BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Koca Yusuf

Koca Yusuf

Karalar Köyü çayırında kazanlar kaynıyor, davullar vuruyor, küçük pehlivanların naraları birbirine karışıyordu.



Kazanlar kaynıyor davullar vuruyordu Karalar Köyü çayırında kazanlar kaynıyor, davullar vuruyor, küçük pehlivanların naraları birbirine karışıyordu. Başyürüklerin salınmasını bekleyen Yusuf, hem heyecanlı hem de düşünceliydi. Heyecanlıydı, sözkonusu, bir at yarışıydı, bu yarışın sonunda kazanılacak Karaok’tu. Düşünceliydi, Demir Baba’nın ve Cücenin söyledikleri bir an olsun aklından çıkmıyordu. Güle üç defa yenilmek ne demekti? Küffar diyarında işi neydi? Mezarı niçin belli olmayacaktı? Niçin Demir Baba, demir ayakkabı yapıp yatağının karşısına asmasını, pehlivanlığın yedi şartını hiç unutmamasını söylemişti? Urumeli ile Dersaadet (İstanbul) arasında köprü olmak ne demekti? Yusuf, “Başyürükler hazır olsun” sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı, ancak heyecanı daha da arttı. Nihayet beklenen an gelmişti. Piştov patladı ve Başyürükler fırladı. Nihayet Başyürükler, Yüksek Höyük’ten salınmıştı. Yusuf, Karaok’un kulağını eğildi, “Ha Karaokum maçup itme beni” dedi. Karaok, tam bir ok gibi fırlamıştı. Sabah güneşi, simsiyah tüylerinde ışıl ışıl yanıyordu. Yusuf, çok heyecanlıydı. Karaok, güreşten sonraki ikinci aşkıydı. “Yarışı kazanmalı, Karaok’a kavuşmalıyım” diyordu. Ona sahip olmalıyım demeğe dili varmıyordu. Ona göre, Karaok’a sahip olunmaz, ancak yoldaş olunurdu. Yusuf, hayallere dalmış, Karaok’u kendi bildiğine bırakmıştı. Kıspet giydikten sonra, Karaok’la düğünden düğüne nasıl güreş kovalayacağını, ta Edirnelere, oradan da İstanbullara nasıl gideceğini düşlüyordu. Ancak düşün de zamanı vardı. Yanından şimşek gibi doru atın geçtiğini farkettiğinde çok geçti. Doru at fırlayıp gitmiş arayı açmıştı. Yusuf, telaşlandı: -Aydi Karaokum. Şaplağı Karaok’un sağrısına yapıştırdı. Şaplağa pek alışık olmayan Karaok, bu sefer tam bir ok gibi fırladı. Doru atla mesafe, biraz kapanır gibi olduysa da, daha kapatılması gereken çok ara vardı, en az on at boyu. Yusuf, elinde olmadan Karaok’u zorluyordu. Mesafe kapanır gibi olmuştu, ancak düğün meydanına yaklaşmışlardı, davulların sesleri duyuluyordu. Yusuf, ne yapacağını bilemedi. Bir anlık gaflet yüzünden yarışı ve Karaok’u kaybediyor muydu? -Ha Karaok’um, davran bre. Davulların sesleri daha yakından duyulur oldukça, Yusuf’un telaşı ve heyecanı ve üzüntüsü de artıyordu. Çıldıracak gibiydi. -Aydi Karaok’um! Aydi güzelim! Karaok, önündeki ata yetişme gayretindeyken, birisi de Karalar Köyü’ne girmek üzereydi. Köye giren yolcu şaşırmıştı: -Te be, bu küün insanları nerde? Tavuklaraa, köpeklee bile urtalıkta gözükmeyeri. Yolcu hem söyleniyor hem de birşey sormak için birini bulabilmek ümidiyle yürüyordu. -Dur! Bu ne? Davul sesi diil mi? Tamam be, davul sesi. İş annaşıldı. Davul dimek, düün, güleş, at yarışı dimek. Güleş, at yarışı olur da Deliurman külüsü, tavuu köpee evde durur mu? Düün meydanı tüm canlılaa içindir. Orda, insandan tavua bütün canlılaa rızklanır. * DEVAMI YARIN Yazan: HALİL DELİCE
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92124
    % 1.15
  • 5.2909
    % -1.01
  • 6.044
    % -0.52
  • 6.6919
    % -0.87
  • 213.346
    % -0.57
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT