BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > IMF: "Türkiye'de ekonomik durum hala zor"

IMF: "Türkiye'de ekonomik durum hala zor"

15 Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından hazırlanan, ikinci altı aylık ''Dünyanın Ekonomik Görünümü'' raporunda, Türkiye'deki ekonomik durumun hala zor olduğu ve başarıya ulaşmak için programın hatasız uygulanmasının ve siyasi desteğin sürmesinin şart görüldüğü belirtildi. Raporun Türkiye'ye ilişkin bölümünde, bu yılki tüketici fiyatlarına göre enflasyon oranı yüzde 51.9, gelecek yılki enflasyon ise yüzde 32.7 olarak olarak öngörüldü.



15 Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından hazırlanan, ikinci altı aylık ''Dünyanın Ekonomik Görünümü'' raporunda, Türkiye'deki ekonomik durumun hala zor olduğu ve başarıya ulaşmak için programın hatasız uygulanmasının ve siyasi desteğin sürmesinin şart görüldüğü belirtildi. Raporun Türkiye'ye ilişkin bölümünde, bu yılki tüketici fiyatlarına göre enflasyon oranı yüzde 51.9, gelecek yılki enflasyon ise yüzde 32.7 olarak olarak öngörüldü. Bu yıl Türk ekonomisinin yüzde 4.3 küçüleceği, gelecek yıl ise büyümenin yüzde 5.9 olacağı tahmin edildi. Ancak bu ay başında yazıldığı belirtilen rapor, ABD'de 11 Eylül'de meydana gelen terörist saldırıların dünya ve dolayısıyla Türk ekonomisine yapmakta olduğu olumsuz etkileri içermiyor. Washington'daki uluslararası finans çevreleri, bu yüzden IMF raporundaki rakamların, en azından bu yıl için pek gerçekçi olmadığını ve sonucun daha olumsuz yönde gerçekleşebileceğini savundular. IMF'nin Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda, Türkiye'de faiz oranlarının yüksek seyretmeye devam etmesinin, ekonomik toparlanmayı riske attığı vurgulandı. Türk hükümetinin elde ettiği başarılar ise, bankacılık sektörünün yeniden yapılanmasında atılan önemli adımlar, mali dengelerin beklenenin ötesinde güçlendirilmesi, enflasyonun düşme belirtileri göstermesi ve siyasi uygulamanın iyi olması şeklinde sıralandı. Raporun Türkiye bölümünde, şöyle denildi: ''Ekonomik temellerin zayıflaması, politikalardaki hatalar ve siyasi belirsizliğin artması, Şubat'ta büyük bir spekülatif saldırının meydana gelmesi ve sonuçta TL'nin dalgalanmaya bırakılmasıyla neticelendi. Kriz döneminde faizlerin aşırı yüksek oranda seyretmesinin yanı sıra devlet bankalarının büyük oranda gerçekleşen geçelik borçlanmaları ve müdahale edilen özel bankalara verilen resmi destek, kamu borçlarının önemli ölçüde yükselmesine ve vadelerinin hızla kısalmasına yol açtı. Krizin ardından düşme gösteren faiz oranları, yine de genelde hep yüksek kalarak, mali sürdürülebilirliği ve ekonomik toparlanmayı tehlikeye attı. Döviz kurları ve enflasyondaki aşırı belirsizliğin yanı sıra gerçek faiz oranlarının yüksekliği, reel ekonomiye zarar verdi ve zaten kırılgan olan bankacılık sistemi üzerindeki baskıları artırdı.'' -EKONOMİ EKİBİNİN ÖNÜNDEKİ TEMEL SINAV- Türkiye'nin yeni ekonomi ekibinin önündeki temel sınavın, güvenin yeniden sağlanması ve faiz oranlarının hızlı ve sürdürülebilir şekilde düşürülmesi olduğu vurgulanan raporda, şu görüşlere yer verildi: ''Türk hükümetinin gözden geçirilen programı, bankacılık sektörü başta olmak üzere temel yapısal zayıflıkların giderilmesini, kamu sektörünün borçlanma ihtiyacının azaltılmasını ve borçların döndürülebilirliğini amaçladı. Parasal politikanın enflasyonu düşürmesi ve ücretler ve sosyal güvenlik konularında toplumiçi diyaloğun güçlendirilmesi hedeflendi.'' IMF'nin raporunda Türkiye'nin performansı ve geleceğe yönelik beklentiler de şöyle değerlendirildi: ''Şu ana kadar, performans karışık olarak gerçekleşti. Tahmin edildiği gibi büyüme büyük hızla düşerek eksiye geçti. Ancak iş güveninin yeniden sağlanmaya başlayabileceği yönünde göstergeler bulunuyor ve TL'nin değer kaybetmesi sonucu ihracat ve turizm gelirlerinin artması bekleniyor. Türk hükümeti, bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılmasında önemli ilerleme sağladı, mali dengeler beklenenden daha güçlü gerçekleşti, enflasyon düşme işaretleri gösterdi ve başlangıçtaki siyasi hataların ardından programın politik uygulaması, gözle görülür şekilde iyileşti.'' -FAİZLER, PLANLANANIN ÜZERİNDE- Buna karşılık iç faiz oranlarının bir ölçüde düşmekle birlikte, planlanan düzeylerin çok üzerinde kaldığına işaret edilen raporda, ''bu durumda da, piyasalardaki yüksek risk algılaması ve aralarında Arjantin krizinin bulaşma etkilerinin de yer aldığı olumsuz dış faktörler rol oynadı. Ekonomik durumun hala çok güç olduğu göz önüne alındığında, programın hatasız uygulanması ve siyasi desteğin tam ve bölünmeden sürmesi, şart olmaya devam ediyor'' denildi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT