BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Bu gençler için araba değiştirmek ayakkabı değiştirmekten farklı değildi. Özellikle jiplerin çarpışması çok heyecanlı oluyordu! Haluk şu ana kadar birkaç araba ıskartaya çıkarmıştı bu fantezi merakı yüzünden.



Günbay bey borsada işlem gören bir kâğıdı düşük fiyatla toplamaya başlıyor. Spekülatif olarak o hissenin değerini kısa zamanda artırıp, çok yüksek kârlarla satıyordu. O hangi kâğıdı ele alırsa o kağıt ya çok popüler oluyor veya yerin dibine batıyordu. Hemşehrileri memlekete fabrika kurması, oraya yatırım yapması konusunda defalarca ricada bulunmuşlardı ama Günbay bey yatırımdan ziyade, kolay kazanç sağlayacağı işleri tercih ediyordu. Oturma odasının balkonundan denizi seyretmekte olan oğlunun yanına uğrayıp hal hatır sordu: - Haluk bugün nasılsın oğlum, kolunda ağrı var mı? - Yok baba iyileşiyor artık. - Bulamadılar, senin kolunu kıran o ‘Hanzo’yu... Ama bir gün bulup böcek gibi ezeceğim onu meraklanma.. - O işi ben hallederim baba siz kendinizi o iş için yormayın. - Bir ihtiyacın var mı yavrum? - Sağol baba teşekkür ederim. Ama bizim Cadillac ne zaman geliyor? - Tamam oğlum sipariş verildi bugün yarın gelir. Eğer bir yere gidersen kardeşinin Mercedesiyle götürsün seni Bekir. - Yok baba şu anda buradayım, kolum iyileştiği zaman gerekecek Cadillac.. Haluk’a Cadillac marka araba, semtin zengin çocuklarıyla araba tokuştururken lazımdı. Bu semtin zenginlerinin tutku halindeki fantezileri araba tokuşturmaktı. Barış Sokağının biraz yukarısındaki düzlükte iki taraflı bir meyil vardı. Bu meyil çift taraftan yokuş aşağı geliyor ortada bir vadi oluşturuyordu. Yolun iki tarafından boşa bırakılıyor arabalar, tam ortada kendi hallerine çarpışıyorlardı. Bu çarpışma esnasında arabası sağlam olanlara bir şey olmuyor, arabası zayıf olanlar ıskartaya çıkıyordu. Aslında bu fantezi çok riskliydi. Çarpışma esnasında yaralananlar oluyordu. Bu gençler için araba değiştirmek ayakkabı değiştirmekten farklı değildi. Özellikle jiplerin çarpışması çok heyecanlı oluyordu! Haluk şu ana kadar birkaç araba ıskartaya çıkarmıştı bu fantezi merakı yüzünden. Ama şimdi Cadillac gelirse her halde hiçbir arabaya yenilmezdi... Yıldız Hanım oturma odasının balkonunda kocası ile oğlunu konuşurken görmüş yanlarına gelmişti. - Oo! sohbetiniz bol olsun, bakıyorum baba oğul sohbeti koyulaştırmışsınız. - Yok be hanım bu hayta ile sohbet mi edilir. Bilmem ne yapar beni her gördüğünde araba ister. Daha BMV’yi ne zaman almıştık ki, şimdi de tutturmuş illa Cadillac istiyor. - Canım lafı mı olur kuzum, çocuğu niye kırıyorsun ki al gitsin benim oğluma, can fedadır. - Tamam canım alacağız, ana-oğul ağız birliği etmişçesine sıkboğaz etmeyin beni bakkaldan turşu almıyorsun ki onun istediği model ancak sipariş verilerek ithal ediliyor. Babası, annesi ve ağabeyini balkonda bir arada gören Tijen sevinçle haykırmıştı: - Oo! Bu ne güzel bir tablo, baba, oğul ve anne!.. Bir arada, ne kadar özlemiştim bu tabloyu. Herhalde en son ben ilkokula giderken bir araya gelebilmiştik... Tijen, Günbay beyin başının tatlı belasıydı. Çok uçarı bir kızdı. Mankenlik eğitimi almıştı. Şu anda tanınmış mankenler arasındaydı... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT