BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şahane tevil-paranoya ve Öcalan

Şahane tevil-paranoya ve Öcalan

Başbakan Ecevit’in veya Cumhurbaşkanı Sezer’in ABD’deki saldırıdan sonra, diğer Avrupalı devlet ve hükumet adamları gibi Washington’a gidip Amerikalıların acısını paylaşmamış ve dayanışmayı kanıtlamamış olmalarını eleştirmiştim. Böylelikle, manevi boyutları bir tarafa, terör konusundaki davamızı ve köktendinciliğin bizi etkilemediğini göstermek için bir fırsatın kaçırıldığına inanıyorum



Başbakan Ecevit’in veya Cumhurbaşkanı Sezer’in ABD’deki saldırıdan sonra, diğer Avrupalı devlet ve hükumet adamları gibi Washington’a gidip Amerikalıların acısını paylaşmamış ve dayanışmayı kanıtlamamış olmalarını eleştirmiştim. Böylelikle, manevi boyutları bir tarafa, terör konusundaki davamızı ve köktendinciliğin bizi etkilemediğini göstermek için bir fırsatın kaçırıldığına inanıyorum. Tevil Dışişleri Bakanlığının, bu gibi eleştiriler üzerine, MİLLİYET gazetesinde, Fikret Bila vasıtasıyle yaptığı açıklama, diplomatlarımızın “çok şey söyleyip bir şey söylememe” maharetlerinin bir örneği idi. Okurken meşhur şarkı aklıma geldi “Palavra, palavra...” Müsaade etsinler, zırva tevil götürmüyor! Ancak açıklamanın son cümlesi asıl sebebi ortaya koyuyor: “Plansız heyecanlı ve atik bir görüntü verilmesi Ankara’yı istenmeyen noktalara sürükleyebilir. Körfez Savaşında bunun zararları görülmüştür!” Onlar nerede biz neredeyiz. Hâlâ on yıl evvelki Körfez Savaşına takılmışlar; oysa 11 Eylül 2001’de çok şey değişti. Ama Dışişleri Bürokratlarını da bir yerde mazur görmek gerekir. İsmail Cem başta Başbakanın bu konuda “heyecanlı ve atik” olması gerekirken bunu yapmamasını mazur görmek için, klasik diplomasi dilini yani tevil yolunu seçmek zorunda kalmışlar. Temas ettiğim Amerikalılar, Başbakanın şu sıradaki “durumu” dolayısıyla ve de iç politika açısından yani içerdeki Saadet ve AKP muhalefti karşısında, fazla atik davranamamasını, nazikane, bir şekilde “anlayışla” karşılıyorlar. Eşim yıllardır bana “Amerikalıların yaptıkları şu terör ve komplo filmleri acaba teröristlere yol göstermiyor ve örnekler vermiyor mu?” diye sorardı. Teröristlerin bu filmlerden çok şeyler öğrendikleri düşünülebilir. Şımdi de Amerika’da bir paranoya başladı: Teröristlerin bundan sonra, nükleer silahlar ve tarım ilacı serpme uçaklarını kullanarak kimyevi, biyolojik, bakteriyolojik silahlar kullanacakları korkusu! Amerikan Adalet Bakanı FBI Başkanı da bu ihtimalden bahsettiler ve günlerdir Amerikan gazete ve televizyonlarında tehlikenın dehşetengiz ayrıntıları, bu silahların nasıl kullanılacağı, insanlar üzerinde nasıl ölümcül etkiler yapacakları yayınlanmakta. Şimdi Amerikalılar dehşet içindeler. Teröristler bu silahları hatta nükeer silahları kullanmaz demiyeceğim ama bunu paranoya haline getirmek ve yol göstermek yanlış değil mi? Anayasa ve Öcalan Anayasa değişikliklerinin Meclis’ten geçeceği görülüyor. Değişiklikler halk oylamasına sunulsaydı daha yerinde olurdu demiştim ama Yargıtay Başkanı Dr. Sami Selçuk gibi “bu değişiklikleri TBMM yapamaz” diyemiyorum.. Millet meclisinin kararı ve kamuoyunda oluşturulan hava karşısında benim itiraz ve tereddütlerim artık “Okmeydanındaki buhurdan” gibi kalıyor! Ancak Değişiklikler konusunda beni hâlâ rahatsız eden dil konusunda kabul edilen hükümler. Bu husustaki eski yasak kaldırıldıktan sonra acaba kapı, Kürtçe Radyo ve TV yayınlarına aralanmış olmayacak mı? Böylelikle ülkenin bölünmez bütünlüğüne halel gelmeyecek mi? Özellikle MHP’lileri Genel Kurul’da bu hususta dikkatli olmaya ve bölücü medyada bu konuda yazılıp çizilenleri izlemeye davet ediyorum. İdam cezası Değişikliklerde idam cezasının terör suçlarında kaldırılmaması kabul edilmiş. Hele Şükür! Ama bazıları hâlâ idam cezasının tamamıyle kaldırılmasında Öcalan’ın bu değişiklikten muaf tutulmasında ısrar ediyorlar.. Öcalan ve taraftarlarının TÜSİAD’a ve raporuna övgü yağdırmaları boşuna değil. Artık bu da akademik olsa bile şimdi şu kadarını söylemeliyim: Öcalan hakkında en yüksek adli mercilerimizin verdiği idam hükmünün kanunen gerektiği halde TBMM’ye tasdik için sevkedilmeyip askıya alınması bu koalisyon hükümetinin en büyük tarihi hatası ve şehitlerin ruhuna ihaneti olmuştur. Öcalan İmralı’da canlı olarak mezara konur.. oysa asılırsa kahraman olur” faraziyesi yanlış çıktı: Öcalan hâlâ bazılarının kahramanı. Her konuda hatta son ABD olaylarını da nalıncı keseri gibi kendisine yontan ahkâm kesmekte. Yakında davası AİHM’de görülürken terörist değil özgürlük savaşcısı olduğunu söyleyecek. Avrupa sokaklarında kahramanlığı ilan edilecek. Amerikalılar Usame Bin Laden’i ve son saldırının faillerini yakalasalar, acaba ne yaparlar? Alkatraz adasına hapis mi ederler?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT