BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük siyaset

Büyük siyaset

Devleti oluşturan unsurların hangi müesseseler olduğu belli. Bu belli unsurlara bugün ve bundan sonra daha çok iş, yük ve vazife düşüyor.



Devleti oluşturan unsurların hangi müesseseler olduğu belli. Bu belli unsurlara bugün ve bundan sonra daha çok iş, yük ve vazife düşüyor. İç politikada sık sık liderler zirvesi yapılıyordu. Zirve asıl şimdi gerekli. İktidarın muhalefeti de aralarına katarak bir saat hassasiyeti ile devleti işletmesi şart üstü şart. İki âcil konu var. Biri iç barış, diğeri güven tesisi. Dışımızdaki Hırıstiyan dünyanın ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsınlar ayrımcılığa gitmesi gibi içeride de bir başka tasnifçilik sürüp gitmekte. Bu ayıbı arkada bırakmalıyız. Türkiye, nimet ve külfetiyle bu vatanda yaşayan herkesin. Bu herkesin kaynaştırılması bir devlet politikası olmalı. “Zaten öyle” diyenler çıksa hakîkat öyle değil. Fevkalade mühim işlerden biri bu hayati meselenin hallidir. Neticede kimliğimize bakıyorlar. ‘Herkes Müslüman, öyleyse herkes terörist’ gibi mongol bir mantıkla yargılanmaktayız. Diğeri de güven ortamını oluşturarak ekonomik krizden kurtulmak. Kardeşlik ve itibarlı lira. Bunlar zor belki de hayal gibi gelebilir. Evet ama, iktidarların görevi zoru başarmak, hayalleri de gerçekleştirmektir. Buna mecburuz. Birbirine kırgın, dargın ve diğer taraftan mali bakımdan perişan bir milletle modernize edilmiş bir dünya savaşının neresinde durabilirsiniz? Eğer içerideki bu zorlukları halledemezseniz dışarıda ondan katbekat daha çetin meseleleri aşamazsınız. Bir fırtına kopmak üzere. Bu fırtınayı en az zararla geçiştirebiliriz. Bu da iç huzuru sağladıktan sonra dışa yönelerek dünya siyasetine ağırlık koymakla mümkün olur. Dünya siyasetine ağırlık koymakla bu badireyi en az zararla değil kârla atlatırız. Müslüman ülkelerin nihai noktada çare bekleyeceği yine Türkiye olacaktır. İslam dünyası Taliban’la Bush yönetimi arasına sıkıştırılamaz. NATO, ABD silahlı kuvvetleri gibi kullanılamaz. Eğer; Ankara, İslâm âlemine sahip çıkmazsa Tahran veya Londra onlara kol-kanat gerer. İstense de istenmese de bir başka güneş doğuyor. 10 Eylül dünyası bir daha geri dönmeyecektir. O dünya, bugünküne göre biraz daha mutedil, biraz daha rahat ve biraz daha huzurluydu. Bu dünyada, Türkiye, iç dengeleri kurduktan sonra dışarıya dönüp tarihi misyonunu yerine getirebilmeli, dünya nizamında söz sahibi olmalıdır. Türkiye, ABD’nin müttefiki ve NATO’nun üyesidir. İttifak ve üyeliğin mükellefiyetlerine uyacaktır. Ancak. Mükellefiyetler tek taraflı işletilemez. Muhataplarımızın da mükellefiyetleri var. Onlara mükellefiyetlerinin hatırlatılması lazım. Batı, İslam âlemini, Ankara, eliyle cezalandırmayı aklının ucundan dahi geçirememeli. Tam tersine. Türkiye, olduğu için hiçbir alanda ileri gidilememeli. Zulme sapılamamalı. Memleketimiz, II. Dünya Savaşına girmedi ama bir varlık da gösteremedi. Sadece seyirci kaldı. Seyirci kalmasaydı bugün Oniki Ege Adası bizimdi. Körfez Savaşındaysa devlet organları arasındaki ahenksizlik ve ufuk birliği kurulamamasından dolayı fırsatlar kaçırıldı. Neticede zarar ettik. Onun için devlet ahenkle işletilmeli. Bu zaruret, şimdi daha şiddetle kendini hissettiriyor. Bugün neler olur? Her şey mümkün. ABD’de en mutaassıp kitle iktidarda. 35 bin yedek kuvvetlerini dahi silah altına aldılar. Üsame bin Ladin, hedef gösterilecek fakat, kuvvetle muhtemel ki Hartum, Trablusgarp, Bağdat ve Kâbil vurulacaktır. Belki de istenerek çıkartılacak bir Asya Harbiyle Çin savaşın içine çekilerek önü kesilmek istenecektir. Türkiye, sözü dinlenir bir hakem olmalıdır. Dikkat edilmeli. ABD henüz düşmanını arıyor gibi. Seçtiği düşmana göre yaptığı hazırlık çok fazla. Bu itibarla niyeti meçhul. Üsame bin Ladin, göstermelik gibi kalmakta. 10 bin tane Amerikan komandosu Afgan dağlarına yerleşerek onlarla kavgaya tutuşabilirdi. Galiba iki ihtimal çok kuvvetli. II. Bush, Saddam’ı devirerek babasının yapamadığına imza atmak istiyor olabilir. İkincisi de şu; dehşetli bir ihtimal. Belki de Yeni Dünya Düzeni dediklerinin temelindeki fikir. Bütün fütürologlar, 21. Asırda Süper güç dengesinin Asya-Pasifik eksenine kayacağını söylemekteler. Kudret ve imtiyazı elinden kaçırmak istemeyen Washington kademe kademe ihtilafın içine çektiği Pekin’i cezalandırarak dünya liderliği düşüncelerinden uzaklaştırmak gibi gizli bir planın peşinde olabilir. Hani belki de New York ve Pentagon kontrolden kurtulmuş eylemlerdi. İşte Ankara, bunlara ve daha nelere hazır olmak zorunda. Onun için içeride huzur ve refah içinde bir millet. Dışarıda şahsiyetli ve sözü dinlenir bir ülke...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT