BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aykut’tan tarihe ışık

Aykut’tan tarihe ışık

F.Bahçe’den ayrıldıktan sonra ilk ve son kez Türkiye’ye konuşan Kral, bilinmeyenleri açıkladı



“Su yolunu buluyor” “Aslında konunun, kaoslara açık olduğu günlerde F.Bahçe adına tekrar gündeme getirilmesi benim için hoş değil. İsmimin F.Bahçe eski başkanıyla yanyana anılması beni rahatsız ediyor. Çünkü hem Oğuz, hem de ben bu tür polemiklerin içinde savaşacak güç ve çapta değiliz. Kirli ortamın içinde yer almaya başladığınız andan itibaren dün söylediklerinizi bugün unutmak zorundasınız. Düşünün şimdi, bir tarafta medyayı istediği gibi kullanabilen bir tarz, diğer tarafta medyada görünmeyi sevmeyen, medyayı kullanmayı becerememenin ötesinde, bunun çok büyük bir ayıp olduğunu bilen bir tarz. Bu yüzden Oğuz’la birlikte kenara çekilmeyi tercih ettik. Doğru yapın, yanlış yapın, ne yaparsanız yapın, su bir şekilde yolunu buluyor. Zaten Metin ve Adnan Şen kardeşlerin internetteki sitesi www.antu.com’a yazan F.Bahçeli taraftarların hakkımdaki görüşleri, tavrımın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Bu da benim için ayrı bir gurur kaynağı...” 1992’nin parası 2001’de... “Bir futbolcu takımından iki şey için uzaklaştırılır. Birincisi formasını sevmez, ikincisi çok paragözdür. Trabzonspor maçından sonra kamuoyuna bu iki gerekçeyle takımdan uzaklaştırıldık gibi bir görüntü verildi. Yani Oğuz ve Aykut maçtan önce yönetime gitmiş ve ve sadece kendi primlerini istemiş. ‘Böyle bir maçtan önce bunu yapan futbolcular, başka zaman neler yapmazmış?’ Bir kere herkes şunu iyi bilsin. Gidip Cemil Turan’a da sorabilirsiniz. Transfer ayında anlaştıktan sonra bana verilmesi gereken parayı ‘Sen bizim evladımızsın biraz bekle’ diyerek başka futbolculara verdiler. Ayrıca 1992 yılında imzaladığım sözleşmenin gereği olan evi Metin Aşık’tan para olarak, hem de 4’te 1’i oranında 2001 yılında alabildim. Varın artık nasıl paragöz olduğumu siz düşünün. Trabzon maçı öncesi iki maçlık hakedilmiş primlerinin verilmesini tüm takım arkadaşlarım istedi. Zannediyorum bir bayram arefesindeydik ve çoğu da o gün için paraya ihtiyaçları olduğunu söylüyordu. İşin garibi ne o primleri alabildik, ne de şampiyonluk primlerini...” “İknâ edemedik” “Aslında böyle bir maç öncesi ancak salaklar gidip para ister. Arkadaşlarımıza bunu anlattık ama dinletemedik. Üstelik bu konu kriz oluşturursa çıban başı olarak Oğuz’la ikimizin seçileceğini de biliyorduk. Buna rağmen bize yaptıkları baskı iki gün sürünce Parreira’ya gidip durumu anlatmak zorunda kaldık. Parreira Şadan Kalkavan’la konuşmuş ve ‘Paralarını Pazartesi günü ben vereceğim’ cevabını almış. Hoca bize bunu bir gün sonraki idmanda söyledi. Hani F.Bahçe eski başkanının, ‘Ben hepsiyle konuştum, kimse para istediğini söylemedi’ dediği futbolcuların da yanında. Ancak arkadaşların ‘Pazartesi prim mi olur? Maçı kaybedersek bu prim ne verilir, ne de alınır’ şeklinde itirazları oldu. Bunun üzerine Parreira da Oğuz’la ikimize dönerek, ‘Gidin Şadan Bey’e arkadaşlarınız adına bunu kendiniz söyleyin’ dedi. Biz de gittik söyledik ve aynen ‘Paranız Pazartesi bende’ cevabını aldık. İşte güyâ kendimize istediğimiz prim olayı tümüyle böyle gelişti. Ayrıca eski başkanın ‘Bu maçtan önce Oğuz ve Aykut’a 5’er gol de atsalar gönderileceklerini söyledim’ sözleri tamamıyla gerçek dışı...” Aykut’tan inciler “Oğuz’a ilk kızgınlık” “Metin Aşık’ın başkan olduğu dönemde Ali Şen, Oğuz’u dünya karmasına davet ettirdi. Ancak yönetim bu daveti kabul etmedi ve Oğuz bu organizasyona gitmedi. Daha sonra Ali Şen’in başkanlığında Oğuz’a dünya karmasından yeni bir teklif daha geldi. Ali Şen ise o gün çıkıp, ‘Hayır, dünya karmasına Oğuz değil Müjdat gidecek. Bu onun hakkı’ dedi. Ancak Futbol Federasyonu davetin Oğuz’a yapıldığını söyleyip bunu kabul etmeyince dünya karmasına Oğuz gitti. Bu olay Ali Şen’le Oğuz’un arasını gerginleştirdi...” “Gole sevinilmez mi? “Ben F.Bahçe’de 140 tane lig golü atmışım. F.Bahçeli bir futbolcunun attığı gole üzülmesi diye bir şey olabilir mi? Trabzon’da attığım golden onur duyduğumu söyledim. Ancak yaşadığımız ortamın üzüntü verici olduğunu da belirttim. O maçta attığım golden sonraki sevinç deparımı, yaşadığım duyguları bir daha hiç yaşamadım. Ben F.Bahçe’ye karşı da 6-7 defa oynadım ve var gücümle gol atmaya çalıştım. Hâlâ benim hakkımda bu tip tartışmalar yapılıyorsa bu tarzımdan dolayı yapılıyor. İş başka, aşk başka...” “Yıldırım’dan teklif aldım” “Aziz Yıldırım sezon başında antrenörlük için bana da teklifte bulundu. Ancak ben farklı bir yol çizmek istedim. Aslında şekil olarak da doğru olmayacaktı. İşte, Oğuz orada, ben orada, bir de teknik direktör var. Belki benim için başka pozisyonlar da olabilirdi ama dediğim gibi kendime farklı bir yol seçtim. Eski başkanın hakkımda ‘Ben olduğum sürece F.Bahçe’nin kapısından içeri giremez’ sözü var. Buna kimse karar veremez. Ne zaman neyin olacağını insanlar tayin edemez...” “Jübile içimde ukde” “Jübilelerin iki anlamı var. Birincisi veda, ikincisi ise mali getiri. Futbolcuya bir emekli ikramiyesi gibi bir şey yani. Ancak ben bu işin mali yönüne değil de, duygusal yönüne bakmışımdır hep. Çok istedim jübile yapmayı. Ama sonra baktım da bin kişiye, iki bin kişiye yapılanları var. Futbolcular son güne kadar davetiye satıp, kalan hasılatı da bir hayır kurumuna bağışlıyordu. Bana göre ise yapacaksam eğer maç davetiyesi, hasılatı, TV hasılatı tamamıyla hayır kurumuna bırakılmalıydı. Şifo bunun en güzelini yaptı. Kendisine de yakıştı. Keşke biz de yapabilseydik. Bu saatten sonra olması da çok zor...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT