BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Varı yoğu para olmuştu!..

Varı yoğu para olmuştu!..



oktor Serdar Ataç, Talat beyi görünce kontrol ettiği servis defterini bırakarak onlara doğru yürüdü. - Hoş geldiniz. Ben de sizi bekliyordum. Talat bey heyecanlanmıştı: - Ne var doktor, Bir şey mi oldu, iyi mi Mehpare? - Merak etmeyin efendim. Uyuyor. Kendisini rahatlatmak için bazı ilaçlar vermek zorunda kaldık. Şimdi uyuyor onların etkisiyle. Ben sizden etraflı bir şekilde Mehpare hanımın hikayesini dinlemek istiyorum. Kendisi konuşmuyor. Hiçbir tepki vermiyor. Sanki bu dünyadan kaçmak istermiş, burayla ilgisini kesmek istermiş gibi bir görünüm sergiliyor. Omuzları çöktü yaşlı adamın. Yanındaki avukata baktı, doktora döndü: - Bu bey yakınımız. Avukat Servet Kılıç. Doktor başıyla selamladı avukatı. Birlikte yürüdüler yaşlı kadının yattığı servise doğru. Baktılar içeriye. Mışıl mışıl uyuyordu kadıncağız. İçini çekti karısını seyrederken Talat bey. Göz kapakları küçülmüştü sanki. Yüzündeki çizgiler derinleşmiş, dudakları kilitlenmiş gibi düz bir çizgi halini almıştı. Tülbendinin altından bembeyaz olmuş saçları görünüyordu. Yavaşça yaklaştı adam. Titreyen elleriyle okşadı saçları, düzeltti tülbendi. Sonra çaresiz bir şekilde döndü kendisini izleyen doktorla avukata doğru: - Çok bitkin görünüyor... Diye fısıldadı. Serdar Ataç eliyle yol gösterdi onlara: - Buyurun, odama gidelim. Yaklaşık bir buçuk saat kaldılar doktorun yanında. Yaşadığı her şeyi bir bir anlattı Talat bey. Servet bey ise hikayenin kalan kısmını dehşet içinde dinledi. Muhsin’in yaptıklarını öğrenince bu insanlara karşı duyduğu saygı fazlalaştı ama öte yandan Muhsin ve Tahsin’e olan öfkesi doruğa çıktı. Doktor gerekli her şeyi öğrenmişti Mehpare hanımın tedavisinin uzun süreceğini söylüyor, Talat beye sabırlı olmasını tavsiye ediyordu. Hastahaneden çıktıkları zaman akşam olmak üzereydi. Yaşlı adam mahcup bir şekilde gülümsedi: - Sizi de işlerinizden alıkoydum. Kusura bakmayın. Benim için bütün gününüz gitti. - Aman Talat bey, ne demek? Böyle söylemeyin gücenirim. Yaşlı adamı evine kadar bıraktı avukat. Talat bey yine yalnız başına evine girmenin tedirginliğini taşıyarak kaldı bir başına. Yorgun, umutsuz ve üzgündü.  Muhsin odasına giren sekreter kıza imzaladığı evrakları verdikten sonra arkasına dayandı ve ellerini ensesinin arkasında birleştirerek gözlerini tavana dikti. Odası yeni dekore edilmiş, bizzat Bircan hanım ve Şükran ilgilenmişti bu konuyla. Hiçbir şey Muhsin’in zevki değildi. Genç adam bundan da o kadar fazla şikayetçi değildi. Her taraf turkuvaz rengi mobilyalarla donatılmıştı. Yerler lila rengi halıyla kaplıydı. Perdeler de bu görünüme son derece uygun desenli kumaşlardan yapılmıştı. Sıcacık bir görüntüsü vardı odanın. Genç adam genellikle öğlene doğru geliyor, fazla bir şey yapmadan akşama kadar odasında oturuyor, bazı kağıtlar imzalıyor, gereken bütün işi emrindeki danışmanlar yönlendiriyordu. Yerinden kalkıp geniş camlı pencereye doğru yürüdü. Hayatındaki her şey değişmişti. Arzu ettiği her şeye eksiksiz sahip olabilme gücünü elde etmişti. Ama bir şeylerin eksikliğini yaşıyordu ve bunun ne olduğunu bilemiyordu. Karısının kendisine olan ilgisi iyice vurdumduymaz bir hal almıştı. Şükran son derece hür ve kendi kafasının dikine giden, şımarık bir kızdı. Yine de Muhsin elde ettiği diğer şeylerin buna değer olduğunu düşünüyordu. Sıkıntıyla soludu dışarıyı seyrederken. Canı sıkkındı. Sabah babasıyla yapmış olduğu görüşmeden sonra bütün gününü morali bozuk geçirmişti. Sıkıldığı konu ise annesinden ziyade yaşadığı huzurun bozulmuş olmasındandı. Tahsin’i hiç aramamıştı. Önce Bircan hanım itiraz etmiş: - Ben kızımın kocası bir mahkûmun kardeşi denmesinde hoşlanmam. Diyerek bu işi halletmesini söylemişti. Şükran da muhitlerinde böyle bir konunun nasıl sansasyon oluşturacağını çılgınlar gibi bağırarak anlatmıştı. Muhsin böylece kararını vermiş, bu talihsizliğe uğrayan kardeşini bir kalemde silip atmıştı. Hiç de üzüntü duymadı bu davranışından. Yavaş yavaş insani duygularını yitiriyor, yaşama tarzı gıcır gıcır banknotlara endeksleniyordu. Varı yoğu para olmuştu. Bu düşünceler içinde ne annesini, ne de babasını düşünüyor, onları da göz ardı etmiş bir vaziyette hayatından çıkarmış görünüyordu. Sekreter kızın telefonu çaldırmasıyla uyandı daldığı düşüncelerden. - Efendim? - Halit bey sizi istiyor efendim. Odasında bekliyor. - Tamam, gidiyorum. Vücudunu geriye doğru attı. Biraz kilo almıştı. Odasına bitişik bulunan özel banyoya girdi, aynada yüzünü kontrol etti. Oldukça sağlıklı görünüyordu. Saçlarını düzeltip çıktı. Mutlaka akşam bir davet vardı ve kayınpederi bu davete gitmek zorunda olduklarını söyleyecekti. Alışmıştı artık. Koridorda lakayt bir tavırla yürüyüp tam karşıdaki odanın önünde durdu. * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT