BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaralı parmağa damlatmadan

Yaralı parmağa damlatmadan

Filan ilin valisi, falan kamu kurumunun genel müdürü... Nerede bir taşı öbür taşın üstüne koymuş, hayatında hiç risk almış mı, eleman çalıştırmış mı, zarar etmiş mi, kâr etmiş mi, batıp çıkmış mı, kahır çekmiş mi?



¥ Filan ilin valisi, falan kamu kurumunun genel müdürü... Nerede bir taşı öbür taşın üstüne koymuş, hayatında hiç risk almış mı, eleman çalıştırmış mı, zarar etmiş mi, kâr etmiş mi, batıp çıkmış mı, kahır çekmiş mi? Kazanmak, kaybetmek, üretmek, yanında çalışan insanlara maaş vermek, vergi vermek, günde 18 saat mesai yapmak nedir biliyor mu? Vazgeçtik validen, genel müdürden, bu cendereden geçen bürokrat var mı? İşvereni devlet olanlar için ekonomik kriz ne anlama geliyor? ¥ İzmir’de doğan, İstanbul’da üniversite bitiren bir genç Adıyaman’ın bir ilçesine kaymakam olarak giderse oradakilerin derdini anlayabilir mi? ¥ Türkiye’de üç büyük işçi sendikası var. Bunların toplam üye sayısı yaklaşık 800 bin. 650 bin kamu çalışanını düştüğünüz zaman geriye 150 bin kişi kalır. Oysa bu memlekette çalışan değilse de çalışabilir yaştaki insan sayısı 19 milyon. 8 milyon serbest iş yapanı düştüğünüz zaman geriye 11 milyon kişi kalır. 150 bin kişi 11 milyonun kaçta kaçı eder? Yüzde 1.4. Bu oranla çalışanlar adına nasıl konuşulur? ¥ Çalışanlardan sendika aidatı peşin kesiliyor, çalışan kendi iradesi ile gidip makbuz karşılığı ödeme yapmıyor. Vergi de aynı yolla toplanıyor. Devlet her bir çalışanla tek tek muhatap olup, getir vergini ver demiyor. Bu işten çalıştıranı sorumlu tutuyor. Bu durumda vergiyi ve aidatı çalışan mı çalıştıran mı ödemiş oluyor? ¥ İşveren ücretleri net öderse, işçi de esnaf gibi vergisini, primini kendisi yatırırsa hem mükelef olur hem de ödediği verginin nereye gittiğinin, nasıl harcandığının derdine düşer. Başkasının kesesinden vergi mükellefi olunur mu? Misal: Çalışanlar ikinci el otomobil alırken ödemek zorunda oldukları alım satım vergisini bir türlü kabullenemezler. Oysa aynı çalışanlar biraz da yüksek ücret alıyorlarsa her ay maaşlarından kesildiği söylenen 300 milyon, 500 milyon vergiyi hiç dert etmezler. Onu kendilerinden çıkmış saymazlar. ¥ Devlet memuru hiç vergi vermez. İşverenle vergiyi toplayan aynı kurum olduğu zaman vergi oranının yüzde 10 olması ile yüzde 90 olması arasında fark olur mu? Bir memurun brüt maaşı 5 milyar lira olsa, vergi oranı da yüzde 90 olsa net maaşı 500 milyon eder. Devletin kasasından kâğıt üzerinde 5 milyar çıkar, 4.5 milyarı vergi olarak geri döner, net çıkan 500 milyon olur. Brüt maaş 550 milyon vergi de yüzde on olsa 550 çıkar, 50’si vergi olarak geri döner net gider yine 500 milyon olur. ¥ Başı dara düştükçe Bağımsız Türkiye diye bağıranlardan işi gücü olan birini tanıyor musunuz? Kimsenin yaralı parmağına damlatmadan, bağımsız Türkiye diyerek, hamburger düşmanlığı yaparak kim kimin derdine ilaç bulmuş? Hem siz bağımsız kaç ülke adı sayabiliyorsunuz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT