BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Durmuş ve karısı Abuzer’in kendilerine de bulaşacağı konusunda tedirgindiler zaten. Gece yarısı kapının çalmasıyla yürekleri ağızlarına gelmişti. Fakat korkunun ecele faydası yoktu... Kapıyı açan Durmuş içeriye ilk giren Abuzer tarafından çenesine yumruğu yemişti...



Ayşe’nin gözleri faltaşı gibi açılmıştı!.. Abuzer bir gece yarısı has adamları Musa ve İsmail’le birlikte Durmuş’un kasabadaki evini bastılar... Maksatları Koca Müslüm’ün kasabaya gitti dediği Mihriban ve çocuklarını tekrar köye götürüp Hüseyin’e karşı yem olarak kullanmaktı. Durmuş ve karısı Abuzer’in kendilerine de bulaşacağı konusunda tedirgindiler zaten. Gece yarısı kapının Abuzervari çalmasıyla yürekleri ağızlarına gelmişti. Fakat korkunun ecele faydası yoktu. Kapıyı açan Durmuş içeriye ilk giren Abuzer tarafından çenesine yumruğu yemiş sendelemişti. - Çabuk getür ülen Mihriban ve çocuklarını! Diye kükredi. Durmuş şaşkın şaşkın sordu: - Ne Mihriban’ı, ne çocukları? Abuzer, Müslüm Dede’nin söylediklerine inanmamıştı aslında. Ama içinde bir umut ışığı vardı. Belki Hüseyin kasabaya gelip oradan alıp götürür ailesini diye. Ama Durmuş’un cevabı o umut ışığını da söndürmüş gibiydi. İsmail’i dış kapının yanına gözcü olarak bırakıp Musa ile birlikte Durmuş’u yaka-paça edip odaya soktular. Durmuş’un çocukları öbür odada uyumakta idi. Karısı Ayşe’nin gözleri faltaşı gibi açılmıştı gecenin bu saatinde Abuzer’i görünce. - Mihriban nerde? - Yok Abuzer ağa, olsa niye getür müyüm? - O zaman senin bunak gayın baban niye gasabaya gettiler dedi, niye bağa yalan söyledi Ha! - Ne biliyim Ağa, beni bu işlere garuşduman, ben gendü halimde yaşayıp gediyom şurada... - Ben seni şinci eyi yaşatacam Durmuş... Meraklanma, çok eyi yaşatacam... Durmuş ve karısı gözü dönmüş Abuzer’in çok kötü şeyler düşündüğünü tahmin edebiliyordu. Allah’a sığımaktan başka yapacakları birşey yoktu... - Ülen Musa! - Emret ağam.. - Bi bakraç su getü bahalım! Abuzer, birisine birşeyi kabul ettirmek için kafasını suya sokardı. Çok eskiden beri bu taktiği kullanırdı. Bu taktikle hem darp izi bırakmamış oluyor hem de nefessiz kalan kişi bildiklerini bülbül gibi okuyordu. Boğulmaktan kurtulduğuna şükrediyor, Abuzer’i şikayet etmiyordu. Akçakoca düzündeki tarla sahiplerinin çoğunun kafasını suya sokarak tarlalarını elinden almıştı... Musa, ağasından aldığı emri uygulamak için odanın dışına çıkarken Ayşe’ye göz etti. Zira bu evi bilmiyordu. Çocukların uyanmasını da istemiyordu. - Gel gız! barabar alah suyu... Ayşe korkuyla çıktı odadan. Musa dışarı çıkarken omuzundan tutarak itekledi. Kısa zamanda büyük bir bakraç içinde su gelmişti. Durmuş ve Ayşe bu suyun ne işe yarayacağını merak ededursun Musa, Durmuş’un ensesinden tuttuğu gibi yere yıktı. Kocasının yere yatırıldığını gören Ayşe bir çığlık attı. Abuzer derhal ağzını kapattı sıkı sıkı. Ayşe, Abuzer’in güçlü kolları arasında kımıldayamıyordu. Musa gene Durmuş’un ensesinden tutup kafasını bakracın içine daldırdı. Durmuş’un kafasını zapdetmek ihtiyar Müslüm Dede kadar kolay olmuyordu. Musa ağasının yanında mahcup olmamak için olanca gücüyle abanıyordu Durmuş’un üzerine. Abuzer bu işte bir hayli tecrübeli olduğu için Durmuş’un kafası suyun içinde ne kadar süre kalırsa tesirli olacağını kestirebiliyordu. Bu süre kişinin yaşına, durumuna göre değişiyordu... * DEVAMI YARIN Yazan: KEMAL ARKUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT