BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korkuyla dost olmak

Korkuyla dost olmak

Amerika’nın uğradığı saldırı bana birtakım gerçekleri hatırlattı. Birincisi insanoğlunun gözünde paradan daha kıymetli hiçbir şeyin olmadığı. Bu çok çirkin ama bir o kadar da reel bir durum. Dikkat ederseniz olayın ilk şoku geçer geçmez bütün dünya, para piyasalarının nasıl etkileneceğini hesaplamaya başladı. Enkaz altında kalanların halleri bir tarafa bırakıldı. Doların yeşili bürüdü gözleri.



Amerika’nın uğradığı saldırı bana birtakım gerçekleri hatırlattı. Birincisi insanoğlunun gözünde paradan daha kıymetli hiçbir şeyin olmadığı. Bu çok çirkin ama bir o kadar da reel bir durum. Dikkat ederseniz olayın ilk şoku geçer geçmez bütün dünya, para piyasalarının nasıl etkileneceğini hesaplamaya başladı. Enkaz altında kalanların halleri bir tarafa bırakıldı. Doların yeşili bürüdü gözleri. Tabii Türkiye her zamanki sıra dışı çizgisini korudu. Dünyada Dolar düşerken bizde arttı. Sanıyorum bu şartlar altında olabilecek en anlamsız kıpırdanmaydı bu. Ama burası Türkiye. En beklenmedik, mantık harici gelişmeler bu topraklarda yaşanabilir. Twin Towers’a çarpan iki uçakla başlayan kargaşanın bizim ülkemizde neleri değiştirdiğini ve insanlarımızın üzerinde nasıl bir etki bıraktığını gözlemliyorum bir kaç gündür. Patlamanın ilk etkisi, Üzeyir Garih cinayetinin unutulması oldu. Atık Yener Yermez ve Pınar Konuşkan gibi isimler ilk haber değil. İkincisi Taksim Meydanı’nda meydana gelen patlamanın güme gitmesi. Kim, nasıl ve neden soruları emniyet güçlerine bırakıldı ve gözler eskimeye başlayan Yeni Dünya’ya çevrildi. Daha sonra IMF’nin kredi ödemelerini aksatıp aksatmayacağı merak edilir oldu. Bunlar gözle görülür etkilenmeler. Bir de kalplerde gizlenen düşünceler var. Hepimizin gözünde Amerika’nın karizması sarsıldı. Dünyanın en güçlü memleketi diye kabul ettiğimiz yerde böylesine çaresiz kalınması bir anlamda kendimize olan güvenimizi yerine getirdi. Bu hoş bir hissetme biçimi değil ama doğru. ‘Hani onlar yenilmezdi?’ sorusu dudaklarda şekil bulurken gözlerde müstehzi pırıltılar görüyorum. Bir bakıma bunca yıldır kibriyle dünyanın küçük ülkelerinde kıskançlığa yol açan patronun tökezlemesi eğlendirdi insanları. Felaketlerin uzakta yaşanması, yaşamayanları sevindirir biliyorsunuz. ‘İyi ki burada olmadı’ denir hep. Kızmamak ve yadırgamamak lazım. Bizde deprem olduğunda da uzaklarda yaşayanlar böyle düşündü büyük ihtimalle. İnsana ait bir sığlık işte. Ve yılın sorusu; ‘Şimdi ne olacak?’ Bana kalırsa hiçbir şey. George W. Bush son derecede yavaş hareket ediyor. Zaten güçlü bir başkan değil. Hâlâ Bill Clinton’ın anısı altında ezilmekle meşgulken başına bu olayın gelmesi şanssızlık. Bunun altından kalkabileceğini sanmıyorum. İlk tepki geciktikten sonrası zor. Bir kaç tutuklama ile saramazsınız böylesi bir yarayı. Terörün ne kadar tehlikeli olabileceğini görmek zorunda kalan dünyanın A takımı ülkeleri tedbirleri arttıracaklar. Ama bunun faydası olacağına artık kimse pek inanmayacak. Yeni milenyumun bu olayla başladığına inananlardanım. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Dünyayı daha tatsız günlerin bekliyor olmasından endişe ediyorum. Masum insanların, sivillerin durup dururken katledildiği bir dünyadan ne beklenebilir ki? Geride bıraktığımız bin yıllar tatlı birer anı olarak genetik şifrelerimizde yaşayacak. Bizse o çok merak ettiğimiz geleceğin dünyasında panikle dost olmanın yollarını arayacağız. Olacağı bu!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT