BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Bu insanın, Barış Sokağının azgın çocuklarıyla baş etmesi mümkün müydü? Koskoca emniyet başa çıkamıyordu bu yaramazlarla. Daha küçük yaşta esrar çekenler mi dersin, Bally kullananlar mı dersin, hırsızlık yapanlar mı dersin her yol vardı...



Hiç güleceği yoktu Eşref beyin... Ama bu saf Anadolu insanı bir an için sıkıntısını gidermişti. Bu insanın Barış Sokağının azgın çocuklarıyla baş etmesi mümkün müydü? Koskoca emniyet başa çıkamıyordu bu yaramazlarla. Daha küçük yaşta esrar çekenler mi dersin, Bally kullananlar mı dersin, hırsızlık yapanlar mı dersin her yol vardı bu sokağın çocuklarında. İnsanı sulu dereye götürüp, susuz getirirlerdi... - Olay sadece bundan mı ibaret? - Evet amirim bundan ibaret.. - Niye şikayet ettiler seni o zaman? Sarışın Lara hanımı hatırladı birden. Kendilerini “Hanzo” diye hakir gören kibirli kadını. Başkomiserin samimi halini de görerek deşarj olmak istiyordu: Amirim benim oturduğum gecekondunun karşısında bir kadın var, sarışın... Adı Lara mı ne diyolar. Bu kadın bizi bir türlü kabullenemedi. Daha sokağa ilk geldiğimiz gün “hanzolar burayı da buldu. Kıroların burda ne işi var” diyerek bizi tahkir etti. İşte bu kadın çıktı ben çocuklarla konuşurken. Sonra da “sen utanmıyor musun küçük çocuklara bıçak çekmeye” diye azarlayıp, seni polise şikayat edeceğim demişti, etmiş işte... Sen nerelisin Hüseyin? Erzurumluyum amirim. Niye bırakıp geldin memleketini be koçum? bu memleketin kahrı çekilir mi hiç? Ben de Elazığlıyım. Hemşehri sayılırız. Bıktım bu semtin suçlularından... Her gün yüzlerce vukuat, olay, bir sürü şehir eşkıyası türedi, rahatlık yaramıyor bunlara! Tabii yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, nasıl buldularsa parayı vurmuşlar zamanında. Kimseyi gözleri görmüyor, önlerine gelenin canını yakıyorlar acımasızca. Hem suçlular hem güçlüler, karakola düşünce de araya binbir hatırı sayılır tavassut koyuyorlar. Nefret ettim, inan nefret ettim. Şu semtten gitmek için can atıyorum inan.. Hüseyin’in sorgulamasını hiç oturmadan ayakta tamamlamıştı başkomiser Eşref bey. Yahu hemşehrim, şöye bir otur da karşılıklı birer çay içelim seninle. Sağol amirim zahmet olmasın size. Ne zahmeti be hemşehrim, böyle olduğu gibi görünen insanlarla karşılaşmak kolay değil artık. Başkomiser masasına otururken, onun işaretiyle Hüseyin de onun karşısındaki sandalyeye oturmuştu. Arkasına doğru gerilerek Hüseyin’i süzdü bir müddet. Ee! Nerden buldun bu semti, hangi rüzgar attı seni buralara? Uzun hikâyeydi. Lafa nereden başlayacağını düşündü bir müddet. - Amirim.. dedi, boğazını temizledi... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT