BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kuşlar ağlıyor!

Kuşlar ağlıyor!

Adı “Kuşçu Salih”e çıkmıştı. Salih Acar, yıllar boyunca tabiatın olağanüstü varlıkları olan binbir renkli kuşları taşıdı tuvaline. 84 yaşında öldü ama tuvallerindeki üzgün kuşlar, havalanmaya devam ediyor semada...



Salih Acar’ı ben, “Bu gezegene sahip çıkın, çünkü elimizde yalnız bu gezegen var” ve “Dünyada her şey üretilebilir; yeniden üretilemiyen tek şey; temiz hava ve temiz sudur” sözlerinden hatırlıyorum. Abdülkadir Günyaz’ın Salih Acar’ı bütün yönleriyle ala aldığı olağanüstü güzellikte kitabının girişinde de yer alan bu iki önemli söz, Acar’ın “tabiat aşığı” bir sanatçı olduğunun altını yeterince çizmiyor mu? Geçen hafta sonu 84 yaşında hayata veda eden Salih Acar’ı daha çok kuş resimleriyle tanıdık. Kendine “Bu evrenin sevdalısı” diye isim de takan sanatçı, 1927 yılında Bulgaristan’da başlayan hayatına İstanbul’da son noktayı koyarken, geride, tuvallerden çıkıp havalanacakmış gibi duran olağanüstü güzellikteki “kuş”larını bıraktı. Kuşlarla dostluk 1950’li yıllarda İstanbul’a gelen ve yeteneğiyle kendine önemli bir yer bulan Filibeli Salih Acar, ülkesinde sefalet ve çalışmanın içiçe girdiği ömründe Gerhard Somer’in öğrencisi olur. Hocasının “Holbein’e benziyor, Michelangelo’yu andıran bazı kıvraklıkları var” sözleriyle yüreklenir ancak “Komünist ülkeden sanatçı çıkmaz” sözü onu Türkiye’ye yönlendirir... 1950’deki göç sırasında da İstanbul’a gelir. Yoksulluk devam eder. Akademiye girer. Yapı Kredi Bankası’nın 10. yıl kutlamaları dolayısıyla katıldığı resim yarışmasından sonra her şey tersine döner. Aliye Berger, Cemal Tollu ve Salih Acar dereceye giren isimler arasındadır. İlk sergisini 1955 yılında açar. Doğal hayatla içiçedir sanatçı. Bu yüzden av merakı da vardır. Kuşları, ördekleri, kazları gözlemler. Onun derdi avlanmak değil, bu amaçla tabiatı daha iyi tanımaktır. Bir süre sonra olağanüstü güzellikteki resimlerine girer kuşları. Belkıs hanımla evlenir o yıllarda. Dünyası tamamen değişir. Türkiye’nin birçok yerinde bulunur, Tarabya Oteli yarışmasını kazanır, TBMM binası için resim ısmarlanan sanatçılar arasında yer alır, kuş tutkusu Doğal Hayatı Koruma Derneği’ne kadar götürür onu. Dirençli bir adam Salih Acar, başarılarla dolu bir hayat yaşadı. Bebek, Aşiyan, Küçüksu, Göksu, Kandilli, Bebek güzergahında yıllar boyunca kürek çekti. 1995’te ABD’nin en saygın kuruluşlarından Albert Einstein Uluslararası Akademi Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler’in 50. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla verilecek “Fahri Doktorluk” ödülüne aday gösterildi. Özel koleksiyon kurdu... Özetle, tam bir sanatçı gibi yaşayıp gitti bu dünyadan... Her şeye rağmen ölümlere, yangınlara, yıkımlara direndi... Zaman zaman kuş tutkusu yüzünden eleştirilse bile, tuvalinden çıkıp göklere karışacak kadar canlı kuşları ile bir ekol oluşturmayı bildi. Elinden tuttuğu ve ardından yürüdüğü insanlar tarafından büyük bir saygıyla anıldı. “Kuşçu Salih” belki yalnız başına öldü ama resimlerine aldığı binlerce kuş, başımızı kaldırdığımızda gökyüzünde hâlâ kanat çırpıyor. “Söz uçar, yazı kalır... Resim daha da fazlasından...” Rahmet onun üzerine olsun.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT