BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzünün kızardığının farkında değildi!..

Yüzünün kızardığının farkında değildi!..



ermet’in, büyük bir gayretle, ama ustalıkla İclal’in etrafında dolaştığı artık anlaşılmıştı. Ali Cengiz: - Uzaklardan dolanmayı bırakalım, dedi. İşi yakın takibe almalıyım. Bir münasebetsizlik olmasın. Yürü bakalım Ali Cengiz. Düş herifin peşine. Genç adam, ufak tefek hadiseleri birleştirerek düşününce korkunç neticeye varmıştı. Artık fazla tereddüde düşmedi: - Zibidi, İclal’in peşinde, dedi. Besbelli!.. İclal’in gelişini kolluyordu.Bunu görünce harekete geçti. Soğukkanlı falandı ama, fena halde sarsılmıştı. Beyni uğulduyordu.Acaba ne olacaktı? - İşin kötüsü, karışmaya da kızmaya da hakkım yok, dedi. Zibidinin onu beğenmeğe, hatta aşık olmaya hakkı var. İclal buna nasıl mukabele edecek? Tabii, istediği ve uygun gördüğü şekilde. Diyelim ki, iyice kendimi kaybederek müdahale ettim, öyle yahut böyle karıştım. Bana “Hangi sıfatla?” diye sorsalar ne diyebilirim? Genç adam bir yandan şirkete doğru ilerleyen Sermet’i dikkatle takip ediyor, arada da süratle bunları düşünüyordu. - İki şık var, diyordu: Birincisi, İclal’in ona fırsat tanımaması, yüzvermemesi... İkinci şık bence en güzeli. Zibidi onu yüzsüzce rahatsız eder İclal’i zora koşarsa aliyyülala olur. O zaman herifi bir güzel döğmek fırsatı doğar. Ama hani: - Alan razı, veren razı derler. Bu takdirde elimden hiçbir şey gelmez. Çok şükür ki soğukkanlıyım. Ya Rabbi! Bana saçmalamak fırsatı verme. Diğer tarafta İclal, karda yürüyerek, temiz havayı teneffüs ederek şirkete yaklaşıyordu. Bir yandan da: - Aferin şu belediyeye, diyordu: Zira yerdeki kar, ancak erimeye başlayıp batak haline gelirse temizlenmeli. Şu haliyle karda yürümek büyük zevk. Yaz yaza, kış kışa benzemeli. Yıllardır böyle olmuyordu. Bununla alakalı görerek Ali Cengiz’i hatırladı. - Sabahleyin, tesadüfen erken kalkıp camdan bakınca onun gidişini gördüm. Kar üzerinde yürürken kim bilir ne zevklenmiştir. Bunu düşünmesiyle, ansızın yanaklarına kan hücum etmesi, kızarması bir oldu... Aynen sabahki gibi... Ali Cengiz, tesadüfen onun bulunduğu pencereye kısa bir an baktığı zaman... İclal kızardığını farkeder etmez: - Soğuktan yüzüm al al oldu galiba, dedi. Ali Cengiz’i ve sabahki hadiseyi hatırladığı için kızardığının farkında değildi. Eh... Bu işler böyledir işte! İnsan bazan, kendi içindeki hislerden gafil kalır... Mamafih, biz de hüküm veremiyeceğiz. Tam aslını bilmiyoruz. Hadiseleri anlatmakla iktifa ediyoruz. İclal, şirketin kapısına yirmibeş-otuz adım kala Sermet’in geldiğini gördü. Aynı saniyede, her insan gibi vaziyetin muhakemesini yaptı. Onunla tanışmıştı. Yabancı sayılmazdı. Yavaşlamak, karşılaşmaktan kaçınmak, görmezlikten gelmek, resmen ayıp kaçardı. Aynı düşünce, Sermet için de geçerli idi. Yalnız bu sefer, evvelki gibi gafil davranmayacaktı: - Evet... Gerekirse, kendini mecbur hissederse, yahut uygun görürse ilk selam vermesi gereken kadındır. Kadın, mahzurlu bulur görmezden gelmek isterse, erkeğin buna riayet etmesi icab eder. Eminim ki, İclal de bana olan hayranlığına rağmen aldığı terbiye icabı, selam vermeme hakkını kullanacaktır. Fakaaaat... İşte bütün bunlar para etmeyecektir. Çünkü aynı anda müthiş Sermet zekası, gaddarca harekete geçecektir. Muaşeret kaidelerine riayet etmeme rağmen İclal bana selam verecektir. Sermet zekası, amansız, affetmez darbesini indirecektir.* DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT