanın sorusu Amed’i iç şaşırtmamış. Amed, itiyarın yarınki güleşi nasıl bildiini düşünmeden, ‘Evet, amca, kısmetse niyetim vaa, ancak önce şu taalayı bitimeliyim’ cevabını veemiş. ........ (*)Dönüm, bin metrekarelik arazi parçasıdır. (**)Övendire, arabaya ve sabana koşulan hayvanları uyarmaya yarayan ucu sivri demirli sopa. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT